Gönderi

Ölümcül Oyuncaklar, ikinci kitap!
Puan vermedi·453 syf.··
2025 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 00:00
Serinin ikinci kitabı ve aksiyon asla bitmiyor. Jace’in giriş bölümündeki davranışları yine oldukça tuhaf ve rahatsız edici. Yine de anlaşılabilir. Hayatında ilk kez “aşkı” hissediyor fakat o kızın kardeşi olduğuna inanıyor. Garip bir vaziyet. Bu noktada yine Magnus Bane’e fangirllük yaparak onun ve Alec’in hakkında konuşacağım. İnceleme amacım tamamen bu olmakla birlikte, bundan gocunmuyorum. Hatta Magnus’a olan sevgimle gurur duyuyorum. Sayfa 85’te Alec’in Jace ile “boynunun üzerine düşmesi” konuşmasını oldukça komik buluyorum. Bu izin sebebini ve o gece Alec’in “hakikaten” nerede olduğunu daha sonra, En Büyük Lanetler serisinde öğreniyoruz. Enstitü’nün kedisi Church bu kitapta oldukça komik. Kafasına eseni yapmasını ve Jace’in ona “hain Yehuda” demesini seviyorum. Magnus’un kötü şöhretinin herkesçe bilinmesini seviyorum çünkü o bunu umursamıyor ve hatta bununla gurur duyuyor. Alec’in Magnus ile ne kadar yakınlaştığının sinyalleri burada epeyce veriliyor. Numarasını almış olması da cabası. Adeta grubun “Magnus sorumlusu” olup çıkıyor. Magnus ise, yumuşak kalpliliği bir yana, birçok olaya Alec için dahil olarak onu okuma şerefine nail olmamızı sağlıyor. Magnus’un ücretini ödemeleri gerekse idi hepsinin ona ölene dek kölelik etmesi gerekirdi, Alec’e şükretmeliler. Sorgucu gibi katı bir kadının bile Magnus’tan bahsederken Alec’e “senin iblis efendisi” demesini, Alec’in kızarmasını ve her şey AÇIKÇA görülüyor olmasına rağmen reddetmeye çalışmasını seviyorum. Ayrıca Magnus’un bu kitaptaki esprileri üst düzey. Jace’i koruma ve evinde hapsetme görevi almışken onu Alec’le değiş tokuş etmesini seviyorum. Jace’in ifadesi ile, “Satın alma seçeneği bulunan bir kiralama.” Alec’in çekimserliği ara ara sinirimi bozsa ve kalbimi kırsa da onu anlayabiliyorum. (Tabii yine de üzülüyorum) Maia’yı iyileştirmeye gelen Magnus’un Maia’yı şaşkınlığa uğratması ve onun tarafından tanımlanma şekli: “Çok… çok parlak görünüyorsun.” Alec’in Magnus’a söylenen bu gibi cümlelerde (Izzy’nin Kemikler Şehri’ndeki “Ne *kız* ama!” esprisinde de, sitem etse de eğleniyor.) gülmesi oldukça sevimli. Ekibin; Magnus’tan, Alec sayesinde elde ettikleri, bedava hizmetleri bir “görev” ve arkadaşa edilen “yardım” olarak görmesine sinirleniyorum. Bazı noktalarda ondan hesap soruluyor ve her seferinde “Sizin ne haddinize?!” diye düşünürken buluyorum kendimi. Magnus Alec’e trip attıktan sonra Alec BÜTÜN BİR GECE üzüntülü bir biçimde verandada oturuyor. Bunu öğrenen Magnus’un sevinci için dahi bu kitap okunmaya değerdi benim için. Clary’nin rün yaratma yeteneğinin kontrolü için Alec’e “cesaret” rünü çizdiği bölüm: (Sayfa 292) Alec burada az daha Magnus’la olan ilişkisini itiraf ediyordu ve çok şapşaldı. Magnus’un, iliskilerinin bilinmesini tercih eden taraf olmasına rağmen Alec’i düşünerek onu susturmak için büyüsünü kullanması oldukça sevimli ve okuması komik olsa da (Alec’in ağaç gibi devrilerek yere yığılmasını komik buluyorum) yine kendimi Magnus’a üzülürken buldum. Gemideki savaşta Malec: (sayfa 406) Bu bölümden evvel Luke, Clary ve Jace ile buluşan Magnus’un klasik tarzı (ışıltılı ve gösterişli) dışında giyinmesi, onun ruh hâlinin kıyafetlerine yansımasının gösterilmesi idi. Eski moda bir kumaş pantolon, ve gümüş düğmeli siyah bir frak. Onun tarzından oldukça uzak. Alec ile araları iyi olmadığı için morali bozuk. Magnus’un Alec için bu kadar tehlikeli bir savaşa katıldığı yetmezmiş gibi bir de onun tarafından “neredeyse” azarlanıyor olması oldukça kalbimi kırıyor ve aynı zamanda bu bölüm kitaptaki en sevdiğim bölüm. “Ben iyilik yapmam Alec.” … “Alec’in boğazında bir şeyler düğümlenince sesi çıkmadı. Magnus’la birlikteyken hep böyle oluyordu. Sanki yüreğinde bir sızı, bir pişmanlık vardı ve anlamlı veya doğru bir şey, herhangi bir şey söylemek istediğinde boğazı düğümleniyor ve sesi çıkmıyordu.” Bu pasajı oldukça seviyorum. Alec aslında duygularının epeyce farkında ve cesur olamadığı için kendisine de kızıyor. Ona kırılsam da kızamıyorum çünkü onun için oldukça zor bir durum… Ayrıca burada ilk kez Magnus’un 19 yaşında görünüyor olmasından bahsediliyor. Onun için zaman 19 yaşında duruyor ve sonsuza kadar bu şekilde görünecek. Alec’in Magnus ile gücünü paylaşması beni delicesine mutlu ediyor. “Al. Hepsi senin.” Alec’in söylediği her şey, her cümle oldukça yerinde ve “açık” fakat kendisi bunun farkında değil. Hatta bunu yetersiz görerek, bir sonraki kitapta doğru şeyleri söyleyemiyor olmasından yakınıyor. Hâlbuki Magnus onun bu huyunu seviyor (ve ben de). Bir şekilde gemideki savaş da sonlanıyor, Clary bu savaşın bitmesinde en büyük paya sahip fakat gücü henüz anlaşılamıyor. Valentine bu durumdan da kurtuluyor. Gücü şaka değil.
Edebiyat
Küller ŞehriCassandra Clare · Artemis Yayınları · 20242,487 okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.