Yine, genellikle Magnus Bane hakkında konuşuyorum.
Puan vermedi·560 syf.··
2025 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2025 00:00
Idris’e gitmek isteyen Gölge Avcıları, onlara bir kapı açması için Magnus’u çağırmıştır. (Elbette! Baska kim olabilirdi?) Magnus’un simsiyah giyinmiş Gölge Avcıları arasında “serada yetişmiş bir orkide gibi görünüyor” olması harika bir tanımlama. Onun zarafeti, bir orkide ile benzeşiyor. Burada Alec’in solgun ve huzursuz görünüyor olma sebebi, Magnus’un onunla muhatap olmuyor oluşu. Bunu zaten okurken tahmin etmek pek zor değil fakat anlayamayanlar için ilerleyen sayfalarda açıkça belirtiliyor. Magnus’un ücretinin inanılmaz pahalı olduğuna vurgu yapmasını seviyorum. Sesi yine, her kitapta olduğu gibi, “kadife gibi” ve “yumuşacık” olarak tarif ediliyor. Clary’nin annesini iyileştirmesi için başvuracağı Madeline, bu esnada öldürülüyor. Fakat inatçı küçük kız Clary, Idris’e gitmeyi kafaya koymuş durumda. Magnus burada oldukça sakin ve tatlı tatlı konuşurken ergen Clary’nin yine “ben yaparım” tavrı ağır basıyor. Onu suçlamıyorum, annesinin yaşamı söz konusu fakat hep yanlış kişilere yanlış zamanlarda patlıyor. Clary kapı açmaya çalışıp başarısız olduktan sonra Magnus hakkında ileri geri konuşmasını ağzına tıkan Luke (adamın dibi) beyefendiyi takdir ettim. Ve Alec’in moralinin bozukluk sebebi Simon ile olan konuşmasında açıkça ortaya koyuluyor. ŞAPŞAL ALEC’İMİN MAGNUS İÇİN “…benden hoşlandığını hiç sanmıyorum. Kapı’yı açmak için Enstitü’ye geldiğinde benimle neredeyse hiç konuşmadı bile.” demesi!!! ŞAPŞAL, açıkça senden bir şeyler bekliyor. Ahmak Konsül’ün; Magnus’un Simon’ı Idris’e yollaması hakkında “suçlar gibi” konuşmasında Alec açıkça sinirlenerek Magnus’un tarafını tutuyor. Cassie’nin özellikle Malec iliskisini bu minik ayrıntılarla anlatmasını epeyce seviyorum. Sayfa 105’te, Jace ile konuşmasından sonra Alec’in yarı aydınlık bahçede tek başına yürürken gözlerini kapadığı sahnede; gözlerinin önüne gelen YEŞİL VE CİZGİ ŞEKLİNDEKİ GÖZBEKBEKLERİ -kedi gözü gibi- OLAN KİŞİ!! Magnus Bane. Ben ve Alec seni seviyoruz. Ah Alec, bu sahnede (her şeyden çok Magnus ile iletişime geçmek için olduğunu düşünüyorum) Magnus’a bir mesaj gönderiyor. Magnus da bu mesajın fazla “resmî” olmasından yakınıyor. İkisinin de inanılmaz şapşal olmasını, Magnus’un yüzlerce yıllık yaşamına ve iliski deneyimlerine rağmen Alec söz konusu olduğunda minik duygusal ve çaresiz bir patates olmasını seviyorum. Clary’nin Magnus ile üstten konuşmalarına en fazla sinir olduğum kitap, bu kitaptır. Şükür ki ileride düzelecek. Bu kitaptaki Simon’a bayılıyorum, oldukça olgunluk gösteriyor. Sebastian çok tuhaf ve rahatsız edici elbette. Onu ve Camille’i sarı saçlarından tutup yerlerde sürüklemek istiyorum. Gerçek bir iblis olduğu, Jocelyn tarafından açıklanmasa bile oldukça belli. Magnus, daha sonra da oldukça bela haline gelecek olan (ve geçmişte de önemine vurgu yapılmış olan) Ak Kitap’ı almak için Clary ile bir anlaşma yapıyor. Alec’in Magnus’u iblisler tarafından etrafı sarılmış hâlde görüp kurtarmasından sonra DÜNYADA GERÇEK ANLAMDA KIYAMET KOPUYOR VE İNSANLAR (varlıklar) ÖLÜYORKEN Magnus’a ilk cümlesi oldukça sevilesi, zaten Magnus da şaşırıyor. “Beni hiç aramadın. Seni defalarca aradım ama hiç geri dönmedin.” (Ve ben: ölürüm.) “Beni neden aramadığını bilmek istiyorum.” Bu bölüm hakkında da sonsuza kadar yazabilirmiş gibi hissettiğim için geçiyorum. Clary’nin yeni rünler oluşturma özelliğini herkese kanıtladığı sahnede çizdiği rün. Herkesin, Clary’e baktığında en sevdiği kişiyi görmesini sağladığı rün. Alec, bu sahnede Clary’e baktıktan sonra yanında duran Magnus’a çeviriyor kafasını. Bunu açıkça söylemeden “Alec’in bu dünyada en sevdiği kişinin Magnus olduğunu” belirtmek ancak bu kadar etkili yazılabilirdi. Cassie’nin kalemi gerçekten etkileyici. Neticede, Clary; Asağı Dünyalılar ve Gölge Avcıları’nın işbirliği yapabilmesi için onların güçlerini paylaşabileceği bir rün oluşturuyor. Burada çiftleri* açıkça görebiliyoruz. Alec, defaatle Magnus’u arıyor. Ona verdiği sözü de tutarak HERKESİN ÖNÜNDE onu öpüyor ve açıkça ilişkilerini ilan ediyor. Bu savaşın sonunda Valentine yeniliyor, ölüyor ve Jace ile Clary kardeş olmadığını öğrenerek gerçek bir ilişkiye başlıyorlar. Umarım okuyucular bunu fark etmiştir!! Kitabın sonlarında, yazarın sıradaki serisi olan Cehennem Makineleri’ne güzel bir gönderme var ve elbette bu gönderme de yine Magnus üzerinden. Gölge Avcıları ve Aşağı Dünyalılar’ın “zafer partisi”nde Magnus bir ağacın gölgesinde duruyor, beyaz elbiseli kumral bir kızla konuşuyor. Bu kız, Cehennem Makineleri serisinin ana karakteri olan Tessa Gray.
Camlar ŞehriCassandra Clare · Artemis Yayınları · 20242,204 okunma
·
109 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.