Harriet teyzesini yakın zamanda toprağa vermiş ve cenazesi için tüm parasını heba etmiş olan Tessa, ağabeyi Nathaniel’den gelen mektup ile Londra’ya gelir. Lâkin işleri beklediği gibi gitmez ve Tessa, Kara Kardeşler adındaki iki iblisin eline düşerek yeteneğini kullanmaya zorlanır.
Tessa, herhangi bir eşyasına sahip olduğu kişiye dönüşebilmektedir. Bu kitaba da adını veren Tessa’nın mekanik meleğinin, onu tanıdığımız ilk andan itibaren bizim için ne kadar önemli bir eşya olacağını anlıyoruz. Bir Gölge Avcısı olan Will tarafından kurtarılan Tessa, Enstitü’ye getirilir ve burada geçici olarak konaklamasına izin verilir. Tessa, kitap okumayı oldukça seven hatta okuduğu kitaplar hakkında çok fazla şeyi ezberinde tutan bir kız. Hayatın zorluklarından kaçmak için kitaplara sığınıyor. Fakat artık hayatı hiç olmadığı kadar zor. Cassie’nin daha sonra bir kitap olarak yayınlayacağı Gölge Avcısı’nın El Kitabı ‘na ilk olarak burada değiniliyor. Bir insan olmadığını ve insanlarla birlikte olmadığını öğrenen Tessa’ya, bu kitap okuması için Will tarafından veriliyor. Böylece Tessa, Gölge Avcıları ve Aşağıdünyalılar hakkında bilgi edinmeye başlıyor.
Enstitü’nün başkanı Charlotte ve eşi Henry, parabatai olan Gölge Avcıları Will ve Jem, Jessamine, hizmetci Sophie ile tanışıyoruz.
Mortmain ile konuşan Charlotte, DeQuincey adlı vampirin Yasa’yı çiğneyerek bir otomat ordusu kuracağına inandırılıyor. Geçmişte sevdiği kurt adam, De Quincey tarafından katledildiği için Camille; Gölge Avcıları ile iş birliği yapıyor.
Bu kitapta Magnus Bane, Camille adlı vampir kadın ile birliktelik yaşıyor. Daha doğrusu “öyle düşünüyor”. Camille onu açıkça “aşığı” olarak tanımlayarak, görmezden geliyor. Camille, ikisi de sonsuza kadar yaşayacakları ve Magnus onu sonsuza kadar seveceği için, Magnus’u cepte görüyor. Onu görmezden geliyor, yalnız bırakıyor ve hatta aldatıyor. Magnus’un aşkını açıkça suistimal ediyor. Camille’den epeyce nefret ediyorum. Bu kadına karşı hiçbir olumlu duygum yok.
Will ve Jem, De Quincey’nin partisine katılarak burada Magnus’tan bilgiler alıyor. Magnus ikisi arasındaki elektriği fark ediyor (duyguları okumakta her zaman iyi). De Quincey partisinde kanı emilmek üzere olan Nathaniel oradan kurtarılıyor. Nate’in şerefsiz bir pislik olması ve mekanik orduyu kurmak isteyen kişinin aslında Mortmain olması epey güzel bir ters köşe.
HeronGrayStairs çifti beni yorsa da onları çok seviyorum. Jem’i gerçekten seviyorum.
Fakat bu seride takdir edilmeyen karakterler var. İleride daha da güzel yazıldıklarını düşündüğüm, Sophie ve Charlotte- Henry çifti. Bu kitapta fazla pasif kalsalar da serinin devamında ikisi de, Tessa’dan daha çok sevdiğim kadın karakterler hâline geliyorlar. Devamını merak ettiren ve dili kesinlikle TMİ’nin ilk üç kitabından daha güzel olan bir seri. Zaten Cassie’nin ustalık eserleri olarak bilinmekle ünlüdürler.
Ayrıca kitabın sonunda bir Magnus Bane hikayesi yer alıyor. Bu hikayede Magnus’un, Will’in babası Edmund Herondale ile tanışma hikayesini okuyoruz. Bu hikayeyi daha sonra, Bane Günlükleri ’nde okuyacağız çünkü oradan alınma. Ben de orada değerlendirmeye alacağım. (Bendeki 2016 baskısı, yeni baskılarda var mı bilmiyorum.)