Kitabı okurken yazar ve karakterler hakkında düşüncelerim
2/10
·223 syf.··
2025 13. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2025 22:42
Kitabı okurken aldığım notlar… Bence özellikle kitabın başlarında baba fazla sığ görüşlü. Dini eski dönemlerdeki gibi yaşamaya çalışıyor. Mesela televizyonu rezil kanallar var diyerek almak istemiyor. Ayrıca çok ciddi bir maddi sıkıntı içerisinde olduğunu söylüyor. Kızı iki senedir ayakkabı bile alamadıklarını söylüyor. Adamın annesine ziyarete gidecek bir toplu taşıma parası bile yok. Bu biraz aşırılığa kaçıyor sanki. Bu kadar geçim sıkıntısı yaşıyorsan neden bir ek işle uğraşmıyorsun. Her şeye Allah rızası diyerek yokluğa kanaat etmenin din de de çok yeri olduğunu düşünmüyorum. Allah ne diyor: çalışın çabalayın karşılığını vereyim. Sadece sevap işlemek için 4 kişilik bir ailenin onunla birlikte yokluk yaşamasını kabul etmesi beklemek de fazla iyimser. Dediğim gibi dönemin gençleri denilen bir algı var ne kadar doğru yada yanlış olsa da. Sen kızını sırf başörtüsü örtmeye izin vermedikleri için kızını ortaokula bile göndermeyip dışarıdan sınavlarını verdirtiyorsun. Ne kadar kitaplar alıp evde okutsan da en temel hakkı olan örgün eğitim hakkını elinden alıyorsun. Bence bu nedenle de kız başlarda İslamiyet’i ve dini kısıtlayıcı, geri kalmış ve yoksulluk sebebi olarak görebilir kendince. Babanın durumuna fazla saflık mı desem fazla iyi niyet mi bilemedim. Adam biraz fazla elalem ne der mantığında. “Eve televizyon alırsam ya ‘İmam evine televizyon alırsa kim almaz?’ derler sonra ben millete ne derim?” Diye düşünüyor. Hatta kitaptan aldığım direkt bir cümleyi paylaşayım “ yakup imama çok ağır geliyordu televizyon almak.” Gerçekten evine televizyon almak bu kadar kötü bir şey mi? Kızı açık bir şekilde söylüyor: ben sıkılıyorum, başörtüm yüzünden okutmadınız bari sadece kadınların çalıştığı bir konfeksiyon varmış orada çalışayım (her ne kadar iyi niyetli olmasa da) diyor. Baba hemen ona da tepki gösteriyor. Ki henüz kızının fikirlerini bilmiyor. Yok imanının değiştirirler görüşünü değiştirirler diyerek başta karşı çıkıyor. Anne karakteri ise baba ve kızı arasına sıkışmış durumda ve babaya karşı çok dırdırcı konumda. Sürekli olarak bi şikayet etme konumunda. Sürekli olarak “sözün bi bana geçiyor, kızını döv biraz, çok iyi niyetlisin” gibi. Şahsen beni okurken çok geren bir şey bu. Kızının ilk işyeri hakkındaki fikirleri sırf “ikinizin arasında kaldım, biraz nefes alırım.” diyerek kızının istediği tarzda işyerini överek kocasına yalan söylemiş oluyor. Kıza baktığımızda gerçekten de kişiliği zor. Sürekli olarak bir özenti içerisinde bu yüzden de ailesini karşısına almaktan hiç çekinmiyor istediği her şeyin anında olmasını bekliyor. Sürekli olarak isyan etme memnuniyetsizlik mutsuzluk duygu durumları içerisinde. Çok fazla ben merkeziyetçi. Babası onu mutlu etmek için parası olsun, kızının istediği eve taşınabilmek ve kızına bol para verebilmek için ekstra olarak sebze-meyve satmaya başlıyor fakat kız yine aynı isyankar tavırları ile devam ediyor. Hatta bu konu daha da sinirlendiriyor. Aslında kız neden bu kadar isyankar olduğunu kendi cümleleriyle şu şekilde açıklıyor: daha çocukken başladı hayatım zehir olmaya bebek oynarken çevre beni imamın kızı bebekle oynar mı diye hesaba çekti top oynasam hacı kızı top oynar mı babam imam diye benim de imam olmamı istediler babası imam olsa da çocuk çocuktur demediler.” Gerçekten de öyle başka bir kişinin yaptığı meslekten dolayı onun çevresini de o mesleğin gereği şeklinde davranmasını beklemek ne kadar doğru ne kadar hak? Ki kız yine kendi cümleleriyle bizzat annesinin de ona “ yavrum sen imam kızısın bunu yapma” diyerek karşısına dikildiğini söylüyor. Yani yazarın dilini de çok taraflı bulduğunu söylemeliyim kız baskılardan dolayı evden kaçacağını söylediğinde yazarın anlatıcı olarak söyledikleri ” kızın evden kaçmak istemesini düşmanların zaferi gençliğin evden kaçması için yapılan planların tuttuğunu gösteriyordu” şeklinde söylemleri bence çok sert ve yorucu. Ve yine bulundukları dönemi anlamak yerine yazar da bizzat eskiden hangi evlat evden kaçarım sözcüğünü kullanırdı böyle bir kelime bilmezler ağızlarına almazlardı şimdikilerde isyan edip duruyorlar ailelerine evden kaçmakla tehdit ediyorlar şeklinde cümleler kullanarak sürekli olarak eski nesillerle karşılaştırma halinde. Madem bu kadar eskiye odaklıyız o zaman niye dini buna alet ediyoruz. Demek istediğim bizim dinimiz İslamiyet diğer dinlerden farklı olarak asla duran bir din olmayıp dönemine göre yorumlanan bir din. Bu herkesçe ve âlimlerce de böyle kabul edilip bilinip söylenen bir gerçek. Ayrıca sürekli olarak karşınızdaki kişiyi başka bir kişiyle ya da nesille karşılaştırmak bence karşınızdaki kişi de mutlaka bir dik başlılık bir kıskançlık oluşmasına neden olacaktır. Ya bir de söylemeden geçemeyeceğim kıza karşı olan hem Yazar gözünden hem de diğer karakterler gözünden yapılan anlatım tarzı sanki kız bir şeytanmış gibi anlatılıyor. Kız kendini sürekli olarak imamın kızı şöyle yapmaz diyerek gençliğimi yaşatmadınız diye annesine isyan ediyor annesi bunu babasına anlatıyor “sanırım bu kız açılmak istiyor” diyor babası “acaba neden istiyor sevdiği biri mi var” diyor “varsa sor gideyim çocuğa ben teklif edeyim zaten oğlum için kız isteyeceğim kızım için de oğlan isterim” babında cümleler kuruyor bence ailenin de çocuklarını anlaması konusunda büyük sıkıntıları var yani kızın bu isyanından çıkartılacak en son şey kızın bir sevdiği olmasıydı kaldı ki kızın bir sevdiği varsa gidip hemen evlenmesi mi gerekiyor çok sinir oldum. Yine babanın ağızından reşitlik yaşı için söylenenler de çok ayrıştırıcı. Bir kere “ artık Türk kanununa göre ben kızıma karışamam.” Cümlesi başlı başına ayrıştırıcı. Sanki sen Türkiye’de yaşayan başka bir ülkenin vatandaşısın da Türk anayasana laf ediyorusun. Yani demek istedim ben bir Türk olarak “ alman kanuna göre kızıma karışamam” desem ne anlaşılır, yine bi Türk olarak “bizim yasalarımız/ülkemizin yasalarına göre kızım reşit” desem ne anlaşılır. Yine iş dönüp dolaşıp batıya geliyor: “batıdan gelen kanun yüzünden gençlik sokağa dökülecek.” Diyelim Senin çıkaracağın yasada reşitlik yaşı 23, ee kaçmak isteyen 23 yaşından sonra kaçamaz mı ya da 23 yaşından önce kaçamaz mı?. Kaldı ki senin anlayışına göre (önceki evlilik olayına ithafen) 18 yaşını dolduran kızını evlendirebilecek kadar reşit görebiliyorsun ama. Sonra da “ben yandım, düzenin yaktığı fırında yandım” diyor. Suçlu yine düzen oluyor. Bence kitapta anlatılmak istenen şey tüm suç düzenin tüm suç yeni neslin. Bence ele alınabilecek güzel bir konuyu çok taraflı hale getirerek etkisini kaybetmiş.
Alıntı
İmamın Manken KızıEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 19977bin okunma
·
124 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.