·488 syf.····Okunma: 08 Mart 2025 21:38 Servet-i fünun dönemine ait olan bu eser, tam da dönemiyle örtüşen bir biçimde halktan kopuk bir azınlığın hayatını konu ediniyor.
Konu ve olay örgüsünden ziyade karakterlerin içinde bulunduğu düşünce ve erdemlerinin çatışmasını ele alıyor.Özellikle Necip karakterinin kendi içinde yaşadığı bu çatışmaları ve içsel konuşmaları uzun uzadıya okurken, "Evet ilk pisikolojik roman olmasının sebebi bu," diye düşündüm açıkçası.
Öncelikle Necip karakterinin bazı saplantılı ve tekrarlayan takıntılı düşünceleri, "Acaba Suat ile evli olan kendisi olsaydı, bir melek gibi saf ve temizmiş gözü ile bakabilecek miydi?" sorusunu aklıma getiriyor. Sanıyorum ki sorunun cevabı pek olumlu değil zira Necip her durumda kendini kahretmenin ve başta kendi olmak üzere hayatına girecek kadına da zulmetmenin bir yolunu bulacaktır.
Süreyya karakterinin bir çocuk gibi fütursuzca kendi zevkleri ardından koşması, aile köşküne döndüğünde büründüğü kişiliğe gelince babasının gölgesi ve otoritesi altında ezilmişliğinin işlenmiş olabileceğini düşünüyorum, bazı noktalarda Suat'a iyliğinden serzenişte bulunurken yetsizlik hissinin esiri olduğunu görüyoruz fakat derinleştirilmemiş bir karakter olması üzücü.
Süreyya karakterinin bu aşağılanma hissinden ötürü Suat'dan uzaklaşması ve iyliklerini bir üstünlük gösterisiymiş gibi algılaması ve bu sebeple Suat'ı de değersizleştirme çabası ilişkilerindeki kopukluğun temeline gizlenmiş olabilir diye düşünüyorum.
Mehmet Rauf duyguları uzun uzadıya betimlerken kendinizi bir şiir kitabı okuyor gibi hissetmeniz ise muhtemel.
(Bu basımda çok fazla yazım hatası olması okuma zevfinizi biraz baltalayabilir.)