Papatya ve Viking...
8/10
·560 syf.··
2025 8. kitabı
Öncelikle herkese yeniden merhabalar. Başta kendisine önyargılı olduğum lakin okumaya başladığımda seveceğimi anladığım "üstesinden gelemediğimiz şeyler" kitabıyla karşınızdayım. Direkt olarak konusuna geçiyorum. Naomi, tam bir baş belası olan ikiz kardeşinin yardım çağrısıyla beraber hiç uygun olmayan bir durumda olmasına rağmen kardeşinin olduğu kasabaya gelir. geldiği gibi bir kafede kendi resmini görüp hizmet vermeyin yazısıyla karşılaşır. Şimdiyse, bu resimdekinin ikiz kardeşi Tina olduğunu herkese açıklamak gibi bir yükle karşı karşıyadır. Herkesi inandırması gerekir, en çokta huysuz, dövmeli bir viking'i. Bu vikingimiz Kafede naomi'nin Tina olduğunu sanarak onu yaka paça dışarı atmak ister ama Naomi dikbaşlılığını konuşturur ve az çokta olsa laf sokar, ana erkek karakterimiz knox'a. Ondan sonraki ilişki durumlarını okuyoruz işte. Kitapta beğenmediğim pek çok nokta oldu, ama yazım dilinden olduğunu sanıyorum ki gerektiğinden fazla beğendim. Diyaloglar çok, çok sarıyordu ve yazar bu işin ustası bence. Ana karakterlerin yaşları kişilikleri ile her ne kadar uyuşmasa da bunu görmezden gelebildim. Çünkü onlara bu yaptıklarının yanlış olduğunu, yanlış davrandıklarını söyleyen hiç kimseleri yok çevrelerinde. O yüzden onları affediyorum. Kitapta bir sıkıntı vardı, yer yer beni bunaltsa da asla bırakmak istemedim. Ayrıca olaydan olaya çok fazla atlanıyordu, fikrimce bir sürü gereksiz olay vardı bu yüzden durmadan geri geri dönüp okudum. Bir sürü yan karakter vardı, çoğu ile bağ kuramadım. Ana karakterler hakkında konuşmak istiyorum. İlk olarak Naomi'ye nedense ısınamadım, onun yerine erkek karaktere daha çok ısındım. Bence naomi'nin kişiliği oturtulamamıştı. Bazı yerlerde onun fedakarlığı, düzenli oluşu, şuana değil, geleceğe odaklı olduğu konuşulsa da hareketleri bunun tam tersini söylüyordu. Knox'un uyarmasına rağmen tehlikeli ortamlarda bulunması, önüne gelen herkesle flörtleşmesi - ki sen bu kasabaya yeni geldin, biraz dikkatli olman gerekmiyor mu?- gibi gibi olaylar çok sinirime gitti. Knox'a hak ettiğini yaptı, onu asla lafım yok. Gayet güzel başa çıktı. Kitapta ana karakterleri okumak kadar sevdiğim birisi daha vardı, waylay vardıı!! Knox ve naomi'yle waylay'in ilişki gelişimini okumak çok zevkliydi ve dahasını da isterdim. Onun olgunluğu, kitaptaki ergence karakterlerin yaptıklarını telafi edebildi bence. Çok sevdim minik pıtırcığımı. Başka sevmediğim bir şeye değinmek gerekirse, karakterlerin ilişkisi çok inişli çıkışlıydı, tamam, ama bir anda yakınlaşma sahnesi olmadı bence. Ayrıca naomi'nin duygularını başlarda daha çok okumak isterdim. Sanki sevmediği bir adamla öpüştü gibi hissettim sebepsizce. ilişkilerinin daha yavaş yavaş harlandığı bir şekilde yazılabilirdi. Zaten yavaştı ama bir anda olunca benim beyin hücreleri yandı. Knox'tan başlarda iğrendim ama sonlara doğru sevdirdi kendisini. KNOXLA İLGİLİ CEVAPSIZ KALAN BİR SORUM VARRR. Knox neden Tina ile ilgili olan her olayda var gibiydi? Yani demek istediğim şu, Tina bir sorun çıkarınca neden bu olayla Knox ilgileniyordu. Eğer öyle değilsede, öyle gibi bir hissiyat verildi bence.her neyse, Kitabı çok kötüledim ama yazım dilini bir o kadar beğendim, ayrıca ev hissiyatı da verdi. Beğenmediğim detaylar, her kitapta var ama kusurlu olması, kitabı sevmeyeceğim anlamına gelmiyor. Çok boş konuştum. Bu ikiliden çok Nash hayatımın ilişkisini merak ediyorum. İkinci kitaba uçacağım yani. Kitap kendisini okutuyor, bazen beyin yoruyor ama uzun olmasının gözümü korkuttuğu kadar sıkmıyor. Romantik, klişe vesaire severseniz ve huysuz mu huysuz erkek karaktere katlanabilirseniz kesinlikle öneririmm. Kitapla kalın sağlıcakla kalın.
Üstesinden Gelemediğimiz ŞeylerLucy Score · Martı Yayınları · 2023682 okunma
·
43 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.