Ben ne okudum? Yazara bir şans vereyim diye aldığım kitap beni yazara yeniden bağlamayı başardı. Ben yazarın hizmetçi serisinin ilk iki kitabına aşık olmuştum. Üçüncüde beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı ama bunda hepsini sildi attı. Yani bu yazar kafasını aşma durumu gibi bir şey! Sen bu kafayı nasıl elde ettin bana anlatman gerekiyor. Asla kitaptan sıkılmadım. Baştan sona acayip bir merakla okudum. Yani uzun bir süre oturup üstüne kitabını düşündüm. Aslında psikoloji bozukluğunun çok mühim bir hastalık olduğunu tekrar tekrar gözler önüne sermişti. Malum 'deli' damgası adı altında kimse bu hastalıkları ciddiye almıyor. Aslında ne kadar da önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Yani psikoloğa gitmenin delilik değil tedavi olduğunu böyle gözümüze soka soka yeniden anlatmıştı. Beklemediğim bir sonla bitmedi ama son paragraf kafamı çorba etmeye yetti. Hani şey oldum kitap bitti mi gerçekten? Sonrası?
Amy bu gece olan dev koğuşundaki nöbetine gitmek istemiyordu. Orayla alakalı duydukları ve zamanında yaşadıkları çok korkutuyordu onu! Yıllar önce travmatik bir an yaşadığı en yakın arkadaşının bu koğuşta kalması da gecenin sürprizi olmalıydı. Durun durun daha bitmedi. Bir de sınavım senden daha önemli diyerek onu terk eden sevgilisiyle aynı nöbette bulunmak zorundaydı. Daha başına ne gelebilirdi dememek lazımmış neler geldi neler. Yani resmen o nöbet bitmek bilmedi. Cinayetler, yalan, gerçek, geçmiş ve gelecek hepsi birbirine karıştı. Amy gibi bende olanları sindiremedim. Ne olacak diye diye çevirdim sayfaları.. Jade için üzgün müyüm yoksa sinirli miyim bu konuda henüz karar veremedim. Kurtarılabilir miydi? İnanın bilmiyorum. Sonuçta su gibi akan, sayfalarında kaybolacağınız şahane bir gerilim kitabıydı.