" Aklın yerinde ve zamanında dizginleyemediği duygular,
insan da etkisi yıllarca sürecek hasarlar bırakır. " sözü sanırım bu kitap için tam anlamıyla biçilmiş kaftan.
İnsan hayatının yönünü bir nebze de olsa kendi şoför koltuğuna geçip değiştirebilir.
Nitekim biz insanlar aklımıza yatmayanı içimizden gelmeyeni kaybetmek ondan uzaklaşmak için can atarız.
Nede olsa insan kendi istediğinin peşine düşer ve onu arzular, bazen bu arzular bizlere büyük ıstıraplar hediye eder. Bizler inadına yine bize acı veren şeyin peşine düşeriz.
Nitekim görmeyen göze çare bulunurda göremeyen kalbe çare bulunmazmış.
İşte tam böyle bir Duman adı gibi zamanla güzel görüntünün ardı bataklık olur mu olmaz mı sorusunu kendimize sormamızı sağlayan bir kitap.
Anton Çehov ustanın da dediği gibi " düşünceli bir beyin mikroptan önce öldürür bedeni "
Yeri gelince durmak ve hayır diyebilmenin önemini acı tecrübelerle anlatırken dönemden ve insanlarında da esintiler taşıyan Duman bizleri Lutvinof"un gençlik aşkına, kendi özgürlüğünü elleriyle mahpus eden öyküsüne tanıklık ediyoruz.
Tarihsel konulara da değinen roman bizleri, Rusya'nın batılılaşma süreci içerisinde bir olayın içerisine alıyor.
Bakalım Lutvinof bu döngüden nasıl kurtulacak.