Normalde inceleme yapmayı bir süre bırakmıştım ama bu kitap için yapmasam ayıp olurdu. En baştan söyleyeyim, incelemeyi kısımlar halinde yapacağım yoksa uygulama yanıt vermiyor :/
Mükemmel lafını tamamıyla hak etmiş bir kitap olduğu aşikar. Ben de bu incelemede özellikle hoşuma giden noktaları anlatacağım.
O zaman arkanıza yaslanın,burun tıkaçlarınızı takın ve damıtıcı-giysinizi sıkılaştırın.Çünkü en sıcak gezegene, Arrakis'e gidiyoruz.
Kitabın genel konusundan bahsedersek, Atreides Hanedanı Caladan denen bereketli bir gezegende yaşarken imparatorun tuzağı sonucu Arrakis'e gitmelerini ve oradaki hayatlarını anlatıyor. Olayların kilit noktası spoilerli olduğu için o kısmı aşağıya bıraktım.
Ana karakterimiz Paul Atredies on beş yaşındayken olayları onunla beraber kavramaya başlıyoruz.Bir yandan gelecekteki dük olarak hazırlanırken bir yandan da annesinin de bir parçası olan Bene Gesseritlerin Kuisatz Haderah, kestirme yol,diye adlandırdıkları kutsal kişiliği kabul etme sürecini okuyoruz bir nevi. Şimdi, izninizle kumulun daha derinlerine inelim :)
DİKKAT: Spoiler içerir. Ben spoilerli da okurum diyorsanız aşağıdan devam edebilirsiniz.
1-Arrakis'e geliş:
En baştan anlattığımız gibi Atreides ailesi bir nevi Arrakis'e sürülüyor diyebiliriz. Bu gezegen, en genel tabirle,ve kendi adıyla,bir çöl gezegeni. Su burada o kadar önemli ki vücudunuzdan yükselen bir nem tanesini bile korumak için damıtıcı-giysiler ve çadırlar oluşturmuşlar. Damıtıcı denilen bu aletler, vücüdunuzdan çıkan sıvı veya sıvı bulunan her şeyi toplayıp, suya dönüştürüyor.Çünkü hayatta kalmanız için buna ihtiyacınız var.
Bu gezegen aslında tamamıyla bir sömürge gezegeni. Baharat denilen ve uzayda ulaşım için yakıt görevi gören madde bu gezegenden çıkartılıyor.Bu yüzden de gezegen bir nevi atsan atılmaz satsan satılmaz durumuna düşüyor.
Bu gezegenin bir de sıcaktan kavrulmuş, gözleri baharat melanjından dolayı aksız şekilde mavileşmiş, Fremen denilen yerlileri var. Fremenlerin ideali ne diye sorarsak ise en genel tabirle bu gezegeni verimli hale getirmek diyebiliriz. Fakat neredeyse tüm Fremenler bunu yapmak için gelecek bir peygamberi bekliyor. Lisan-ül Gayb dedikleri, dış Dünya'dan gelen ses anlamına gelen ve Bene Gesseritlerin Kuisatz Haderah dedikleri peygamber rolünü bekliyorlar.
2-Paul Atreides:
Leydi Jessica'nın kız doğurması beklenirken erkek doğması sonucu bu peygamber etiketinin belli bir noktaya kadar soyut bir şekilde yapıştırıldığı karakterimiz.Kitaba başladığımızda Paul neredeyse çocuk denecek yaşta. Aslında kitap boyu babasının ölümünden sonra düklüğe hazırlanmasını ve Kuisatz Haderah olma yolunda yaşadığı kişilik değişikliğini okuyoruz diye biliriz. Bunu bize kitap somut şekilde de veriyor. Kitap üç kısımdan oluşuyor. Paul, Muad'dib ve Peygamber.
A)Paul: Bu kısmında karakterimizin değişmesini gerektirecek bir durum yok.Lisan-ül Gayb olayı kesinleşmemiş ve düklük hâlâ Leto Atredies'te. Kilit noktamız bu bölümün sonunda Leto Atredies'in ölümüyle başlıyor.İşte buradan sonra Muad'dib'e geçiyoruz.
B)Muad'dib: Babasının ölümünden sonra yaşadığı kayıpla ve peygamberliğin izlerinin gelişmesiyle birlikte yaşadığı kişilik değişikliğini okuyoruz aslında. Artık karşımızda daha sert bir Paul Atredies var. Çölün ortasında annesiyle beraber kaybolan Paul, kitabın sonuna kadar kumlarda beraber yürüyeceğimiz Stilgar'ın kabilesi ile karşılaşır.Normalde karşılaşılan davetsiz ve kaçak kişilerin suyu sizindir.Çünkü bu önünüze çıkan bir hediye olarak görülür.Fakat Stilgar karakterlerimizi öldürmüyor.Bunun sonucunda Jamis denen karakterin isyanıyla Paul, Jamis ile bir düelloya girer.Jamis'in ölümü sonucu kabileye kabul edilen Paul'ün artık yeni bir ismi vardır.Ûsûl ve Muad'dib.Muad'dib, Arrakis'te zekice yaşayan ve dayanıklılıklarıyla bilinen çöl faresi.Zaten Paul bölüm boyunca onlar gibi hareket ediyor.Bu bölüm, hamile olan Leydi Jessica'nın hayat suyu denilen ve kum solucanlarının, Arrakis'te yaşayan ve fremenlerin binek olarak kullandıkları devasa solucanlar, boğulmasıyla elde edilen suyu değiştirmesiyle ve Paul'ün geleceği görmesiyle bitiyor diye hatırlıyorum.
C)Peygamber: Artık karşımızda tamamen Fremenleşmiş ve peygamberliği kabul etmiş bir Paul Atredies var. Nihai amacı babasının ve fremenlerin hayali olan, kehanette geçtiği gibi Arrakis'i kurtarmak olan bir Atredies var.Arrakis'in resmi dükü olarak imparatorun babasına kurduğu gibi tuzak kurarak padişah imparator olacak bir Atredies var.
3-Dune Evreni:
Arthur C. Clarke'ın da söylediği gibi böyle bir evren sadece Yüzüklerin Efendisi'nde var sanırım.Çünkü o kadar milimi milimine hesaplanmış ve oluşturulmuş bir evren ki kitabı okurken "Acaba gelecekte böyle bir şey olur mu?" diye düşündüğüm zamanlar oldu.Sizi tamamen içine çeken ve bazen o sıcağı bile hissettiğiniz bir evren.Karakterler o kadar iyi oturmuş ki karakterin amacı olan mürekkepten gerçeğe dönüşme olayı tam anlamıyla sağlanmış. Kum davulları, kum solucanları,çöl yürüşü derken sadece Paul değil,biz de fremenleşiyoruz.
4-Yazım dili: Diyecek tek bir lafım yok.Resmen tek cümlesiyle bile size paragraf paragraf okutuyor.Ayrıca o kadar kapsamlı ve ciddi yazılmış ki bazen bir kitap değil de ansiklopedi gibi hissettiriyor.Bence bu da kitabın gerçekliliğini kat kat arttırmış.
Özellikle yazar olmaya çalışanların ve yazarların okuması gereken bir kitap bence.Şahsen yazım dilimi geliştirme konusunda çok etkisi olacağını düşünüyorum.
Tüm bunların dışında Arrakis'i anlatmak, Dune'u gerçek detaylarıyla anlatmaya çalışsak sayfalarca anlatabiliriz hatta belki yetmez bile.O kadar kapsamlı bir evren ve okumaktan en zevk aldığım kitapların içine girdi.
Kıssadan hisse, okuyun okutturun,bahsedin bahsettirin.
Hepinize en iyisinden günler efenim :)