Puan vermedi·353 syf.··
2025 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2025 14:07
Bir Dinozorun Anıları BİR DİNAZORUN ANILARI Bir insani en iyi ve en güzel sekilde tanimanin yolu anilarini okumaktir herhalde. Mina Urgan'in kitabini okurken bunu daha net anliyor insan. Hayatini anlatirken özelestiri yapmaktan kaçinmamasi samimiyetini de gözler önüne seriyor. Kitapta yazarin hayatinin yaninda edebiyat ve siyaset dünyamizin tanidik simalarininda bazi gizli kalmis ya da pek bilinmeyen yonlerine de sahit oluyor okuyucu. Bir cok sey ogrendim yine. Sanki o aydinlarin, yazarlarin, sairlerin (Necip Fazil'dan Nazim Hikmet'e Ahmet hasim'den Yahya Kemal'e Tahsin Nahit'ten (babasi) Falih Rifki'ya (üvey babasi) masalarinda oturup iki tek de ben attim. Ani okumayi seven biri olarak ve bir de böylesine kadroyu bir arada bulmak zorken, yanlarinda oturarak olaylari okuma keyfi çok güzeldi. Akademik kimliğine rağmen resmi veya ağır bir dil yerine içten, mizahi ve eleştirel bir üslupla yazılmış. Kronolojik bir düzen yerine, hayatındaki önemli kişiler, olaylar ve düşünceler etrafında şekillenen serbest bir yapıyla anlatılmış. Özellikle edebiyat, sanat ve siyaset dünyasından kesitler sunarak dönemin entelektüel ortamını canlı bir şekilde yansıtıyor. ALINTILAR —-İhtiyarlar ne yaparlar? Anılarını yazarlar. Ben de bunu yapıyorum işte. —-Anılarıma başlarken, her şeyden önce, gençliğin bir mutluluk, yaşlılığın ise bir mutsuzluk dönemi olduğu mitosunu yıkmak istiyorum. —-Bir insanın, insanca yaşayabilecek kadar para kazanması şarttır elbette. —-Gençliği bir mutluluk dönemi sanmak yanılgısına düşenler, ihtiyarlığı da, acıklı, hattâ biraz ayıp bir dönem sayıyorlar. “Artık ben ihtiyarladım” deyince, “hayır ihtiyarlamadınız, sadece yaşlandınız” diyorlar. Sanki yaşlanmakla ihtiyarlamak aynı anlama gelmiyormuş gibi, “ihtiyarlamak” hafifce müstehçen bir sözcükmüş gibi. Bir de “sizi çok iyi gördüm” lâfı var. —-Bernard Shaw, yaşını açıkça söyleyen bir kadından korkulması gerektiğini; çünkü bunu açıklayan bir kadının her şeyi açıklayabileceğini söyler. —-Bana kalırsa, bir insanın yaşamında en güzel yıllar gençlik değil, otuz beş ile kırk beş arasıdır. Gençliğin sıkıntılarından kurtulmuş, yaşlılığın sorunlarıyla henüz karşılaşmamışsınızdır. —-“iyi ihtiyarlamak için yiğit olmak gerekir” —-Sokrates, “evlenin, evlenin” demiş. “İyi bir eş bulursanız mutlu olursunuz; bulamazsanız filozof olursunuz.” Böylelerinin filozof olamadıkları besbelli. Bir çift arasındaki çatışmanın, eşlerin kişiliğinden değil, evlilik kurumunun koşullarından kaynaklandığını bir türlü anlayamamışlar böyleleri. Aşkın doğal sonucunun nikâhlanmak olduğunu sanıyorlar. Oysa aşk tutkusunun evlilikle hiç, ama hiç ilgisi yoktur. Ölesiye âşık olduğunuz biriyle, cinsel beraberlik anları dışında, köpekler gibi mutsuz olabilirsiniz. Çılgınca âşık olmadığınız bir kişiyle az çok mutlu yaşayabilirsiniz. Aşka düşüp evlenmeye kalkan genç arkadaşlarıma bir tek soru sorarım: Kızlara “eğer karşındaki erkek senin gibi kız olsaydı, ona gene de hayran olup onunla yakın bir dostluk kurar mıydın?” diye sorarım. Erkeklere de, “kız senin gibi erkek olsaydı” diye başlayarak aynı soruyu sorarım. —-Bence yüzde yüz sevgi, sevgilerin en katıksızı, bir annenin ya da anne durumda bir kadının bir bebeğe duyduğu sevgidir. Çünkü o bebeğin henüz bir kişiliği olmadığı için, bir kusuru da yoktur. —-Hoşgörü elbette ki, güzel bir şey. Ama neye hoşgörü gösterileceği, neye gösterilemeyeceği, kesinlikle saptanmalı. —-Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım. —-Kaldı ki, kendini öldürmek kolaydır. Anlık bir cesaret meselesidir sadece. Asıl zor olan yaşamaktır. —-Uzun yaşamanın bir felâketi sevdiklerinizin ölümünü görmekse, bir başka felâketi de yalnızlıktır. —-Yalnızlıkların en kötüsü, başkalarının arasında çekilen yalnızlıktır bence. Kaldı ki, insanları seven ihtiyarlar, onları fiilen görmeseler bile, düşünceleri ve duygularıyla yakınlarıyla sürekli iletişim içinde olduklarından, hiçbir zaman yalnız kalmazlar aslında. —-İnsanlar şaşırtıcı, hem de çok şaşırtıcıdırlar. Yakından tanıdığınız, bencil ve aptal sandığınız bir kişi günün birinde, öyle güzel bir şey yapar, öyle duyarlı, öyle derin bir söz söyler ki, afallayıp kalırsınız. Bunun tam tersi de olur ne yazık ki. Duyarlı ve zeki sandıklarınız, aklın alamayacağı kötülükler ya da aptallıklar yapabilirler. —-Gündüzler size kalsın, verin bana karanlıkları, Islak bir yorgan gibi bürüneyim, Örtün, örtün üstüme serin karanlıkları, —-Simone de Beauvoir, “on ne naît pas femme; on le devient” (insan kadın olarak dünyaya gelmez; zamanla kadın olur) der. —-insanların gözü vardır, bakarlar, ama görmezler. —-“Ömrünüz boyunca sevmediğiniz bir işte çalışmanın sizi ne kadar mutsuz edeceğini, hayatınızı nasıl zehir edeceğini sakın unutmayın” —-o yapay mekânı, o yapay insanları istemiyordum ama, gerçek doğayı, gerçek insanları istiyordum. Uçuk mavi boşluklarda, yapayalnız yok olmaktan korkuyordum. —-Değil kardeşim, değil; gök mavi değil, Dal yeşil değil, ayrı suda yüzer bindiğimiz gemiler. —-Sonra “öleceğimi sandım. Ama insan kolay kolay ölemiyor” —-Ölen yakın dostlarım vardı. Bir de yakından tanımak istediğim, ama ancak bir iki kez karşılaştığım, oturup uzun uzun hiçbir zaman konuşamadığım insanlar vardır. —-Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? —-gururlanıyorum. İnsanları, doğayı, yaşamı sevmeyeceksen, yaşamanın ne anlamı var ki? —-insan gençken kırılan bir kemik, bedenin belirli bir yerinde bir kırıktır sadece. Gelgelelim yaşlılığında o kırık, tüm bedeni mahveden bir felâkete dönüşür.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
·
244 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.