·663 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Şubat 2025 02:19 "Bazı sözcükler böyleydi işte. Bir tanesi bile koca bir geçmişi canlandırabiliyordu. Yaşanmışlıklar, hayaletler, sevinç ve keder... Sıradan, basit bir sözcük bütün bunları geri getirmeye yetebiliyordu."
Bir bölgede savaş olduğunda sadece o coğrafi bölge bu durumdan etkilenmiyor. Çeşitli etkenlerle bu durum diğer bölgelere de sıçrıyor. Olay sadece savaşmaktan ibaret de olmuyor. Bu vahşetle birlikte pek çok ailenin paramparça olma hikâyesini okuyoruz.
Bronz Atlı, okuyucularını İkinci Dünya Savaşı dönemine götürüp Rusya'da yaşatıyor. 1941 Leningrad Kuşatması ile Metanova ailesinin gözünden savaşa şahitlik ediyoruz. Başrol karakterimiz 17 yaşındaki Tatyana, ailesi ile birlikte zor bir döneme başlangıç yapıyor. Savaşın beraberinde getirdiği yiyecek kıtlığı, hayatta kalma mücadelesi, sıcak ve güvenli bir yuva bulmanın zorluğu içindeyken Tatyana ilk aşkıyla karşılaşıyor. Kızıl Ordu subayı Aleksander'a gördüğü ilk andan itibaren vurulan Tatyana zorlu bir dönemde gerçek sevgiyi öğrenmeye çalışıyor.
Bronz Atlı uzun yıllardır okuma listemde tuttuğum bir kitaptı. 2017-2018 yıllarında çokça övgü aldığını, okuyan herkesin severek anlattığı bir hikâyesi olduğunu hatırlıyorum. O yıllarda kitabı alma fırsatım olmamıştı, 2025 yılında tekrar aklıma geldi. Sayfa sayısı gözümde büyüdüğü kadar değildi, çoğu okuyucunun da dediği gibi akıp gitti. İlk okumak istediğim dönemde okuyabilseydim eminim ki düşüncelerim çok daha farklı olurdu. Kitabı genel olarak beğendim ama bu incelemede kitaptaki olaylar ve karakterler üzerine olumlu ve olumsuz eleştirilerim hakkında konuşacağım.
Tarihi aşk aşina olduğum bir tür değildi ama konusu bakımından oldukça hoşuma gitti. Kitapta anlatılan olaylar ve kişiler gerçek olmasa da o dönemin yaşanmışlıkların anlatıldığı pek çok ayrıntı mevcut. Salt bir tarih kitabı okuyup bilgi edinmektense kurgu ve gerçeğin bir arada olduğu bir hikâye okumak sıkılmadan vakit geçirmemi, döneme dair bilinç edinmemi sağladı. Asıl hikaye bir aşk kurgusu etrafında dönse de yazarın betimlemeleri ve ayrıntıları dile getirmesi sayesinde o dönem hakkında bilgi edindim. Hatta hikâye beni o kadar içine aldı ki birkaç gün o dönemde yaşadığımı, soğuk bir savaş gününün ortasında kaldığımı söyleyebilirim. Tam kış döneminde okumam da benim için daha anlamlı oldu.
Kitabı sıkılmadan okudum ve kitap aslında Tatyana ve Aleksander ilişkisini anlatıyor ancak size bu çifti sevemediğimi söyleyebilirim. Kitabın ilk sayfalarından da göreceksiniz ki Aleksander aslında Tatyana'nın ablası Daşa'nın sevgilisi. Tatyana, ablasının sevgilisini daha önceden hiç görmediği için bu bilgiye sahip olmadan Aleksander'a tutuluyor. Yine de sonradan bu bilgiye sahip olması durumu çok değiştirmiyor. Kitaba başlamadan önce aşk üçgeni içerdiğinden haberim yoktu. Bazen şartlar farklı da olsa benim okumayı çok sevdiğim bir tür değil maalesef. Bazı kitaplarda bu durumun aldatmayı da normalleştirdiğini düşünüyorum. Başından beri aşk üçgeni olmamasını, bunun bitmesini bekledim çünkü bu tür olayların sonunda bir kişi mutlaka kötü bir darbe alıyor. Hikâyenin sonu biri için üzücü bitiyor. Bunun da kız kardeşler arasında yaşanması hoş değildi.
Tatyana ve Alexander ilişkisine gelirsek, Daşa'yı göz önüne almamaya çalışsam da bu ikilide beni rahatsız eden başka noktalar vardı. Bazı olayları o dönem içerisinde değerlendirmeye de çalıştım. Örneğin, 17 ve 22 yaş farkı günümüzde hoş karşılanabilecek bir durum değil ancak o dönem için normaldi diyebilirim. Yine de onaylamadım, bu yaş farkının olmamasını isterdim ama o dönemin bakış açısını göz önüne aldığımda bu takıldığım bir nokta olmadı. Tatyana ve Alexander birbirlerini gerçekten seviyorlardı. Birbirleri için yaptıkları fedakârlıklar görmezden gelinemezdi ama bu ilişkinin gerçekten toksik olan yönleri de sayfalar ilerledikçe verdiği rahatsızlık arttı. Alexander, aşık olunabilecek ve örnek gösterilecek bir erkek değil kesinlikle. Tatyana'nın hayatında daha önce hiç kimsenin olmaması, 'dokunulmamış' olması ayrıcalıklı bir puan gibiyken Alexander'ın çapkınlıkları gözden kaçırılmış gibiydi. Özellikle bazı sayfalarda Alexander'ın replikleri çok rahatsız ediciydi. Her ilişkide belli noktalarda geçimsizlikler de yaşanır ama bu ilişki bazı sayfalarda toksik bir hâl aldı. İlişkilerinde cinselliğin devreye girmesi normaldi ama sanki bir noktadan sonra ilişkileri sadece bundan ibaret gibi bir duruma dönüştü.
Kitabı genel olarak değerlendirdiğimde okumuş olmama seviniyorum çünkü kendi bakış açımdan değerlendirme fırsatım oldu. Bu uygulama üzerindeki yorumlara baktığımda okurlar ikiye ayrılmış gibi. Büyük bir kısım çok överek, severek anlatmış. Eğer ilk çıktığı dönemde okusaydım yaşım itibarıyla ben de belli ayrıntıları fark etmeyebilirdim, o yüzden bazı yorumları çok fazla yargılamıyorum. Ama bir kitabı sevmek, kitaptaki her olayı onaylamak olmamalı. O yüzden özellikle Alexander ve Tatyana ilişkisinde her şey mükemmeldi gibi ballandırılarak anlatılması hoşuma gitmiyor. Diğer yandan sevmeyen azınlığın çok fazla gömdüğünü gördüm. Kesinlikle çok fazla eleştirilerine katılıyorum, daha da fazla detaya girmek istemediğim için her şeyin üstünde durmadım. Yine de bence yazarın dili, anlatıldığı dönem, hikâyenin kurgulanması açısından kötü bir kitap değildi. Olumlu ve olumsuz eleştirilerin yapılması gereken bir kitaptı.
Eğer kitaptaki ilişkiye dair yaptığım kötü yorumlar olmasaydı kitabın başından daha yüksek bir puan vermeyi planlıyordum. Yazarın yazma potansiyeli gerçekten iyiyken böyle güzel bir hikâyeyi toksik bir ilişkiyle harmanlaması biraz hayal kırıklığı oldu. İkinci kitapla arasına mesafe koyacaktım ama dayanamadan bu kitabı bitirir bitirmez ikinci kitabına da başladım. İncelememde genel olarak belirttiğim gibi hoşuma gitmeyen noktalar olsa da beni içine çeken, sürükleyici ve merak ettiğim bir hikâyesi olduğunu inkâr edemeyeceğim.
Kitabı önerme durumuma gelirsek, bahsettiğim durumları göz önüne alabilirsiniz başlamadan önce. Tamamen kişinin okuma beğenisine birakiyorum. Ben bir kitapta içinde olumsuz durumlar olsa da okumaya karşı ön yargı duymuyorum. Hayatın siyah ve beyazdan ibaret olduğunu bilerek farklı bakış açıları edinmek ve bunları yorumlayabilmek adına çeşitli kitaplar ve konular okumaya çalışıyorum. Eğer bu durumlar sizi tamamen okumaktan soğutuyorsa sizin için sürükleyici bir hikâye olmayabilir. Yaş kitlesi olarak kesinlikle 18 yaş üstüne hitap ettiğini düşünüyorum. Kitapta cinsellik sahneleri çok detaylı bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca yaşımızın daha küçük olduğu yıllarda rahatsız edici noktaları çok fark edebildiğimizi düşünmüyorum. Bu detayları göz önüne alarak okuyup okumamayı sizin kararınıza bırakıyorum.