·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Mart 2025 12:32 Kanada Halifax'da bir resim müzesinde amcası ile bekçilik yapan Defoe'nun anlatıcılığıyla arka planda 2.Dünya Savaşı'nın yaklaşmasına neden olan olaylar, ön planda ise Defoe'nun çocukluktan yetişkinliğe doğru yaşamında iz bırakan durumlar ve aşık olduğu Imogen ile dengesiz ilişkileri gözler önüne seriliyor. İleri geri dönüşlerle bu çizgide ilerleyen roman, müzeye gelen Hollandalı bir ressamın tablosuyla tüm karakterlerin kaderini etkileyecek beklenmedik gelişmelere neden oluyor.
Kurgu o kadar güzel oluşturulmuş ki; Defoe'nun amcasıyla tezat yaşamı, müze ortamı ve çalışanlarının ilişkileri, resim sanatı hakkındaki didaktik olmayan bilgiler, 1933'den beri Almanya'da süre gelen olayların bir radyo programcısının yayınlarıyla Kanadalılara duyurulmaya çalışılması, Imogen'in tabiriyle " insanın çevresine yabancılaşması ve ruhuyla uzlaşması"nın ancak ulvileşme ile mümkün olacağı, bunun için de herkesin terk ettiği Avrupa'ya gidilmesi gerektiği ısrarı, unutulmaz sahnelere kapı açıyor romanda... Bundan sonrasını sanki bir film izliyormuş gibi okuyorsunuz. Son bölümde Avrupa'dan yazılan mektuplar romanı tamamlarken, bildiklerinizin ağırlığı çöküyor üstünüze...
Bitirirken, Roza Hakmen'in başarılı çevirisine değinmeden geçmek olmaz; en az yazar kadar takdiri hak ediyor. Kanada Üçlemesi' nin 2. Cildi olarak yayımlanan bu roman kendi başına bağımsız bir okuma sunsa da, yayınevi umarım diğer ciltleri de gecikmeden yayına hazırlar.