Alex Schulman'ın Hayatta Kalanlar'ı ülkemizde yayımlandığı günden beri büyük bir ilgiyle okunuyor.Pek çok okuyucunun da yıl içinde okuduğu en çok beğendiği kitaplar listesinde üst sıralarda yer buldu.
Okuma listem çok kabarık olduğu için yeni yayımlanan kitapları edinsem de birkaç yıl sonra ancak okuyorum.
Hayatta Kalanlar'a da yayımlandıktan yaklaşık 3 yıl sonra sıra geldi.
Nils, Benjamin ve Pierre üç erkek kardeş.
Annelerinin ölümü sonrası, çocukluklarında yaz tatillerini geçirdikleri yazlık evlerinde bir araya geliyorlar.Burada bir araya gelmelerini de anneleri vasiyet etmiş.
Geçmiş ve şimdiki zamanda gidip gelen anlatı, başlangıçta ne okuyorum ben hissi yaratsa da yavaş yavaş taşlar oturuyor yerlerine.
Kardeşlerin birbirlerine yabancılaşmasının bir trajedi sonrası ivme kazandığını romanın sonlarında anlıyoruz.
Anlatımı, aile ilişkilerinin çözümlemesini, kelimelerin tasarruflu kullanımını sevdim.
Klasik Amerikan polisiyelerinde sıkça rastladığım, kötü hatıraları beynin silmesi olayı biraz gereksiz biraz klişe geldi.
Tabii ki yazar eserini istediği gibi kurgulamakta özgür.