10/10
·160 syf.··
2025 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 18:22
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Bazı kitaplar vardır okumadan önce araştırma yapılası, işte : (youtu.be/nCA2nZhx4zM?si=...) A'mâk-ı Hayâl : Hayalin Derinliklerinde Hayal ve gerçeğin sarmalında kısa kısa öykülerin bir araya gelerek bir romana dönüştüğü eser. Kimine göre öykü kabul edilirken kimine göre döneminde ilk roman... İçeriğin anlamlandırılması tek bir okuma ile mümkün mü sanmıyorum. Müthiş metaforlar, mitolojik öğeler içeriyor. Ayrıca Zerdüşt, Hint ve İslam inancına dair öyküler de barındırırken tasavvufu es geçmemek lazım. Ek olarak Yunan Tanrıları ve filozoflar, beyitler ve Kur'an ayetleri de yer alınca kimi yerlerde ne okuyorum, ne anlatmak istedi, ben ne anlam çıkardım sorularını kendi kendime sorduğum bir okuma süreci oldu. Raci endişe-i rûhtan kurtulmak ister. Kim bilir belki hepimiz gibi, biz gibi, ben gibi. Mümkünlüğü muallak olsa da Aynalı Baba ile yollarımın kesişmesini isterdim. Belli bir olgunlukta ikinci, üçüncü okumalarla Aynalı Baba'nın üzerindeki her aynada insan özüne dönük farklı bir yanını görebilir. Beğendiğim birçok bölüm oldu. Hoş, her bölüm özgün ve enfesti. En çok etkilendiğim bölümler diyelim; Zerdüşt inancındaki iyi-kötü/aydınlık-karanlık olan Hürmüz-Ehrimen'i cisimleştirip Nifak, Muhabbet, Hikmet, Gazap, Nefs-i Emare ve Aşk üzerinden metaforik anlatımı, Muammâ-yı Ebedî/Sonsuz Bilinmezlik'teki bilmek ile bilmemeyi bir tutan deliliği, Âb-ı Hayât-ı arayış yolculuğu, Karıncaların Ma'rifeti bölümüyle özünün el verdiği faâliyet-i dimâğiyenin derecesinde varoluşun anlamlandırabileceği, Saâdet'in marangoz Hamdun Ağa'nın yaşamına denk geldiği... İki farklı çeviriyi aynı anda okudum. Osmanlıca kelime hazinem zengin olmadığı için önce günümüz Türkçe'sinde Pırıltı Yayınları'ndan sonra aynı bölümü Büyüyen Ay çevirisinden okudum ki daha anlaşılır kıldı. Kitap atmosferini Büyüyen Ay müthiş yansıtıyor ama çeviride birçok kelimenin anlamı verilmemiş. Oysa metin içinde yer alan beyitlerin çevirisi çok güzeldi. Ayrıca 9. Hayâl bölümü, 4. ve 5. Hayâl bölümlerinin birleşimi olarak neden tekrar basılmış anlamadım. Pırıltı Yayınları ise yıllar önce gazete kuponları biriktirilerek alınan kitap setlerinden. Haliyle çok özenli bir çeviri olmamış. Genelde pek dikkat etmesemde bariz imlâ ve noktalama hataları mevcut. Ayrıca beyitlerin çevirisi anlaşılır değildi. İçerik 10, Pırıltı Yayınları çevirisi 7 Alıntılar: "Ben küfür ile imandan, ikrâr ile inkârdan, tasdik ile şüpheden meydana gelmiş bir şey olmuştum. Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla tasdik eder, aklımla reddettiğimi kalbimle kabul ederdim. Kısacası şüphe denilen ejderha vücudumu sarmıştı. Bir fikri ne kadar sağlam esaslarla kursam, şüphe ejderhası onu bir sarsışta yıkıyordu. Bir kere tam bir reddedişle,hiç olmazsa, rahat bir noktada bulunabilir miydim? Ne gezer! İnkâr başka şey, şüphe yine başka! Şüphe ejderhası her doğru fikrin düşmanıydı. İster ikrar olsun, ister inkâr, herhangi bir mesele kabul etmiyordu. Şimdi hayatın gerçeklerini fikrin var olduğunun bir yansıması kabul edersek müthiş bir acıyla dayanılmaz bir cehennem içinde kaldığım anlaşılır. Herkes için olağan olan şeyler, benim için başka bir hal alıyordu. Bu durum nedeniyle aşkta da, geçimde de şanssızdım. Galiba insanlardan kaçan biri olmuştum." S. 7 " -'Acayip! Var'la yok, eşit olur mu? Mesela ben şimdi var'ım. Yarın yok olacağım. Benim varlığım ve yokluğum arasında bu iki durum arasında fark yok mu?' dedim. Deli başını çevirdi. Kahkahayı kopardı: -'Vay! Sen var'sın ha!' dedi. 'Acaba var mısın?' Bu önemli soruyu kendi kendime pek çok defa sormuştum. Bu soru basit bir görüş karşısında anlamsız ve haklılığı geçersiz görülür. Fakat değildir. Eğer var'sam niçin yok olacağım? Yok, olmayacaksam, ruhum ölümsüz mü kalacak? İşte şüphe ejderhasının yetiştiği denklemin bu son kısmı idi. Ruhum ölümsüz kalacak mı? Ruh nedir? Kendiliğinden mi oluşur? Kim olduğunu bilir mi? Varsa vücuttan ayrıldığında ne gibi durum alacaktır?" S. 12 Hürmüz : - " Ey insanoğlu! Tanrı sizi kendi gibi nur olmanız için yarattı. Sizi bütün yaratıklara tercih etti... Size her türlü nimetleri sağladı. Ancak sizi nurken zalim karıştırdı. Ruhken cesetle birleştirdi. Böylece nefret ettiği karanlığı, kabul ettiği nur ile kaldırasınız. Ey insanoğlu! Nur benim. Bana gelin. Benim olun. Ben olun. Nurun iyiliklerinden olan güzelliklerle donatın kendinizi. Korkunuz. Hemcinsinizi kendi isteklerinizin önünde tutun. Kin, kıskançlık, nifak, hiddet, düşmanlık, hırs ve haset gibi çirkin zulüm özelliklerinizi benliğinizden atınız. Her ne durumda Tanrı'ya şükür ediniz. Her ne verdiyse onunla yetininiz. Yani bu imtihan yerinden nurdan olan iyilik özellikleri ile ilgili gidiniz ki güzellikler âlemi sonsuza kadar sizin yaşadığınız yer haline gelsin." S. 35 Ehrimen : - "Ey insanoğlu! Gözünüzü açınız... Varoluşunuzun nedenini iyice düşününüz. Şairce, fakat yalan dolu, sözlere uyup da ömrünüzü boşuna geçirmeyiniz. Gülünüz, eğleniniz, zevk alınız. Yiyiniz, içiniz. Dünyada yalnız iki istek, iki amaç vardır. Arta kalanı yalandır. Bunun birisi kibir, diğeri arzularınızdır. Bu iki arzuya insanı yönelten benliktir. Bu iki isteğe kavuşmaya çalışınız. Zevkinizi her şeye tercih ediniz. Basit bir zevkiniz için binlerce insan yok olsa bile hiçbir değer vermeyiniz. Varoluşunuzun gereği budur. Doğanın gerektirdiği de budur. Küçük bir kuş, böcekleri, daha büyük kuşlar küçük kuşları yiyor. Büyük kuşları da bazen gıdasızlık, bazen de soğuk mahvediyor. Bir böcek tohumları yiyor. O böcek de başka bir hayvanın gıdası oluyor. O hayvanı da bir diğeri yutuyor. Bir koyun otları yiyor, siz de koyunu yiyorsunuz. Bu âlem birbirini yemek, mahvetmek için kurulmuştur. Her şey birbirinin değişmez düşmanıdır. Birbirinin hırslı dişlerinden ve yem olmaktan kurtulanları da bir gün gelir ecel denilen büyüleyici korkunç yaratık yutuyor... İşte gerçek budur. Konulmuş prensiplere uymayınız. Benliğinizden başka varlık, zevkinizden başka amaç tanımayınız..." S. 35 "Filozof Ten (Taine)'ı ne kadar haklı buluyorum. Diyor ki: ' İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidirler. Kazara öyle olsa da akıllı bulundukları zamanlar çok azdır.' Ne kadar doğru. Gerçekten insanlarda bir parça akıl ve düşünce olsaydı, sonsuz bir hayat aramak, hatta bu tembel ve başarısız varlığa bile dayanamayarak 'eyvah zevkini' 'hayat kadehini' yokluk sultanına takdim ederlerdi!" S. 100 "Deliliğin bir mutluluk mu yoksa bir felaket mi olduğu hakkında beni çok düşündürdü. Dünyada her şey oranlı oluyor. Buna göre de delilik de bazen mutluluk bazen de felaket sayılmaya gayet uygun bir durum..." S. 107 "Bu sistemde binlerce deli mevcut olduğunu düşündüm de sakın dünya büyük bir tımarhane olmasın dedim." S. 108 "Nedense insan yaradılışı gereği tuhaf ve gariptir. Birçok şeye sahip olur, sahip oldukça da hırsı artar." S. 143
1000Kitap
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,4bin okunma
·
169 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.