Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bu geçici hayatta ne buldun ki onun sonsuzluğunu arıyorsun?
8/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2025 168. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 19:21
Ben ne yaparsam yapayım elim bir türlü eski türk yazarların eserlerine gitmez okuduklarımın yazım dili mi desem hikayelerin basitliğimi desem beni pek tatmin etmemiştir ama birkaç gün önce kısa
1000Kitap
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
DÜNYA RÜYA İÇİNDE RÜYADIR
10/10
Hakikati bulma arayışındaki Raci’ ye Aynalı Dede kılavuzluk eder. Sizi de yanlarına katıp hayal alemin dehlizlerinde gezintiye çıkarlar. Düş alemin derinliklerinde Aynalı Dedenin ney eşliğinde söylediği gazeller öyle etkili öyle tesirlidir ki, severek dinlediğim Sedat Anar da bu mistik şiirlerden feyz alarak besteler yapar. İyi ki böyle özel yazarlar güzel sanatçılar var.
Filibeli Ahmed Hilmi
Filibeli Ahmed Hilmi
Amak-ı Hayal
Amak-ı Hayal
Duygu ve Düşünce
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2019 33. kitabı
Cok kucukken okudugum ağır bir romandı.Ama hoşuma gitmisti.Daha sonra kaybettim ama sanieim kapağı böyleydi:) klasikler başka ....Edebiyat ise bir aşk
Edebiyat
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
1/10
··
Beğendi
Demekki her önerilen kitabı almamak lazımmış. Saçma sapan şeyleri okumayı sevenler buyursun okusun bu kitabı. Nasıl olupta bugüne kadar gelmiş ve bu kadar insan tavsiye etmiş anlayamıyorum.
Roman-Edebiyat
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
6/10
·174 syf.··
2019 58. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2019 22:54
Okumaya başladığımda Felsefe üzerine yazılmış güzel bir eser diyerek umutlanmıştım. Tabii Raci'nin kahve ve ney eşliğinde gittiği diyarlara gelene kadar.O kısımlar fazla çocuk hikayesi tadında idi, gerçi ne yapmaya çalıştığını anladım yazarın, ancak sırf olay örgüsü olarak devam ettiler felsefeye veya amacına dair içerik yoktu. Sonuna doğru toparladıysa da Aynalı Baba'nın tuhaf günlükleri akıcılığı yine sekteye uğrattı. Yine de sırf girişi için iyi ki okumuşum diyorum.
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
10/10
·160 syf.··
2025 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 18:22
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!)
1000Kitap
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
Puan vermedi·174 syf.··
2020 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2020 19:01
‘’Amak-ı Hayal (Hayalin derinlikleri), Filibeli Ahmet Hilmi’nin II. Meşrutiyet Dönemi’nde yazdığı; temelini tasavvuf ve varoluş felsefesi üzerine kurduğu romanı. İyi eğitim almış, materyalist, doğu ile batı, madde ile mana, zihin ile ruh arasına sıkışmış olan Raci’nin; kimine göre deli, kimine göre veli olan Aynalı Baba ile manevi yolculuğunu anlatır kitap. Bir arayış, bulmanın hesapta olmadığı. Bulduğunda bile; bulmanın aramaktan kıymetli olmadığı. Hayat ile hayal arasındaki çizgide, insanın varoluş amacını sorgulayan Ahmed Hilmi’nin şu cümleleri; Amak-ı Hayal’i anlamak açısından net ve açıklayıcı olmuş. ‘’Evet Azizim! Ben hayallerin arkasına gizlenmiş olan hayaletleri arıyorum. ne yazık ki bulamıyorum. Tam olarak 'bulamıyorum' demek de yanlış. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum…’’
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
8/10
·174 syf.··
2023 145. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2023 12:36
Hikaye olarak da okunabilir ama çok felsefik bir bakış açısı var. O nedenle biraz zor bitirdim. İçindeki garip hikayeler beni daha çok çekti. Meraklısı kesinlikle okumalı. İnsana yine de farklı bir bakış açısı kazandırıyor.
2023 Okuma Raporları
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
8/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2025 21:01
Filibeli Ahmed Hilmi'nin Amak-ı Hayal adlı eseri, manevi bir yolculuğu ve varoluşsal sorgulamaları merkezine alan, Türk edebiyatında mistik ve felsefi derinliğiyle öne çıkan bir romanı. Raci adlı bir gencin, hayal ile gerçek arasında gidip gelen manevi keşiflerini anlatan kitap, tasavvufi düşünceleri ve evrensel soruları sade ama etkileyici bir dille işlemekte. Okuyucuyu bir yolculuğa davet eden bu eser, hem zihni hem ruhu besleyen zamansız bir klasik.
Amak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Parıltı Yayınları · 201722,2bin okunma
9/10
·188 syf.·
Beğendi
·
2024 102. kitabı
...A'MÂK- I HAYÂL... DİKKAT!! OKUYANLARI HALDEN HÂLE KOYUP ENFES TATLARDA BULUŞTURACAK BİR YOLCULUK.. 𓆩ꨄ︎𓆪
A’mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Kapra Yayıncılık · 202122,2bin okunma

Yazar Hakkında

Filibeli Ahmed HilmiYazar · 28 kitap
Materyalizme karşı spiritüalizmi (tinselcilik) savunarak gelenekteki kelami düşünceden felsefeye geçişi temsil eden II. Meşrutiyet dönemi Osmanlı felsefecisi Filibeli Ahmet Hilmi, 1865'de Filibe'de doğdu, 1914'de İstanbul'da öldü. İlköğrenimini Filibe'de yaptıktan sonra, bir süre Filibe Müftüsü'nden Arapça ve temel İslâm bilimleri eğitimi aldı. Daha sonra İstanbul'a gelerek Galatasaray Mektebi'ni bitirdi. 1890 yılında Düyûn-ı Umûmiyye İdaresi'nde çalışmaya başladı. Bu idare tarafından memur olarak Beyrut'a gönderildi ancak siyasi nedenlerden Mısır'a geçti. Burada Terakki-i Osmani Cemiyeti'ne girmiş; bir de "Çaylak" adlı bir mizah gazetesi çıkarmıştır. 1901'de İstanbul'a dönse de bir jurnal üzerine Fizan'a sürüldü. Orada da araştırmalarını sürdürmüş, tasavvufla ilgilenmiştir. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a dönerek Darülfünun'da felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda 1908'de "İttihâd-ı İslâm" adlı haftalık bir gazete çıkarmaya başladı ve buna 1910'da haftalık "Hikmet" gazetesi dergisini çıkarmayı da ekledi. Bir yıl sonra günlük olarak yayımlamaya başladığı Hikmet gazetesi İttihat ve Terakki hükümetini eleştiren yazıları üzerine defalarca kapatılsa da Mübahese, Coşkun Kalender, Münakaşa, Kanat ve Nimet adlarında kısa süreli gazete / dergiler çıkararak yayıncılığa devam etti. Ayrıca İkdam ve Yeni Tasvir-i Efkâr gazetelerinde, Sırât-ı Müstakim ve Şehbâl dergilerinde yazılar yayımladı. Ahmet Hilmi; Baha Tevfik, Abdullah Cevdet ve Celâl Nuri'nin hemen hiçbir eleştirel süzgeçten geçirmeden Batı'dan Osmanlı toplumuna aktardıkları materyalist görüşlere ortaçağ mantığıyla ve geleneksel bilgilerle cevap verilemeyeceğini, bu görüşlerin ancak Batı'da yeni ortaya çıkan bilimsel bilgilere dayanan bir felsefe ile çürütülebileceğini ileri sürer. Bu bakımdan Ahmet Hilmi'de gelenekteki felsefeye karşı tutumun değişerek, felsefi düşüncenin kültürel değerlere uygun hale getirilmesiyle haklılaştırılması gibi oldukça önemli bir gelişme görülür. Bu gelişmede artık felsefe, "niçin" sorusunu sorarak varlığın temel sebeplerini anlamaya yönelen insanlığın zorunlu bir düşünce faaliyeti, bir ihtiyaç olarak algılanmaktadır. Ahmet Hilmi'nin felsefeye karşı tutumu, bir yandan geleneksel felsefe karşıtı düşünceden ayrılırken, öte yandan bu tutum Tanrı'nın varlığı, ruhun maddeden ayrılığı gibi materyalist felsefenin karşı çıktığı İslam'ın temel inançlarının savunulmasında haklılaştırma aracı olarak kullanıldığı için gelenekteki "ilim" ve "hikmet" anlayışına dönülmüş olmaktadır. Gerçekten de onun amacı doğrudan doğruya felsefe yapmak değildir. O tipik bir İslamcı düşünür olarak, II. Meşrutiyet'te Baha Tevfik ve Celal Nuri gibi materyalistlerin İslam'ın temel inançlarıyla çatıştığını ileri sürdüğü görüşlerinin toplumda yaratacağı manevi çöküntüye karşı, onları Batı'daki bilimsel gelişmelere ve yeni felsefi yaklaşımlara dayanarak çürütüp bu tehlikeyi savuşturmak amacındadır. Bu amacını “Allah'ı İnkar Mümkün mü? Yahut Huzur-ı Fende Mesâik-i Küfür / Bilim Karşısında İnkarcı Doktrinler” adlı eserinin önsözünde açıkça belirtir. Kaldı ki yayınladığı haftalık Hikmet ve aynı adı taşıyan günlük gazetede, misyonu açısından, doğrudan felsefeye değil, İslâmcı akımın eğildiği sosyal-politik konulara ağırlık verilmiştir. Ayrıca bu ve diğer neşrettiği yayınların adlarındaki vurgunun da felsefeye değil "hikmet"e olması anlamlıdır. Bununla birlikte onun özellikle Celal Nuri'nin Tarih-i İstikbâl I / Mesâil-i Fikrîye (Geleceğin Tarihi I - Fikri Problemler, 1913) adlı eserinde Büchner'den aktarılan materyalist görüşleri eleştiren “Huzur-t Akl ü Fende Maddfîyyûn Meslek-i Dalâleti / Akıl ve Bilim Karşısında Sapkınlık Doktrini Olarak Materyalizm” adlı eseri, felsefi tartışmanın güzel bir örneğidir. Bu eserinde bilimsel olduğunu iddia eden Büchner'in biyolojik materyalizminin dayandığı "madde" ve "kuvvet" kavramları etrafındaki temel görüşlerin, Batı'da yeni gelişen fizik, kimya gibi pozitif bilimlerdeki yeni bilgilere aykırı olduğunu; materyalizmin, metafizik düşünceye tamamen karşı olduğu halde, bilimin sahasından çıkıp metafizik ve spekülasyon yaptığını ileri sürer. Ahmet Hilmi, batılılaşma süreciyle birlikte Osmanlı aydınında gittikçe daha baskın olarak ortaya çıkan bilimin kesinliğine ve değerine olan metafizik ve hatta bir tür dinsel inanma ve kabullenme olgusundan oldukça farklı yeni bir bilim anlayışını Türk düşüncesine ilk kez getirenlerden biri olmasıyla Türkiye'de "bilim felsefesinin öncüsü" durumundadır. Hatta Türk düşüncesinde bilim felsefesinin önemli bir boş saha olduğunu belirterek bundan yakınır. Celal Nuri'nin "Hakikate ulaşmak için bir tek aracımız vardır: Bilim" görüşünü, "Acaba hakikat nedir?", "Hakikatin ölçüsü nedir?" ve "Bilim ne demektir ve değeri nedir?" sorularıyla epistemolojik (bilgi kuramsal) planda sorgulayan Ahmet Hilmi; Henri Poincare ve Emile Boutroux'un eserlerine dayanarak bilimin aslında varsayımlara dayandığını, bu yüzden de değerinin göreli olduğunu, araştırma ve inceleme sonsuz olduğundan bilimin hiçbir zaman son sözü söylememiş bulunduğunu, o günlerde değişmez prensip olarak kabul edilen bazı fizik kanunlarının bile temellerinin sarsıldığını vurgular. Ahmet Hilmi, materyalizmin ruhu beynin fonksiyonları olarak ele alan görüşünü reddeder. Ona göre bedenden bağımsız ve mahiyetçe ondan ayrı bir ruh vardır, ayrıca ruhun bedenin ölümünden sonra dağılmayarak hayatına devam etmesi fikri akla aykırı ve çelişik değildir. Yine ona göre ebedilik, ezelilik, sonsuz alemler ve Tanrı hakkında, deneyin alanına girmedikleri için, bilimle değil, ancak metafizik yaparak hükümler verilebilir. Bu gibi deney dışı fikirlerin değeri, akıl kuralları ve ortak duyu ile ölçülebilir. Bu görüşleriyle spiritüalizmin temel görüşlerinin materyalizme karşı ancak metafizik yoluyla ortaya konulabileceğini ileri sürmektedir. O kendi felsefi mesleğini "Vahdet-i Vücûd" (A'mak-ı Hayâl -Hayalin Derinlikleri- adlı eseri, İslâm panteizmi olan bu tasavvuf felsefesini dile getiren bir romandır) olarak açıklamışsa da Darülfünun'da verdiği "Hangi Meslek-i Felsefeyi Kabul Etmeliyiz?" adlı konferansında öğrencilere, mevcut felsefi doktrinlerin hepsinin bazı yanlış varsayımlara dayandığından ve hiçbirisi mutlak olarak bütün hakikatleri tek başına bünyesinde toplayamadığından felsefe ve ahlâkta, her doktrinin taşıdığı doğru fikirleri seçici bir anlayışla alarak oluşturulacak eklektik bir yaklaşımı önerir. Özellikle bilimsel, teknolojik ve ekonomik alanlarda İslâm dünyasının Batı'ya karşı gerilemesiyle XIX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren İslam'ın temel görüşlerini yeni bir sosyal-politik pratiğin oluşturulmasında referans kaynağı olarak yeniden yorumlayan İslâmcı aydınlardan biri olan Ahmet Hilmi, geleneği sorgulayan modernist bir düşünürdür. Bu açıdan İslâm medeniyetindeki kültür ve düşünce hareketleri ile sorunlarını ele aldığı Tarih-i İslâm (İslam Tarihi) adlı eseri dikkat çekicidir.