Gönderi

Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Shakespeare’in trajedileri üzerine düşündüğümde, hep aynı döngüyle karşılaşıyorum. Baş karakterler büyük insanlar, güçlü figürler ama hepsi bir noktada zayıflıklarına yenik düşüyor. Othello kıskançlığına, Macbeth hırsına, Hamlet kararsızlığına teslim oluyor. Sanki Shakespeare, insanın bu temel duygularla kaçınılmaz bir savaşı olduğunu söylüyor. Ama neden hep bu kadar kesin ve keskin? Neden bu karakterler bir noktada iradelerini toparlayıp kendi yollarını çizemiyorlar? Düşünüp duruyorum. Evet kasıtlı yapılmış olabilir ama pek tabii daha derin ve gerçeği yansıtan karakterleri de okuyabilirdik. Bir roman olsaydı belki farklı olurdu, ama Shakespeare’in dünyasında karakterler sanki belli bir kaderi yaşamak zorunda. Bunu biraz tek düze buluyorum. Yolun başında trajedi ve Shakespeare lafını duyduğumda yine bir başrol ve yine 'onun bir duyguya mağlup olmasını okuyacağım' yankısını duyuyorum kafamda. Ama belki de bu anlatımın gücü buradan geliyor. Othello’yu sokakta görmeyebiliriz ama onun yaşadığı duygular, onun düştüğü tuzaklar hep içimizde. Dışarıya yansıtmasak da içimizde ne fırtınalar koptuğunu, ne ateşler yandığını ve onların ne büyük şiddetlerde olduğunu yalnız biz biliriz. Hepimiz kendi hikayemizin baş kahramanıyız ve belki de Shakespeare’in bize anlatmak istediği şey tam da bu: İnsan ne kadar büyük olursa olsun, içinde taşıdığı zaaflardan kaçamaz. Bu zaaflar o kadar büyük ve yok edici ki belki de o yüzden onları tek tek karakterlere bürümeyi tercih etmiş. Tüm bu uç karakterleriyle, tek bir uçarı duyguya hapsolmuş benliklerle yola çıkmış ve hislerin yazarı olmuş adeta.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.