Gönderi

Çocukluğuma götüren roman...
Puan vermedi·200 syf.··
2025 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 13:18
Bu eseri ilk okuduğumda on dört yaşında ortaokul talebesiydim. Aradan on yıl geçtikten sonra tekrar okumak istedim. O kadar farklı duygularla, hislerle ve fikirlerle okudum ki... Çok duygulandım, pek çok yerde gözlerim doldu. Roman, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlatıyor. Lise için farklı bir şehre giden Utku'nun yolculukta çocukluğuna dair anılarını hatırlaması ve çocukluğunu, ailesini ve tüm yaşadıklarını yâd etmesini konu alıyor. Eser, sıkça geçmişe dönüyor. Utku ilkokula giden minik bir çocuk, evin en küçüğü; ortaokula giden, cıvıl cıvıl ve aykırı, kıvırcık saçlı ablası Özge; ve evin en büyük çocuğu, Özge ve Utku'nun ablası olan, üniversite sınavına hazırlanan, olgun ve kendine göre bir hayatı olan, bağımsız, düz saçlı Bilge... Evin anne ve babası... Hep birlikte beş kişilik çekirdek bir ailenin sıradan yaşantısı anlatılıyor. Bu gündelik hayat akıp giderken evin miniği Utku' nun gözünden dinliyoruz hikâyeyi ve ailesini. Ergenlik yıllarının başında olan Özge, çocukluk çağında olan Utku ve yetişkin olmaya adım atan Bilge'nin iç dünyalarının karmaşalarını da çok güzel işliyor eser. Mutluluk Sokağı'nı on dört yaşında henüz ilk gençlik yıllarını yaşayan bir ortaokul talebesiyken okuduğumda kendime en çok benzettiğim karakter Utku olmuştu, bazı yerlerinde ağlamıştım. On yıl sonra yetişkinliğimin ilk yıllarında tekrar okumak epey farklı hissettirdi. Tıpkı çocukken okuduğum gibi yine kendime en çok benzettiğim karakter Utku oldu. Çocukken okuduğumda ağladığım yerde yine ağladım. :) Değişen şeyler, büyümem ve daha farklı bir gözle okumam olmuştu yalnızca. Mutluluk Sokağı adına ve metaforuna sıkça rastlıyoruz romanda. Herkesin mutlu ve güzel olduğu, kavgaların, birbirini kırmaların olmadığı bir sokak olarak karşımıza çıkıyor. Utku, evin en küçüğü olduğu için çoğu zaman onun anlamayacağını düşünerek davranıyor evdekiler fakat aslında çocukların her şeyi ne kadar anladığını, derinden hissettiğini ve her şeyi çok fazla içselleştirdiklerini görüyoruz kitap boyunca. Yazar, toplumumuzda yaşanan sorunlara, gençlerin ve ailelerin yaşadıklarına da yer vermiş. Bu yüzden eseri okurken herkesin kendinden bir şeyler bulacağına eminim. Çünkü hepimiz bu toplumda yaşadık, büyüdük. Dikkatli bir gözlem ve inceleme ile çoğumuzun benzer aileleri ve benzer sorunları var. Çünkü aynı coğrafyada aynı toplumda var oluyoruz. Çekirdek bir ailenin yaşadıkları, çalkantıları, sesli kahkahaları, yıkıntılarına şahit oluyoruz. Birebir aynısı olmasa da hepimizin ailesi Utku ve ailesi gibi aslında. Çoğumuz benzer şeyleri yaşıyoruz. Benzer yerlerde kırılıp benzer yerlerde barışıyoruz. Birbirimizi benzer noktalardan kırıp benzer noktalarda anlamıyoruz çoğu zaman. İşte bu yüzden bu roman sadece bir ilk gençlik romanı değil. Toplumu ve toplumda var olan aile dinamiklerini de çocukların kendi içindeki dünyayı da çok güzel ele almış. Çocukların gözünden anlatılan kitapları çok severim ben. O masumlukları, saflıklarıyla bakarlar dünyaya. Hayal güçleri alabildiğine fazladır. Kendi içinde bir dünya kurar çoğu. Eser, çok basit, sıradan diyebileceğimiz bir konuyu öyle güzel öyle dokunaklı ve öyle gerçekçi işlemiş ki... Farklı olmak için gerçek dışı, saçma olaylara yahut abartılı ifadelere yer verilmemiş. Çok yalın, çok içten ve şeffaf, gerçekçi bir roman. Bu bir çocuk romanı değil, bir ilk gençlik, bir ilk yetişkinlik ve hatta bir ebeveyn kitabı. Çünkü ebeveynlerin küçücük bir davranışı, bir ifadesinin bile çocukların dünyasında ne denli büyük bir etkisi olduğunu anlatmış. Yetişkinlerin büyük ve geniş bir dünyası vardır. Birden fazla rolleri vardır. Ama çocukların öyle değildir. Çocukların tek dünyası ebeveynleri ve ailesidir. Bütün dünyası odur. O yüzden ona göre davranmak gerekir. Bir de, çalışan anne karakterinin olması ve anneye ihtiyaç duyan Utku'nun annesine duyduğu özlem kalbimi sızlattı. Benim de annem çalışan bir anneydi. Ona özlem duyarak büyüdüm ben de tıpkı Utku gibi. Ve çoğumuzun çocukluğu da böyle geçmiştir tahminimce. Son olarak, Mutluluk Sokağı çok güzel ve anlamlı bir metafor olarak yer alsa da romanda, hepimiz kendi mutluluk sokağımızı bulabilir ve orada acısıyla tatlısıyla, sevdiklerimizle beraber hayata göğüs gerebiliriz. Bu yorumu yazarken gözlerim doldu. Çünkü beni çocukluğumda bu denli etkileyen bir romanı yetişkin olduğumda tekrar okumak ve üstüne o kitaba bir inceleme yazmak, küçüklüğümü sıkıca kucaklamamı, ona bolca şefkat göstermemi sağladı. Çocukluğunuza sıkıca sarılın çünkü artık ihtiyaç duyduğu o yetişkin sizsiniz. Mutluluk Sokağı'mızı bulabilmemiz dileğiyle...
Edebiyat
Mutluluk SokağıFerda İzbudak Akıncı · Tudem Yayınları · 2021369 okunma
·
68 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.