Cengiz Dağcı'nın 'Onlar da İnsandı' romanı, sadece bir sürgün hikayesi değil, insan olmanın ne anlama geldiğini sorgulatan derin bir iç yolculuktur. Kırım Türklerinin yitip giden topraklarıyla birlikte, kimliklerini ve onurlarını da koruma çabasını anlatırken, aslında insanın varoluşsal mücadelesine ayna tutar. Dağcı’nın kalemi, acının dilini konuşur; ama bu dil, ne bir ağıt ne de bir öfke çığlığıdır. Bu, insan olmanın en saf haliyle, sabırla ve umutla direnişini fısıldayan bir sestir.
Bu eseri okurken, kaybedilen sadece bir vatan değil, insanın kendine dair inancıdır. Dağcı, bize hatırlatır ki, sürgün sadece toprağın değil, insanın ruhunun da yersiz yurtsuz kalışıdır. Onun satırlarında, acı ve hüzünle örülen bu hikaye, bugün dahi içimizde bir sızı olarak kalır. Çünkü belki de hepimiz, bir gün bir şeylerimizi kaybederek, “onlar da insandı” demeye mecbur kalacağız.