Puan vermedi·172 syf.····Okunma: 14 Mart 2024 00:00 Bismillahirrahmanirrahim,
Hepimizin zaman zaman sinirlerine hakim olamadığı, bazen boşluğuna denk
geldiği için yakınlarımızın kalbini kırdığımız sonradan pişmanlık hissetsek de
aslında pişmanlığın pek bir çaresi olmadığı anlar yaşıyoruz.
Eğer öz eleştiri yaparsak dışarıdaki insanlara karşı, ailemizden,
kardeşlerimizden, evlatlarımızdan neredeyse on kat daha fazla tahammül ve
sabır gösteriyoruz.
İşte burada içinin ve dışının bir olmasının önemi ortaya çıkıyor.
En iyi halimizi dışarıya yansıtıyorsak eve gelince evdekilerle de bir türlü
anlaşamıyor ve huzursuzluk yaşıyorsak, dışarıda Allah rızası için tuttuğumuz
öfkemizin, yada kullandığımız sabrın ne manası kalır.
En çok hürmet göstermemiz gereken kişiler anne ve babalarımız, haksızlığa
maruz kalsak bile onlar tarafından onlara karşı olan davranışlarımız da hiçbir
şekilde bir değişikliğin meydana gelmemesi gerekiyor.
Biraz yorulsak hemen "of ne kadar yorucu bir gün" diyebiliyoruz, bu kelimeyi bu
kadar basit kullanabiliyorken, annemize bu kelimeyi kullanacak kadar sitem
etmememiz gerektiğini Peygamber efendimizin söylediğini unutuyoruz.
Sabrımızın bu kadar az olduğu bu çağda da, öfkemize, sinirlerimize başta en
yakınlarımıza sonra müslüman olan her kardeşimize karşı hakim olmamız
gerekiyor.
"Kim gazabını tutarsa, Allah Teâlâ onun ayıbını örter."
"Pehlivan rakibini yenen değildir; asıl yiğit kızdığı anda kendine hakim olan
kimsedir."
diyor Peygamber efendimiz.
"Kıyamet günü ateşin kime haram olduğunu biliyor musunuz? O, her sade,
yumuşak, kolay geçimli ve cana yakın kimsedir."
"Bir adam Hz. Peygamber'e hangi şey en şiddetlidir? diye sorduğunda, 'Allah'ın
gazabıdır.' cevabını alıyor. Bundan korunmanın cevabı olarak da 'Kızma.' diyor
Peygamberimiz."
"Sizden biri kızdığında su ile abdest alsın çünkü kızgınlık ateştendir."
Ayrıca şeytanın insana en hakim olduğu an onun kızma anıdır diyor kitap da.
Kimimiz mizaç olarak yatkınızdır çabucak sinirlenmeye. Kimimiz dikkat
etmemiştir alışkanlık hâline dönmüştür çabucak sinirlenme hâli.
Hiç kızmamak da kötülenmiştir dinimizde. Doğru kızmak aklın ve dinin
işaretine bakıp ona göre davranmaktır.
Kitapta dikkatimi çeken ve beni çok etkileyen bir olay anlatılıyordu ondan da
kısaca bahsetmek istiyorum, yani durumun zarifliği..
İki sahabe yanlış hatırlamıyorsam konuşurken biri diğerine onu sinirlendirecek
bir söz söylüyor. Diğer sahabenin verdiği karşılık şu: "Eğer sen doğruysan bu
söylediğinde Allah beni affetsin. Eğer söylediğin yanlışsa da Allah seni bu
söylediğinden dolayı affetsin."
Bakar mısınız cümlenin gidişatına işte birer Müslüman olarak olaylara
bakışımız hep böyle olmalı, karşımızdaki kişi bize olumsuz bir şekilde gelse
bile tavrımız hal hareket ve davranışlarımızla o olumsuzluğu kaldırabilecek
düzeyde olmamız gerekiyor. Bize gelen bizde dirilsin. Eminim ki bu
cümlesinden sonra ona kötü söz söyleyen sahabe yumuşamıştır ve sözünü
geri almıştır ya da pişmanlık hissetmiştir, çünkü ortada kötü bir şey varsa bile
bunu dile getirmek ve karşısındakini suçlamak ne kendisine ne de
karşısındakine bir fayda getirmeyeceğini içten içe biliyordur bununla
yüzleşmiştir.
Allah bize de bu ahlak üzere olmayı nasip etsin
İmam Gazali'nin İhyau Ulumi'd-Din kitabının Öfkeyi ve Haseti anlatan
bölümlerini içeren bu kitap da gazabın (öfkenin) yerilmesi, hakikati (manası),
öfkeyi harekete geçiren sebepler, bunun ilacı, tutmanın fazileti, Hilm
nedir/fazileti, haksızlığa maruz kaldığımızda nasıl davranmamız gerektiği,
yumuşak muamelenin faziletleri, hasedin manası, kısımları, dereceleri,
sebepleri, en yakınlarımıza karşı neden daha çok haset duyduğumuz, neden
uzaktaki insanlara daha az haset duyarız, kalpten nasıl gideririz ve giderilmesi
gereken haset nedir.
Kitap bunları çok sade bir dille hadis ve ayetlerle herkesin anlayabileceği
düzeyde çok güzel birşekilde anlatmış bizlere.
Herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.
Okuduğunuz için teşekkür ederim,
Allah'a emanet olun.