Bismillahirrahmanirrahim,
Hepimizin zaman zaman sinirlerine hakim olamadığı, bazen boşluğuna denk
geldiği için yakınlarımızın kalbini kırdığımız sonradan pişmanlık hissetsek de
aslında pişmanlığın pek bir çaresi olmadığı anlar yaşıyoruz.
Eğer öz eleştiri yaparsak dışarıdaki insanlara karşı, ailemizden,
kardeşlerimizden, evlatlarımızdan neredeyse on kat daha fazla tahammül ve
sabır gösteriyoruz.
İşte burada içinin ve dışının bir olmasının önemi ortaya çıkıyor.
En iyi halimizi dışarıya yansıtıyorsak eve gelince evdekilerle de bir türlü
anlaşamıyor ve huzursuzluk yaşıyorsak, dışarıda Allah rızası için tuttuğumuz
öfkemizin, yada kullandığımız sabrın ne manası kalır.
En çok hürmet göstermemiz gereken kişiler anne ve babalarımız, haksızlığa
maruz kalsak bile onlar tarafından onlara karşı olan davranışlarımız da hiçbir
şekilde bir değişikliğin meydana gelmemesi gerekiyor.
Biraz yorulsak hemen "of ne kadar yorucu bir gün" diyebiliyoruz, bu kelimeyi bu
kadar basit kullanabiliyorken, annemize bu kelimeyi kullanacak kadar sitem
etmememiz gerektiğini Peygamber efendimizin söylediğini unutuyoruz.
Sabrımızın bu kadar az olduğu bu çağda da, öfkemize, sinirlerimize başta en
yakınlarımıza sonra müslüman olan her kardeşimize karşı hakim olmamız
gerekiyor.
"Kim gazabını tutarsa, Allah Teâlâ onun ayıbını örter."
"Pehlivan rakibini yenen değildir; asıl yiğit kızdığı anda kendine hakim olan
kimsedir."
diyor Peygamber efendimiz.
"Kıyamet günü ateşin kime haram olduğunu biliyor musunuz? O, her sade,
yumuşak, kolay geçimli ve cana yakın kimsedir."
"Bir adam Hz. Peygamber'e hangi şey en şiddetlidir? diye sorduğunda, 'Allah'ın
gazabıdır.' cevabını alıyor. Bundan korunmanın cevabı olarak da 'Kızma.' diyor
Peygamberimiz."
"Sizden biri kızdığında su ile abdest alsın çünkü kızgınlık