1909 yılında, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk kadın yazar olan Selma Lagerlöf, uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı.Ancak kitaplarının baskıları bulunmuyordu.Epona'dan bir kitabı vardı, Gösta Berling Efsanesi'ni de Everest yayımladı.Kapağı çok sevdim, bu nedenle ciltli baskıyı edindim.
Gösta Berling, içkiye düşkünlüğü ve aykırı davranışları ile diğer papazlardan ayrılan bir papazdır.
Görevini bırakmak zorunda kalıp, şövalye olan Gösta Berling, umutsuzluk içinde kıvrandığı bir anda Ekeby'nin Binbaşı karısı, güçlü Margareta ile karşılaşır.
Ekeby malikânesinde, Napolyon savaşlarının gazileri, şövalyeleri yaşamaktadır.Gösta Berling de Binbaşı Karısı'nın yönetimindeki kavalyelerin (şövalyelerin) arasına katılır.
Şeytani Sintram ile bir anlaşma yapan kavalyeler, Margareta'yı Ekeby'den sürerler.
Yaklaşık ilk 100 sayfada kitaptan çok umutluydum.Ancak sonrası benim için okuma açısından bir faciaya dönüştü.Parçalardan bir bütüne ulaşma ihtiyacı hissetmeye çalışmak yordu.Çerçevesinin baştan çizilmiş olması yanılttı.Başlangıçta bu çerçeve çizilmemiş olsa başka bir algıyla okuyabilirdim. Yer yer doğanın dile geldiği bölümler vardı.Özellikle bir bölümde dalgalar sözü alıyordu.Bu bölümü çok sevdim.Kadın karakterlerinin zenginliği de dikkat çekiciydi.
İsveç mitolojisini, kültürünü yansıtan masalsı bir kitaptı ama zevk alamadım maalesef.