·352 syf.····Okunma: 16 Mart 2025 02:34 ‘Yüz Karası’na benziyor mu? Evet, benziyor. Hatta Jax’in Kennedy’ye “Ruhunu çalmalarına izin verme.” deyişi, tıpkı Jackson’ın (bakın, isimleri bile benziyor) “Senden geriye hiçbir şey kalmayana kadar seni tüketecekler ve sonra da nasıl öldüğünü soracaklar.” deyişini hatırlattı.
Kasabaya dönen kızımız yine aynı. Sahip olduğu pislik eski kocası yine aynı. Kadın karakterimizin sahip olduğu çocukluk travması yine aynı; ancak bu sefer daha katmanlı.
Bu benzerlikler benim için şu anlık sorun değil; ancak üçüncü kitabını okuduğumda benzer şeylerle karşılaşırsam Colleen Hoover’dan beter edeceğime eminim. Ancak şu an için sorun yok. Hâlâ bir parça benzerliği kaldırabilirim.
Ha, erkek karakterlerimizin de temelde aynı travmaya sahip olduğunu, ancak bir tık daha katmanlı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Onun haricinde kendine has dokunuşları ve yaraları olan, akıcı ve tatlı bir kitaptı. Dram, travma ve iyileşme konularını okumak istediğimde kime geleceğimi çok iyi biliyorum; ancak benzer hikâyeler okumak istemiyorum.
Jax ve Kennedy’nin iyileşme süreçlerine şahit olduğum için mutluyum. 80 yaşında, evinden 20 yıldır çıkmayan Joy’dan; 17 yaşında olup üç işin ortağı (!) olan Connor’a ve kartvizit fikirlerine bayıldım ve çok eğlendim.
Bu tarz kitaplar okumaya ihtiyacınız olduğu zaman okunur. O an geldiğinde Güney Fırtınalarına başlamaktan çekinmeyin.