·500 syf.····Okunma: 16 Mart 2025 23:34 Öncelikle bu kitabın 8 puan almasına çok şaşırdığımı söyleyerek başlamak istiyorum. Bence 10 üzerinden 9 puan ortalamasını hak eden bir kitap.
Uzun zamandır en çok etkilendiğim kitap oldu. Özellikle ilk 200 sayfasını okurken içim titredi desem yeridir. Yazarın anlatımı çok akıcıydı ve kendimi okurken olayların tamamen içindeymişim gibi hissettim. Olaylar hizmetçi Nelly'nin ağzından anlatılmasına rağmen karakterlerin duygularını nasıl bu kadar içten hissedebildim hala hayret ediyorum.
Gurur ve Önyargı gibi bir aşk hikayesi okumak için bu kitabı okumak istiyorsanız hemen kaçın çünkü bu kitaptaki tüm karakterler karanlık.
Saf, temiz bir aşk yok. Aşkın karanlık tarafını yazar kusursuz bir şekilde anlatmış.
Bundan sonrası SPOİLER OLABİLİR
*
*
Kitabın ilk 200 sayfası çok ama çok etkileyiciydi. Hayatımda izlediğim tüm diziler filmler, okuduğum kitaplar dahil bu kadar karanlık bir aşkı ilk kez görüyorum. Evet, evet düşünüyorum da Catherine ve Heathcliff kadar yorucu, toxic, tutkulu, dipte bir aşk daha önce hiçbir yerde görmedim.
Heathcliff'ten ilk 200 sayfada nefret etmedim. Hatta çok üzülüyordum. Hele bir sahne var ki... Heathcliff ve Catherine'i anlatacak olsam galiba sadece şöyle tanımlardım. Spritüel işlere ilgi duyanlar ikiz alev kavramına yabancı değildirler. İkiz Alev efsaneye göre tek bir ruhtur ve ikiye ayrılmıştır ve kişi bir gün ruhunun diğer yarısını bulur. İkiz Alev insanlar birbirlerinin yansımasıdırlar. Zaten Catherine'de Nelly'e Heathcliff'e olan aşkını anlatırken buna benzer bir tanım kullanmıyor mu?
"Onu yakışıklı filan diye sevmiyorum, Nelly. benden daha çok bana benziyor da, onun için seviyorum. ruhlarımız her neden yoğrulmuşsa, ikimizinki de aynı"
Evet bu çift tamamen bir ikiz alevdi. İkiz Alev olan insanlar aynı zamanda birbirlerini hayatta dönüştürürler ve bu esnada zorlayıcı olaylar yaşarlar.
Kitaba devam edecek olursak... Catherine ve Heathcliff birbirlerini severken masum insanları da yaktılar. Catherine'nin rahatına düşkünlüğü, hayatındaki olanakları zenginleştirmek istemesi, mantığını kullanması ve Heathcliff'in Catherine'nin kendisini değil de Edgar'ı seçmesinin yarattığı hırs yüzünden Edgar Linton ve Isabella bu durumun en büyük mağdurları oldular. Normalde şöyle olması lazımdı; bizim Edgar ve Isabella'ya aşıkların arasına girdiler diye kin besleyecektik. Ama Catherine ve Heathcliff'ten nefret ettik.
Nefret etmeme rağmen, okurken sinir olmama rağmen birbirlerine duydukları o karanlık aşk beni çok büyüledi.
Kitabın 2.yarısı her kısımda Heathcliff'ten tiksindim, iğrendim. İçindeki intikam hırsına rağmen aşık olduğu kadının kızına yumuşak davranmasını bekliyordum. Genelde öyle olmaz mı? Ama kendi oğlunu bile sevemeyecek kadar karanlık bir adamdı o.
Heathcliff'i buraya anlatmaya devam etsen sayfalarca sürer girer. Daha önceden okuduğum hiçbir kitapta böyle bir karakterle karşılaşmamıştım. Anti kahraman tanımına en çok uyan kişi bence kendisi.
İçinde duyduğu aşk o kadar büyük ve karanlıktı ki 2 aileyi de 2 nesil etkisine alarak yaktı, darmaduman etti.
Kitabın tek tatlı kısmı son bölümlerde ki Hareton ve küçük Catherine sahneleriydi.
Benim için unutulmaz bir kitap oldu. Yazarın tek bir eseri olması çok üzücü maalesef.