Ağaç Diken Adam kısacık ama epey güzel bir öykü. Bir çoban önce evladını ardından eşini kaybeder ve öykümüz hüzünle başlar. Çoban yaşadığı bu acı sonrası insanlardan uzak bir yere çekilmek ister. Yaşam enerjisini kaybetmeyen çobanımız aslında Değirmenimden Mektuplar'dan muazzam bir doğaya sahip olduğunu bildiğim ama bu öyküde kurak, ağaçsız, susuz Provence şehriyle karşılaşıyorum. Çobanımız pes etmeden, her hangi bir insanın veya kuruluşun yardımı olmadan binlerce sonra on binlerce ardından yüz binlerce ağaç dikip yetiştirmek yolunda kararlı adımlar atar.
Bu süreç otuz beş yıl boyunca sürer ve Provence kurak, ıssız bir yerken yaşam merkezi hâline gelir. "Bir insanın tek başına, kısıtlı maddi ve manevi imkânlarla, çölden bu Kenan Ülkesi'ni yeşertmeye kadri olduğunu düşündüğümde, insanoğlunun gidişatını her şeye rağmen takdire değer buluyorum." (s. 45) Tabi günümüz şartları orman yaratmak için yeterli olmasa da insanın pes etmeden devam etmesi gerektiği hakkında bir motivasyon konuşması gibi olan bu kısacık öykü okunmaya değer.
Aynı zamanda uzun zaman aralıklarında ziyarete gelen arkadaşının gördüğü muhteşem fark takdire şayan. Hele çizimler, kesinlikle tam havasında ve her çizgi yerli yerinde, bu meşakkatli işi yaparken zorlanılan olayları, duyguları çizimlerle kolayca konuşturabilmişlerdir. Ferahlamalık, yarım saatte okuyabileceğiniz muhteşem bir eser. Elimdeki Everest Yayınları'nın baskısıdır, tavsiye ederim.
Jean GionoAğaç Diken Adam