Gönderi

Yazgısını kabullendi ama onu sevmedi. /Esme’nin Ağacı
Puan vermedi·216 syf.··
2025 37. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 17:16
Bitti. Bir süreç romanıydı, yine bir süreç aldı bitmesi. Kapağı kapattığımda içimde kalan duyguyu Orhan Veli KanıkOrhan Veli Kanık'ın bir dizesiyle ifade edebilirim: “Tarifsiz kederler içindeyim,” şimdi. Bir değil birkaç eseri birlikte okumak gibiydi kitabı okumak: Esme’nin hikayesi, onun elma ağacı… Uzun uzun düşündüm eser boyunca, bir insan neden mehir olarak bir ağacı isterdi? Bir bahçe dururken neden yalnızca bir ağaç… Sorular oluştu zihnimde: Ölsem nereye gömülmek isterdim. Yaşayacağı yeri uzun uzun düşünüyor insan da konu öleceği yere gelince kalıyor orada. Geride kalanlar neresi derse orada bitiyor yolculuğu. Sahi siz düşündünüz mü? Nereye gömülmek isterdiniz? Ürpertici bir soru değil mi? “Arar bulur muydun beni, sahipsiz mezar olsaydım,” diyen Yusuf Hayaloğlu düşüyor aklıma… youtube.com/watch?v=3BbNJFK... Dinleyerek devam ediyorum incelememin kalanına. “Şefkat ya da sevgi yoksunluğu kendini unutturabilir ama bir kök ihtiyacı insanın daimi yarasıdır.” (s. 20) Kök ihtiyacı… Ah Hakkı, ne derin yaralar açtın içimde. Kimsesizliğine kimse bulana kadar ne yollardan geçtin. Buldum sandıklarını nasıl yitirdin. En büyük yaraları ailesinden alıyordu insan. Hele bir de ailesi yoksa ailesinin açacağı yaraları dahi arar oluyor. Hiçbir acıya benzemiyor köksüzlük. Kimin kimsen olmayınca kimse kabullenmiyor seni. Acıyan yerinden tutmak yerine en çok oradan vuruyor insanlar. Sonra bir aile kurunca neyi nasıl yapacağını dahi bilemiyorsun. Sanki ona hitap eder gibi başlıyor eser, Yunus Emre’nin bir sözüyle: “İmdi bilgil ki, kangı bölüktensin.” “Tüm büyük kırılmalar ilk çatlağını kendi içinde taşır.” (s. 24) Bir bozkır hikayesi, bozkırda bir yüzyıl hikayesi… Dededen toruna uzanan. Savaşlardan, zorluklardan geçen Türkiye’nin son asrının hikayesi. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı… Rahmetli dedemdi ben okurken Hakkı. Onunla gelmeyen babamı bekledim, onunla geç kaldı okula başlama serüvenim. Aramızdaki bağ öyle güçlüydü ki sevdalarını ondan dinledim. Esme’nin ağacı gibi bir ağacı yoktu anneannemin, yine de gömüldü bir ağacın altına. Hikayesini bilmediğimiz niceleri yatıyordu isimleri silinmiş nice mezarda. “Hatırlar mısın,” demişti. “O ağaç hangisiydi? Bir daha ağlayacak olduğunda bana sarıl istediydim.” Bir yerde okumuştum, “İsmini hatırlayan son kişi öldüğünde hiç yaşamamış gibi olacaksın.” Ernest HemingwayErnest Hemingway der ki “Her insanın iki ölümü vardır. Biri öldüğünde, diğeri ismi son kez söylendiğinde.” Ve eserde, “Birini bırakmalıydı insan ardında, hikayesini bilen ve sevgisine şahitlik etmiş,” diyor. Hakkı için torunuydu belki o, dedem için ben, hikayesini bildiğiniz insanlar için siz. Peki ya sizin hikayenizi geleceğe kim taşıyacak? Yazıldı mı öyle bir hikaye? Köklerinden insana, yurttan aileye uzanan anlamlı bir yolculuk. Yer yer yoruldum okurken, yer yer dalgalandım da duruldum. Bir hüzün düştü içime. Her şey çok başka olabilir miydi? Onu size bırakıyorum. Ruhunuza iyi gelmesi dileğiyle.
Edebiyat
Kimse Kalmadığında Bunu HatırlaSilvan Alpoğuz · Ketebe Yayınevi · 202382 okunma
··
3.244 Gösterim
1 Yorum
Ölünce nereye gömülmek istediğimi hep düşünmüşümdür; doğduğum, ait hissettiğim köyüme ... Kadın olmanın kimliksizliği;evlenip soyadımız değiştiğinde ve öldüğümüzde kocanın ait olduğu yere gömüldüğümüzde dahi çarpıyor yüzümüze maalesef...
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
İnsan belki 60 yıl birlikte yaşadığı insanla ayrı görülmemeli bence de, mekanlar önemsiz, ikisinden birinin köyü de olabilir. Dedem ile ninem ayrı yerlere gömüldü zoruma gitti mesela.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.