"Içimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime. Buraları çok karışık kaç defa geldim gene de hep kayboluyorum."
Uzun zamandır Elif Şafak kitaplarını okumamıştım. Nasıl özlemişim cümlelerine, kurgularını.
Elif Şafak'ın ilk otobiyografik romanı olarak belirttiği Siyah Süt yazarın kızının doğumundan sonra girdiği post- notel depresyon sonunda 10 ay hiçbir şey yazamadığı süreci ve kadınlığın,kadınların hayatının belli bir dönemini anlatır bize. Lohusalık dönemi.
Nedense Bu hayatta her şeyi kadınlar için var olmuş ama yaşayanlar bilir herkes lohusalık döneminde depresyona girmez.
Nasıl bir güzel duygudur o bebeğini kucağına almak onu emzirmek. Minicik ağzıyla annesinin memesinden dünyanın bütün nimetlerinin tadına bakar gibi emmesi en sevdiğim dönemlerden diyebilirim. Evet yorucu uykusuz geceler sizi bekler ama miniğinizi aldığınızda kucağınıza dünya zamanı durur. Annelik kadını bağışlanmış en güzel mucize ve güzellik.
Elif Şafak otobiyografisini bizlere anlatırken sohbet havasında yaşadıklarını ve hayal gücünü tüm inceliği ile cümleleriyle her yönüyle ifade ediyor.
Yeni anne olanlara küçük bir tavsiyede bulunayım lohusalık döneminde Bu kitabı okumayınız.
"Aman dikkat çocuklarına nefes alanı bırakmayan Sevgi faşisti annelerden olma."
Keyifli okumalar.
Siyah SütElif Şafak · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma