Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 18 Mart 2025 03:51 Bu kitap beni öylesine derinden etkiledi ki, bitirdikten sonra uzun süre zihnimde yankılanmaya devam etti. Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adamı, sadece bir hikâye değil; adeta iç dünyamda bir yolculuktu.
Kitapta tanıştığım gül yetiştiren yaşlı adam, dünya ile bağını büyük oranda koparmış, sessizce kendi bahçesinde, kendi evreninde yaşayan biriydi. Onun gülleriyle kurduğu ilişki, sıradan bir bahçıvanın çiçek bakımı değil; sanki iç dünyasını terbiye etme, sabrı ve sevgiyi arayış hâliydi. Her bir gül, bana sabrı, beklentiyi, ümidi hatırlattı.
Ama beni en çok etkileyen şey, Sitare Yıl Seven karakteriydi. Sitare, yaşlı adamın kalbinde iz bırakmış, bir sevda mıydı, bir hayal mi? Belki de her ikisi. Kitap boyunca Sitare’nin varlığı, bana unutulmuş ama hala hissedilen bir sevginin izlerini taşıdı. Gül yetiştiren adamın güllere bakarken aslında Sitare’ye duyduğu özlemi büyüttüğünü hissettim.
Rasim Özdenören’in dili sade ama bir o kadar da derin. Cümlelerin altında o kadar çok anlam saklı ki; her bir satırı okurken durup düşündüm. Kitabın manevi yönü, insanın dünyayla kurduğu bağı, kalabalıklar içinde yalnızlaşmasını, modernleşen toplumda değerlerin eriyip gitmesini o kadar zarif bir şekilde anlatıyor ki…
Bu kitap bende sadece bir hikâye değil, bir ruh hâli bıraktı. Bitirdiğimde, kendi içimdeki “gül yetiştiren yanımı” düşündüm. Ben neyi büyütüyorum? Benim iç bahçemde hangi güller soluyor ya da yeşeriyor?
Kitap bana, kalabalıklarda kaybolmuş modern insanın, aslında içsel bir hicretle Allah’a yönelmesi gerektiğini düşündürdü. Sessizlik, tefekkür, sabır ve teslimiyet... Bu kitapta beni en çok etkileyen kavramlardı. Her müminin okuyup kendi nefsiyle yüzleşmesi gereken bir eser diye düşünüyorum.
Son olarak diyebilirim ki Gül Yetiştiren Adam, aceleye gelmeden, sindire sindire okunması gereken, insanın kendi içine tutulan bir aynadır. Herkesin farklı bir şey bulacağı, ama mutlaka kendinden bir parça göreceği bir kitap.