Uzun zamandır okumayı beklediğim bir kitaptı. Herkesin bir dönem dilinden düşürmediği bir kitap olduğu için açıkçası okumak için çok heveslendim. Elime geçer geçmez bir solukta okuyup bitirdiğim nadir kitaplar arasında da yerini almış oldu böylece.
Çoğu incelemelerde içeriğinden fazlasıyla bahsedildiğini gördüm. Ben size spoiler vermeden eserimizi ufak ufak tanıtmak istiyorum
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu eseri siz seçmiyorsunuz. Bu eser okuyucusunu seçiyor. Bu esere yolu düşmüş her bireyin bu kitapla görünmez ince bir iple bağlı olduğunu düşünüyorum. Bence okurken siz de böyle düşüneceksiniz ve her sayfasında kendinizden bir parça bulacaksınız buna eminim.
Beni bu kitaba bağlayan en önemli olay, gerçekten her sayfasında ayna varmış gibi olayları yazarla birlikte yaşamam oldu. Maalesef çoğu zaman hayatımdaki çoğu şeyden mutluluk duymaz aksine acaba böyle olmasaydı nasıl olurdu diye kendimi düşüncelere atardım ya da elimde olmayan sebeplerden ötürü yaşadığım şeylere bile çok kızar ve yine hiç yaşanmamış ya da yaşanmayacak şeyler için kendimi üzerdim.
Hayat, biraz böyledir. Nereden ne geleceğini, geldiğinde sonrasının bizim için iyi mi kötü mü olacağını o an kestiremiyoruz. İnançlı biriyseniz eğer bunu bir şeye yormanız daha kolay olabilir. İnançsız biriyseniz bu durum tam olarak nereye bağlanır bilmiyorum ama bağlanacağından eminim belki daha zor olur. İnsanların her olayı bir şeye bağlama isteğinden kaynaklandığını düşünüyorum bunun da. Bir şeye bağlayamadığımız şeyler de ayağımıza dolanıp bizi türlü türlü düşüncelere itiyor. Çünkü insanız. Duygularımız var. Düşüncelerimiz var. HİÇ BİTMEYEN DÜŞÜNCELERİMİZ VAR.
Baş karakterimiz Nora da artık hayatındaki durumların yolunda gitmediğini düşünerek bunun üzüntüsünü ve sıkıntısını yaşamaktadır. Ve yaşadığı bu olumsuzlukların üst üste gelmesiyle de maalesef yaşamak için bir sebebi olmadığını düşünür. Ve yaşamak istemediğinden emin olur.
Daha sonrasında yaşadıkları onu bambaşka hayatlara ve bambaşka düşüncelere iter.
Zaten hep öyle değil midir? Bir şeyi kaybetmeye ne kadar yakınlaşmışsak değerini o zaman anlıyoruz. Hayatımız bazen bizden bile kaynaklı olmayan olumsuzlukların pişmanlıklarıyla dolu. Bence hayatımız bunu hak etmiyor. Hayatın olumsuzlukları kadar güzel yanlarını da görmemiz gerektiğine inanıyorum ki hayatı daha çekilebilir bir hale getirsin. Hayatın bize ne getirdiğini ve ne getireceğini yaşamadan asla öğrenemeyiz, değil mi?
Eğer bu incelemeyi görürseniz benimle fikirlerinizi ve yorumlarınızı paylaşmanızı çok isterim. :)
Benim yaşanmışlıklara ve şuan yaşadıklarımıza bakış açımı tamamen değiştiren bir eser. Bunun için de kendisine ayrıca teşekkür ediyorum.
Keyifli okumalar.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig