Öncelikle ilk kitap kadar 'yorucu' değildi. Beyninizi alıp deliler sirkine sokup tokatlamak suretiyle bi kenara tükürüp atmıyor yani. Ona loş ışıklı kitap nemi ve soba kokan bir yerde, odun çıtırtıları eşliğinde bir kaostan çıkmanızın ardından dinlenmenize lütfederek diğer kız kardeşin hikayesini anlatıyor.
Bu, bir yandan eksiydi diğer yandan artıydı. Eksi olma sebebi, kitabın yüzde yüz caraval içinde geçmesine rağmen 'caraval serisinden' bir kitap gibi değil de, yan hikaye ya da rastgele başka bir yazardan alıp okuduğum iyi bi kitap gibi hissettirmesiydi.
Evet yani caraval yorucuydu, ama o olay karmaşıklığı ve caravalda olan sizmişsiniz gibi hissettirerek birebir yaşatması onu özel kılan ve caraval yapan şeydi.
Yorulmamaya memnun kaldığınız bir taraf olsa da, diğer yanınız o hissi arıyor çünkü ikinci kitaba sizi getiren şey bu zaten...
Ama neyse ki yazarımız bunun farkında, son sözde kendisi de yazmış, ikinci kitabı yazmanın zorluğu ve teşekkürlerinden bahsederken. O yüzden bu eksiyi gözümüzde büyütmeye gerek yok, zira hikaye güzeldi.
Daha akıcı ve anlaşılır olmasının yanısıra, Stella'nın sinestezik duygu ve fikir betimlemelerinin ardından gerçekten normal ele alınan duygu ve fikir kısımları bir ilaç gibi geldi. Yine vardı ilginç betimlemeler ama bunu doğrudan anlıyordunuz. İlk kitapta, anlamanız için yazar bide ek açıklama yapıyordu sürekli.
Karakterler çok iyiydi, Tella biraz ilk kitapta zeki ama şımarık bir kız gibi hissettirdiği için az da olsa ilgimi savmıştı ama bu kitapta onun ağzından okurken durumun bu olmadığını anlamak rahatlattı ve tanıdığım ana karakteri baya sevdim. Stellanın da histerik takıntılı korumacı tarafı burada daha dengeli, mantıklı ve akıllıydı.
Legend'in olduğu kişiden memnun kalmayan az insandan biriyim bu arada..... Spoiler vermek istemiyorum o yüzden bunu düşünme sebebimi üstünkörü anlatacağım.
Ortaya çıkan elemanın çıkmadan önceki kimliği zaten yeterince tatmin edici ve yeri olan bir karakterdi. Ona ek bir efsanevi vasfı yüklenmese de zaten yeterli ve görüp okumaktan keyif aldığımız bir çardı. Sonrasında o elemanın bu eleman çıkması, BANA GÖRE hem legend isminin forsunu söndürdü, hem de sevdiğim karakterin onu o karakter yapan her şeyinin üstüne bir gölge düşürerek ee bu muydu hissine sebep oldu... İki kitabın tamamı boyunca Legend öyle iyi tabir edilmişti ki çünkü, her o kelimeyi okumamla merak ve etkilenmişlikten tüylerim diken diken oluyordu. "İnsanlar ya Legend olmak ister, ya da Legend'le olmayı." daki insanlardan biriydim yani resmen. Şu anda gerçekten bi esprisi kalmadı olayın, keyifli ama içeride olmadığıma kesinlikle emin olduğum, güzel olabilecek bir çifti dışarıdan gözlemlercesine okudum yani. İyi bi hikayeydi. Legend'in harika bir hikayesi değildi.
İlk kitabın tamamen caraval ve tamamen legend üzerine dönüşünün ardından, okuma sebebini bu kılan her şeyin ardından ikinci kitabın her şeyi, her şeyin içine etti. Tekrar ediyorum, hikaye bağımsız düşünülecek bir kitap olarak çok çok iyiydi. DEVAM niteliği olan ikinci basamak için bir hayal kırıklığıydı.
Alıntılarımı ekleyeceğim zaten... İyiliğini orada da görebilirsiniz.
Karakterleri baya sevdim. Özellikle kupa prensi özellikle finale doğru bir çoğu gibi (hele de Legend'in tahtından edilmesinden sonra xD) benim de yüreğimdeki tahtı resmen izinsizce ele geçirdi. İnsanların neden yan seri için (kırık bir kalp) bu kadar ısrar ettiğini kitabın sonuna kadar biraz eğlencelik derecede manasız bulsam da, o andan itibaren anlamıştım. Ama hala öfkeliyim. Çünkü o tasvirlerin ardından insanların gelecekte gelecek kupa prensi diye bi lavukla neden legendden daha çok ilgilenip sevdiklerine hiç mana veremediğim gayet keyifli ve çıkmak da istemediğim bi hayal dünyasıydım.
Hayal dünyamın içine sıçtılar. Ana karakter resmen kupa prensi artık. Caravalmış legendmiş umrumda değil asıl yan hikaye o haline geldi, olaylar dönsün diye kurulmuş öylesine bi zemin oldu yani.... Aşırı canımı sıkıyor bu durum. Çok daha üst düzeylerde asla bitmeyecek bir efsane seriyi yazmış olabilirdi yazar, gerçek kapasitesini görmüştük yani kurgunun. Böyle bir orta kitap, çok keyif kaçırıcıydı ve son kitaba olan ilgimi de yitirmeme sebep oldu, direkt yan hikayeye geçmek istiyorum....
Okuyun yani tabiki, benimle aynı düşünmeyenler mutlaka olacaktır, hikaye boş ya da harbi kötü veya cringe asla değil sonuçta. Ben sadece evrene hakaret edilmiş gibi hissettiğim için çok olumlu yazmak istemedim. Birinci kitabı okuyup buraya geldikten sonra da zaten geri dönemiyoruz. Mecbur yürüyeceğiz...