·312 syf.····Okunma: 19 Mart 2025 13:28 Romandaki olaylar 1928 yılında geçmektedir. Sivas Öğretmen Okulu öğrencisi Musa, Güzel Sanatlar Akademisine girmek için gittiği İstanbul'da (İzmir'deki)ablasından beklediği para gelmeyince ortada kalır. Kalacak yeri yoktur, cami tuvaletlerinde sabahlar. Yemek yiyecek parası yoktur, aç kalır. Bu şekilde haftalar geçer. Zamanla parklarda tanıştığı bazı insanlar aracılığıyla zengin fakat ilgisiz (genelde de şehir dışında bulunan) kocaları olan kadınların evine gidip onlarla münasebette bulunarak onların evinde kurulan sofrada karnını doyurur. Bir yandan da Sivas'taki okuluna geri dönmek istemektedir. Bunun için Atatürk'e kadar gider ama kendisiyle bire bir konuşup derdini anlatamaz. Dolmabahçe'deki görevlilere verdiği dilekçeden de bir sonuç çıkmayınca son umudu da kırılır fakat romanın sonunda tanıştığı bir komiserin yardımıyla okuluna dönmek üzere yola çıkmayı başarır. İlk defa Hasan İzzettin Dinamo okudum. Uzun bir süre başka bir kitabını daha okumayı düşünmüyorum. Başka kitapları belki daha güzel olabilir bilmiyorum ama bu kitap bana pek hitap etmedi. Enerjisi düşük bir kitap bence. Okurken hep aynı şeyler oluyormuş gibi hissedip bir süre sonra sıkıldım. Yine de yazarın tarzını ve dilini görmüş oldum. Özellikle dili dikkatimi çekti. Birçok kelimenin Türkçesini tercih etmiş(anak "hafıza", yeğnik "hafif" gibi). Bunu yapan fazla yazarımız yok. Ha yapılmalı mı yapılmamalı mı orası tartışılır ama yazarla ilgili aklımda yer eden bir özellik oldu bu. Sonuç olarak kendi adıma "Aman ne güzel kitap!" diyemiyorum. Biraz zaman kaybı, biraz tecrübe oldu. Hasan İzzettin Dinamo da okumuş oldum.