Hayatın Anlamı İnsanlık tarihi boyunca düşünürleri, din büyüklerini, filozofları ve sosyal bilimcileri en çok arayışa iten ve onların düşünce dünyalarını en fazla meşgul eden konu bu olsa gerektir. Özellikle insanın anlam arayışı ile "Neden ve niçin yaşıyoruz?" sorgulaması çerçevesinde gündeme gelen bu mesele, insan var oldukça da sorgulanmaya ve tartışılmaya devam edecektir. Herkes olayı durduğu ve baktığı yerin perspektifiyle ele almış, düşünce, inanç ve felsefi yaklaşımına göre değerlendirmiştir. Yani filozoflara göre hayat düşünmek, dindarlara göre hayat inanmak, pozitivist ve sekülerlere göre hayat yaşamaktır. İnsan ve Eser: Tüm canlılar arasında iradesi ve bilinci sayesinde eser verme potansiyeli olan tek varlık insandır. İpek kozalağı, örümcek ağı ve arının bal yapması gibi sanatsal ve harikulade şeyler bazı hayvanlardan sadır olsa bile, onlar bu eylemin farkında dahi değildir. Ancak insan, kabiliyeti ve kapasitesiyle daima üretmiş; kimi zaman sesiyle, kimi zaman görsel tasarımıyla, kimi zaman eliyle, kimi zaman beyni ve bedensel gücü ve çabasıyla çeşit çeşit eserler ortaya koymuştur. her türlü sesli ve görsel sanatlar, mimari yapılar ve edebi ya da kültürel nitelikli eserlerin tamamı buna örnektir. Nitekim tarih boyunca ihya ve inşa edilmiş tüm medeniyetler aynı zamanda birer insan şaheseridir. Üreten – Tüketen: Bununla beraber, gerek fert gerek toplum ve gerekse insanlık olarak çoğumuzun üreten değil, tüketen tarafında olduğumuz da bir gerçektir. Bugün dünya ölçeğindeki fertlerin çoğu üretici değil, tüketici pozisyondadır. Bunu ticari, iktisadi ve sektörel bazda olduğu gibi fert bazında da düşünebilirsiniz. Bu saptamayı kendi çapımızda rahatça yapmak mümkündür. Mesela, her birimiz zamanımızın, paramızın ve çabamızın ne kadarını üretime, ne kadarını tüketime harcıyoruz? Bu soru, durumu ortaya koymak adına bize ışık tutacaktır. Gelir-gider dengemiz veya kısa, orta ve uzun vadeli planlamalarımız bizi, fert ve toplum olarak daha çok üretmeye mi, yoksa daha çok tüketmeye mi yönlendiriyor? Bu gibi sorgulamalarla kendi karnemizi oluşturabilir ve kategorimizi belirleyebiliriz. Geçici – Kalıcı: İnsan, yapı itibariyle daha kısa, anlık ve yakın olana eğilimlidir. Çoğu kimse bu zaafiyetten ötürü bile bile geçici ve daha az önemli şeyleri, kalıcı ve daha çok önemli şeylere tercih etmekte bir beis görmez. "Eldeki üç kuş, daldaki beş kuştan iyidir." atasözü de bundan türemiş olsa gerek. Günlük yaşamımızı çoğunlukla bunun üzerinden sürdürürüz. Geçici bir haz veren yemek yemeyi, ömür boyu unutmayacağımız bir kitabı okumaya tercih edebiliriz. en değerli varlığımız Zamanımızı bize herhangi bir faydası olmadığını bildiğimiz şeylerle geçirmekten imtina etmeyiz. Hatta kimi zaman zarar verdiğini bile bile, paramızı ve zamanımızı kültürel aktiviteler yerine bir takım alışkanlık ve bağımlılık yapan şeylere ayırmakta da bir sakınca görmeyiz çoğunlukla.… Ben ve Öteki: insanların çoğu "biz" yerine "ben" önceliğiyle yaşar. Bu müthiş benlik duygusunu hayatının her aşamasına yansıtır. Tüm planlamasını, üretimini ve tüketimini bu ben merkezli yaklaşıma göre şekillendirir. başkasının ne olduğu, nasıl yaşadığı, neler yaşadığı ya da yaşamadığı onun her hangi bir önceliğini oluşturmaz çoğunlukla. Başkası adına feragat, fedakârlık ve diğer gamlık gibi bir gündemi söz konusu değildir. Oysa dünyada yalnız yaşamadığımız gerçeği ne denli fıtri ise yalnız kendine yaşamama gereği de o derece tabiidir. o halde dejenere olmamış bir kişiliğin gereği, ötekini düşünmek, ona zaman ayırmak ve onunla paylaşmaktır. Dolayısıyla yalnız kendine harcayan yalnız kendini harcamıştır. evet, hayatın anlamı şüphesiz herkes için göreceli bir durumdur. Ancak yukarıdaki konular etrafında oluşturacağımız zihinsel bir çaba ve animasyon bu konuda bir ip ucu niteliğinde olacaktır. yani, ne kadar eser verebildiğimiz, tüketmek yerine ne kadar üretebildiğimiz, geçici şeyler yerine kalıcı şeylerle ne kadar iştigal ettiğimiz, benlik duygusu ve dürtüsünü aşıp başkaların hatırı ve hatırasında yaşayacak nelere imza attığımız gibi sorular bize ışık tutacaktır. Unutmayalım ki hayat, belki de yaşayarak değil yaşatarak anlam kazanır. Özlü Sözlerle
Alıntı
·
85 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.