Birçok kavramın ve mefhumun dejenere olduğu, içinin boşaltıldığı ve itibarsızlaştığı günümüzde, bunlardan en çok nasibini alanlardan biri de sözdür. Kültür ve medeniyetimizin temel taşlarından biri olan söz, giderek değerini kaybetmekte, adeta laf kalabalığına hatta kullanım pratiği bakımından lafa dönüşmektedir. Toplumun gerçek potansiyelinin, düzeyinin ve niteliğinin yansıması ve yegâne göstergesi olan söz, bugün kimi zaman şiveye, kimi zaman yerel ağıza, hatta daha da vahimi, argoya, kahve ve sokak diline kurban edilmektedir. Bu durumun sonucu olarak kaybeden yalnızca söz değil; aynı zamanda sanatımız, kültürümüz ve hatta medeniyetimiz de olmaktadır.
Bizler, bu bağlamda “Karanlıktan şikayet edeceğine bir mum da sen yak.” anlayışıyla hareket ederek, hayatın içinden süzülen ve tecrübeyle yoğrulmuş sözleri içeren bir kitap kaleme alarak, acizane de olsa bu gidişata bir nebze dur diyebilme niyetindeyiz. Bu çabaya, "çorbada tuz misali" küçük bir katkıda bulunmaya çalıştık. Ne mutlu ki, bu kadar değersizleşen ve ayaklar altına alınan bir dönemde, inadına söz diyerek sözüne ve özüne sahip çıkanlara.
Özlü Sözlerle