George R. R. Martin

George R. R. Martin

8.9/10
2.561 Kişi
·
7.593
Okunma
·
657
Beğeni
·
10.714
Gösterim
Adı:
George R. R. Martin
Tam adı:
George Raymond Richard Martin
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New Jersey, ABD, 20 Eylül 1948
George Raymond Richard Martin (d. 20 Eylül 1948), Amerikalı yazar ve fantezi, korku ve bilim kurgu senaryo yazarı. Kendisi en çok Türkçe'ye Buz ve Ateşin Şarkısı olarak çevrilen ve daha sonra Game of Thrones adıyla dizisi çekilen A Song of Ice and Fire isimli epik fantezi roman serisinin yazarı olarak bilinir. Martin, Time tarafından "2011'in en etkili 100 kişisi" arasına seçilmiştir.
“Nereden geldiğini, kim olduğunu asla unutma, çünkü etrafındaki kimse unutmaz bunu. Kendi gerçeğini güce çevir. Böylece hakkındaki gerçek asla zayıf noktan olmaz. Gerçeğin senin zırhın olsun ki, kimse seni o gerçeği kullanarak incitemesin. "
Arya'ya üçüncü kez oğlum diyordu. Sonunda, "Ben bir kızım," diye itiraz etti Arya.
"Kız ya da erkek, sen bir kılıçsın, hepsi bu."
Bu zamana kadar okuduğum fantastik romanların arasında en farklısını okudum diyebilirim. Yazarın kendi oluşturduğu bir dünya oluşu ve roman içinde anlatılan belli başlı olaylar haricinde de tam manasıyla fantastik roman okudum diyemiyorum. Daha çok 12. YY İngiltre'sinin romanını okudum gibi hissettim kendimi roman boyunca. Çünkü iyi ve kötünün mücadelesinden çok entrikaların döndüğü harika romandı. Neden diye soracak olursanız biliyorsunuz ki en büyük fantastik eser Yüzüklerin Efendisi'dir ama Yüzüklerin Efendisi'nde Rohan'ın veya Gondor'un arka sokaklarını, sokaklarda duran karnı açları veya hırsızları ya da varsa eğer genelevlerini yahut da Gondor'un konseyinin kurulup gelir - gider konuşmalarının konuşulduğu sayfalar okuyamayız yada Gondor'un borcu var gibi cümleler de okuyamayız. Çünkü Yüzüklerin Efendisi ve diğer birçok fantastik eserde sadece gerçek iyiler ve gerçek kötüler vardır ve onurlu iyilerin karanlık kötüye karşı amansız destansı mücadelesi anlatılır. Buz ve Ateşin Şarkısı'nda ise yukarıda saydıklarımın yanında kibirli ve açgözlü insanlar ile oluşan entrikalar romana bambaşka bir hava katmaktadır ve dediğim gibi farklı fantastik özelliğini de buralardan almaktadır. Bende romanı çoğumuz gibi dizisinden sonra keşfettim. İlk sezonu izlememe rağmen (kalanları kitaplardan sonra) 800 küsur sayfa boyunca heyecanlanıp sayfaları arka arkaya çevirmeye başladım. ALLAH'tan HBO Seriyi diziye aldı da(repliklere kadar aynı) bizde Epsilon sayesinde kitapları düzgün bir çeviri ile okuyabiliyoruz. Düzgün çeviri demişken romanın çevirişi başarılı denilecek düzeyde. Roman çevirmenine baktığımda Sibel Alaş ismini görünce ister istemez bir ön yargılı olmuştum sonuçta her ne kadar 95 - 98 yılları arasında şarkılarını beğenerek dinlesek de çevirmen isminde Sibel Alaş'ı görünce insan bir acaba diye düşünüyor. Sibel Alaş'ın ilk çevirişi diye biliyorum sonuç olarak ilk çeviride böyle büyük bir kitabın hakkını Sibel Alaş tamamen vermiş bence. Çeviride hata yokmu tabiki var mesela kilolu bir adamın göbeğinin puding gibi sallanıyor denilmesi veya kazıklar dikilmişti yerine kazıklar kakılmıştı denilmesini garipsemedim desem yalan olmaz. Ama çeviri romanı gerçekten okutturuyor. Sonuç olarak romanı haliyle de serisini kesinlikle okumalısınız.
Öncelikle bir Game of Thrones izleyicisi olarak belki çok geç okudum ama yine de fazlasıyla etkilendim kitaptan.

Klasik "ya dizi/film izlemeden önce okuyacaktın abi kitabı" gibi sözler pek işlemedi açıkçası. Başlamadan önce tereddütlerim vardı, olayları biliyorum nasılsa, tat vermeyecek, kendimi kaptıramayacağım diye korkuyordum. Ama buna rağmen, George amca beni etkilenmeyi, kitabın içinde hapsetmeyi başardı.

Karakter tanıtımları, betimlemeler, olay örgüsü... aksiyon, bol entrika, kan ve savaş..
Bu başlıkların hepsi özenle işleniyor... ilmek ilmek.

Diyar'ın büyük hanelerinin taht kavgası sürerken küçük ailelerin onlara olan bağlılıkları.. Bu da bayağı etkiledi beni açıkçası. Her biri başka planlar peşine düşmeden, atalarının boyun eğdiği haneye sadakatlerini sürdürüyor. Bu savaş uğruna olsa bile..

Diyar'da çok fazla Tanrı var. Bu da ayrı ayrı kültürlere bir gönderme gibi. Kim neye nasıl inanıyorsa inansın George amca kendi inandığı Tanrı'sını karıştırmamış eserine. Ve her hane diğerlerinin Tanrı'sına saygılı.

Hanelerin kendilerine ait bir tarihleri, armaları ve sözleri var. Bu özellikler ince ince işleniyor kitapta. Dizide bulamadığımız, göremediğimiz birçok ayrıntıyı öğrenmek insanı mutlu ediyor.

Fantastik öğeler çok fazla yok ve bu durum okuyucuyu sıkmıyor. Her şey tadında. Asla bıktırıcı usandırıcı diyaloglar yok. Okuyucuyu boğmamak için sürekli karakterler arasında geçişler yapılıyor.

Cümlelerime burda son verirken, George amcaya selam eder ve diziyi izleyen herkesin okumasını tavsiye ederim..
Seri giderek daha ilginç bir hale geldi. Okumak zor gibi gelse de bölümler hızla akıyor. Nasıl bittiğini anlamadan bu kitap da bitti. Bu seride çoğunlukla hep aynı kişilerden bahsediyor ama bugüne kadar akıllarda oluşan soru işaretlerine ufak da olsa cevap vermeye başlamış yazar. Ayrıca bu cevapsız sorularımızın kısa zaman içinde daha tatmin edici birer cevaba kavuşacağının sinyalini bize vermeye başladı. Bu da bende hemen bir sonraki kitaba başlama hevesi uyandırdı. Ben severek takip ediyorum. Mutlaka okunması gereken bir seri.
Yedi Krallık'ın tarihini kapsamlı bir şekilde anlatıp Buz ve Ateşin Şarkısı ve son dönemlerde izlenen Game of Thrones'da yaşanan olayların habercisi olan epik savaşlar, amansız rekabetler ve cüretkâr isyanlarla ilgili tüm detayları çok iyi bir şekilde anlatıyor.
Kesinlikle şahane olan serinin ilk kitabı. Fantastik edebiyatı cok seven biri olarak hep okumayı düşünmüştüm ama seriye başlarken bu kadar iyi olacağını tahmin etmemiştim. Kitabı okuduğumda G. R. R. Martin'e büyük saygı duydum. Bu kadar fazla aile, bu kadar fazla karakter oluşturması ve bu kadar fazla olayı mükemmel bir bicimde bağlaması takdire şayan. Özellikle olayların tek bir karakterin tarafından değil de bir çok karakterin tarafindan anlatılması çok hoşuma gitti. Bu şekilde yazar taraf tutmamış ve bizim kimin neyi neden yaptığını anlamamızı sağlamış. Ama eksi olarak da karakterlerin yaşlarının küçük olması diyebilirim.

Bu kitap fantastik edebiyat sevmeyen biri tarafından da çok rahat sevilebilir çünkü yazar hem fantastik bir dünya yaratıp fantastik bir kitap yazmış hem de taht mücadelesi, entrika vs yazıp epik bir kitap oluşturmuş. Bu da çok hoşuma gitti.

Diziyi de izledim. Sevdiğim bir dizidir. Genelde kitapların uyarlamalarını beğenmem ( Özellikle Harry Potter uyarlamaları kalbimde yaradır). Ama HBO güzel uyarlamış. Yine de diziden kitaptan aldığım keyfin yarısını alamadım. Bu yüzden dizisini izlediyseniz bile okumanızı öneririm.
Spoiler versem de herkes diziden oradan buradan bir şeyler biliyolardır heralde.
Yıllardır okumayı düşündüğüm bir seriydi. Ama bir türlü kitabı gittiğim kütüphanelerde bulamıyordum. Ocak ayında ise raflarda gezinirken bir anda bu 800 sayfalık tuğla gibi kitap gözüme ilişti. Bu seriye başlamam için bir işaret deyip aldım okumaya başladım. Sürekleyici bir kitap olan bu kitabı diziyi izlememden ötürü yavaş okumak zorunda kaldım. Çünkü ne olacağını diziyi izlediğim için biliyordum. Bu da kitabı okurken oluşacak merak duygusunu neredeyse sıfıra indiriyordu. Heleki bu kitapta merak duygusu çok önemli çünkü hiç beklemediğin bir yerde, en son düşüneceğin bir olay olabiliyor ama diziyi izleyen ben ne olacağını biliyorum. Bu yüzden diziyi izlemememiş arkadaşlara tavsiyem önce kitabı okuyun sonra diziyi izleyin böyle yaparak her ikisinden de daha fazla zevk alacaksınız.
Kitap gerçek dünya da değilde yazarın yarattığı bir dünya da geçse de gerçek dünyanın orta çağına krallıklarıyla, entrikalarıyla ve daha bir sürü şeyiyle çok benziyor. Yazar bu kendiyarattığı dünyayı o kadar güzel hazırlamış ki ara sıra ben de şu haritada bir yerde bir gün geçirsem demeden edemiyorsunuz. Bir de kitabı okurken ister istemez bir tarafı tutma ihtiyacı duyuyorsunuz. Benim favori hanedanım Starklardı. En sevdiğim karakterler ise ise Tyrion Lannister, Daenerys Targaryen ve John Kar(Abi kitapta niye Snow’u translate ettiniz ki bütün coolluk ortadan kalkıyor kar olunca.) Okurken en çok beni şaşırtan karakterlerin yaşları oldu. Ben diziyi izlerken koca koca insanlar diye düşündüğüm karakterler meğer daha 12-13 yaşında olduğunu öğrenince şok geçirmedim değil. Tabi o zamanın şartlarında insanlar daha hızlı olgunlaşıyor. Haliyle 15 yaşındaki bir Stark’ın koca bir orduyu yönetmesi o kadar da şaşırtıcı bir durum değil. O günün 15lisi günümüzün bilgisayar başındaki ana kuzusu 15’lisiyle asla kıyas bile edilemez.
Bir de kitap da kralın yanındaki hainler yok mu? O hadımla, kraliçe en sinir olduğum karakterlerdi. Çıkarları için yapmayacakları şey olmayan bu iki kişi tüm entrikalarda başı çekebiliyor tabi salak Robert bir şey çakmıyor. Neyse çok uzatmadan bitireyim incelemeyi. (Zaten serinin diğer kitaplarında daha fazla açarım) Bu kitapta serinin sadece 2 yıla yakın bir bölümü işlendi. Bakalım bu ay serinin 2. Kitabını da okuyacağım. İlk kitap tamamen diziyle paraleldi. Şimdi artık bazı farklılıklar görecekmişim. Umarım beğenirim.
http://ahmedyasirorman.blogspot.com.tr/...f-thrones-kitap.html
İzmir Kitap Fuar'ından tüm paramı bırakıp çıkmıştım, çok önceden okudum ama birisi okuyacak diye işaretlediğinde fark ettim listeye almadığımı.
Martin, öyle bir dünya yaratmış ki takdir edilmeyecek gibi değil. Kitabı bu kadar harika yapan etken de bu. Karakterler, geçmiş, merak hepsi üst düzey yaratıcılık. Seri okumayı sevenler için harika bir seçenek.
Okuduğum dönem dizi ile birlikte gitmeye çalışarak bir hata da bulundum (kitapları diziden sonra öğrenmiştim), bu yüzden olaylar ve karakterler çok birbirine girdi. Kitapların arasındaki listeler ile dolaşıyordum... Diziyi izlemeyenlerin daha net bir şekilde anlayacağını düşünüyorum açıkçası. Kitaptaki olaylar ve karakterler daha derin, kapsamlı.
Elimde hâlâ Kılıçların Fırtınası ikinci kitabına kadar var. O kadar kafam karışmıştı ki devamını almak için maddi olarak yetememek haricide manevi istek de duyamadım.
Aklımdan diziyi komple silmek gibi bir imkanim olsa yapardım, kitaplar bittikten sonra diziyi izlerdim... En büyük pişmanlığımdır...
Bu kitap gerçekten çok ama çok güzeldi.Dizisini izlememe rağmen heyecanla okudum.Anlatamıyorum.Kitabı anlatmak için kelime bulamıyorum.Bu yüzden tek bir cümle söyleyeceğim.Okuyun ve okutun
George. R.R martin'in hayal gücüne diyecek laf bulamadım. Harika bir betimleme yeteneği. Okurken adeta kahramanlarla birlikte yaşıyorsunuz. Birlikte yiyip birlikte içiyorsunuz. Evinizin bir parçası oluyor hepsi sizde yedi krallıkta yaşıyorsunuz. En kısa zamanda diziye de baslayacagim.
Zaten diğer incelemelerde, benim düşüncelerimin çoğu paylaşılmış. Ben de keşke diziyi izlemeden önce okusaydım diyenlerdenim. Tabi ki kitaplar diziye göre daha ince ayrıntılar, daha güzel betimlemeler barındırır. Kitapta yaşanan olayların genelini bildiğim için daha çok dizide olmayan veya fark edemediğim ayrıntıları okumak zevk verdi bana. Yazarın hayal dünyasına ve yarattığı dünyaya; coğrafyaya, ailelere, karakterlere, değişik ırklara v.s. hayran kalmamak mümkün değil gerçekten.

Yazarın biyografisi

Adı:
George R. R. Martin
Tam adı:
George Raymond Richard Martin
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New Jersey, ABD, 20 Eylül 1948
George Raymond Richard Martin (d. 20 Eylül 1948), Amerikalı yazar ve fantezi, korku ve bilim kurgu senaryo yazarı. Kendisi en çok Türkçe'ye Buz ve Ateşin Şarkısı olarak çevrilen ve daha sonra Game of Thrones adıyla dizisi çekilen A Song of Ice and Fire isimli epik fantezi roman serisinin yazarı olarak bilinir. Martin, Time tarafından "2011'in en etkili 100 kişisi" arasına seçilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 657 okur beğendi.
  • 7.593 okur okudu.
  • 206 okur okuyor.
  • 3.504 okur okuyacak.
  • 87 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları