George R. R. Martin

George R. R. Martin

YazarDerleyen
8.9/10
3.499 Kişi
·
10.828
Okunma
·
828
Beğeni
·
13.617
Gösterim
Adı:
George R. R. Martin
Tam adı:
George Raymond Richard Martin
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New Jersey, ABD, 20 Eylül 1948
George Raymond Richard Martin (d. 20 Eylül 1948), Amerikalı yazar ve fantezi, korku ve bilim kurgu senaryo yazarı. Kendisi en çok Türkçe'ye Buz ve Ateşin Şarkısı olarak çevrilen ve daha sonra Game of Thrones adıyla dizisi çekilen A Song of Ice and Fire isimli epik fantezi roman serisinin yazarı olarak bilinir. Martin, Time tarafından "2011'in en etkili 100 kişisi" arasına seçilmiştir.
“Nereden geldiğini, kim olduğunu asla unutma, çünkü etrafındaki kimse unutmaz bunu. Kendi gerçeğini güce çevir. Böylece hakkındaki gerçek asla zayıf noktan olmaz. Gerçeğin senin zırhın olsun ki, kimse seni o gerçeği kullanarak incitemesin. "
Robert: Korkunç gerçeği bilmek istiyor musun?Nasıl göründüğünü hatırlamıyorum artık. Sadece istediğim tek şey olduğunu biliyorum. Birileri onu elimden aldı ve bıraktığı boşluğu Yedi Krallık bile dolduramadı.


Diyaloğun tamamı
(Cersei: Nasıl görünüyordu?
Robert: Hakkında hiçbir şey sormamıştın,bir kez bile. Neden?
Cersei: Başlarda, baş başayken bile adını andığımda, sanki ona hayat veriyormuş gibi hissediyordum. Hakkında konuşmazsam, senin için yavaş yavaş yok olur diye düşünmüştüm. Öyle bir şey olmayacağını fark ettiğim zaman, inadına sormayı reddettim. Soracak kadar umursadığımı düşünerek senin tatmin etmek istemedim. Ancak eninde sonunda inat yapmamın sana bir şey ifade etmediğini anladım. Aslında epey zevk de aldın.

Robert: Peki neden şimdi?

Cersei: Bizim yüzlerce kez birbirimize verdiğimiz zarardan başka bir zararı Lyanna Stark'ın hayaleti nasıl verebilir?

Robert öne eğilir.

Robert: Korkunç gerçeği bilmek istiyor musun?Nasıl göründüğünü hatırlamıyorum artık. Sadece istediğim tek şey olduğunu biliyorum. Birileri onu elimden aldı ve bıraktığı boşluğu Yedi Krallık bile dolduramadı.

Cersei: Senin için bir şeyler hissetmiştim, biliyor musun?
Robert(başını öne eğerek): Biliyorum.
Cersei: İlk oğlumuzu kaybettiğimizde bile. Uzun bir süre hatta. İkimiz için en ufak bir ihtimal var mıydı? Bir anlığına bile olsa, ikimiz için bir şans doğdu mu hiç?
Robert: Hayır. Bunu öğrenince iyi mi hissettin,kötü mü?
Cersei: Hiçbir şey hissetmedim.)
850 syf.
·Beğendi·9/10
Bu zamana kadar okuduğum fantastik romanların arasında en farklısını okudum diyebilirim. Yazarın kendi oluşturduğu bir dünya oluşu ve roman içinde anlatılan belli başlı olaylar haricinde de tam manasıyla fantastik roman okudum diyemiyorum. Daha çok 12. YY İngiltre'sinin romanını okudum gibi hissettim kendimi roman boyunca. Çünkü iyi ve kötünün mücadelesinden çok entrikaların döndüğü harika romandı. Neden diye soracak olursanız biliyorsunuz ki en büyük fantastik eser Yüzüklerin Efendisi'dir ama Yüzüklerin Efendisi'nde Rohan'ın veya Gondor'un arka sokaklarını, sokaklarda duran karnı açları veya hırsızları ya da varsa eğer genelevlerini yahut da Gondor'un konseyinin kurulup gelir - gider konuşmalarının konuşulduğu sayfalar okuyamayız yada Gondor'un borcu var gibi cümleler de okuyamayız. Çünkü Yüzüklerin Efendisi ve diğer birçok fantastik eserde sadece gerçek iyiler ve gerçek kötüler vardır ve onurlu iyilerin karanlık kötüye karşı amansız destansı mücadelesi anlatılır. Buz ve Ateşin Şarkısı'nda ise yukarıda saydıklarımın yanında kibirli ve açgözlü insanlar ile oluşan entrikalar romana bambaşka bir hava katmaktadır ve dediğim gibi farklı fantastik özelliğini de buralardan almaktadır. Bende romanı çoğumuz gibi dizisinden sonra keşfettim. İlk sezonu izlememe rağmen (kalanları kitaplardan sonra) 800 küsur sayfa boyunca heyecanlanıp sayfaları arka arkaya çevirmeye başladım. ALLAH'tan HBO Seriyi diziye aldı da(repliklere kadar aynı) bizde Epsilon sayesinde kitapları düzgün bir çeviri ile okuyabiliyoruz. Düzgün çeviri demişken romanın çevirişi başarılı denilecek düzeyde. Roman çevirmenine baktığımda Sibel Alaş ismini görünce ister istemez bir ön yargılı olmuştum sonuçta her ne kadar 95 - 98 yılları arasında şarkılarını beğenerek dinlesek de çevirmen isminde Sibel Alaş'ı görünce insan bir acaba diye düşünüyor. Sibel Alaş'ın ilk çevirişi diye biliyorum sonuç olarak ilk çeviride böyle büyük bir kitabın hakkını Sibel Alaş tamamen vermiş bence. Çeviride hata yokmu tabiki var mesela kilolu bir adamın göbeğinin puding gibi sallanıyor denilmesi veya kazıklar dikilmişti yerine kazıklar kakılmıştı denilmesini garipsemedim desem yalan olmaz. Ama çeviri romanı gerçekten okutturuyor. Sonuç olarak romanı haliyle de serisini kesinlikle okumalısınız.
850 syf.
·Beğendi·10/10
https://youtu.be/ECewrAld3zw

8. Sezon'a A song of ice and fire'ın dizisinin son sezonuna doğru yaklaşıyoruz. Şunu samimiyetimle söyleyebilirim daha dizi dünyasına böyle bir eser gelmedi.(Bakalım yüzüklerin efendisinin dizisi nasıl çıkacak??) Fantastik evrenler seviyorsanız izleyin, izlettirin.

Şimdi seri tabi ki de dizi ile daha çok kitleye hitap etti. Diziyi izleyen arkadaşlarımız yav zaten biliyoruz ne gerek var kitap okumaya falan. Bu kitap bu dediginizi haklı çıkarır. Küçük küçük farklar haricinde ilk kitabın dizinin ilk sezonu ile bir farkı yok. Olay ikinci kitaptan sonra başlıyor. Yani diziyi izleyip kitaba başlayan arkadaşlar lütfen ikinci kitabın sonuna kadar okuyun.

Neyse seri 7 büyük hanenin hikayelerini anlatıyor. Bu hanelerin taht oyunlarını konularını ele alıyor. Konu böyle basit açıklanabilir bana kalırsa.

Seri çoğu zaman yüzüklerin efendisi ile karşılaştırılır. Tolkien reis kitap yazmayı bir hobi olarak görüyordu. Ama bu serinin yazarı o şekilde görmüyor.
Yüzüklerin efendisi ne kadar aşık olsam da iyiliğin ve kötülüğün hikayesini anlatıyor. Karakterler siyah beyaz şeklinde. Ya kötü ya iyi.
Ama a song of and fire serisi böyle değil. Karakter diyalogları, betimlemeler, karakter değişimleri, gri karakterler, şehirlerin içlerinde yaşanan olaylar. Bunlar o kadar iyi tasarlanmış ki yazara kufrettiginiz yerler oluyor Yani kitap bir bakıma tolkienin dinsel kitabı olarak tasvip ettiğim silmarrilion'a benziyor.

Kısacası fantastik sever iseniz kesinlikle okumanız gereken bir seri. Tolkien ne kadar kusursuz bir evren yaratıcı ise George R.R Martin o kadar kusursuz karakter, diyalog yaratıcısıdır bana göre Uyarı yapayım birde dizi son sezon olucak. Son 3 sezonda kitaptan çok ayrıldı dizi. Ama büyük ihtimalle yazar seriyi bitiremeyecek
847 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10
Merhaba, ilk incelememin bana vermiş olduğu yetkiyle birazcık heyecanlanıyorum.

Taht oyunları oynanmaya başladığında ya kazanırsın ya da kaybedersin, bunun ortası yoktur.
~Cersei Lannister

Kitap efsaneydi, özellikle son kısımlarında ok yağmuruna tutuldum diyebilirim. Adından da anlaşılacağı üzere entrikalarla dolu, ensest ilişkilerin yaşandığı bir kitap.
Bazı kısımların hâlâ etkisinden çıkamadım. Fazla mı duygusalım ne? Yine çok bağlandım karakterlere. 27 gün gibi uzun bir sürede bitirsemde sıkılmadım okurken.

"Barış tatlıdır leydim... ama hangi şartlarda? Eğer ertesi sabah kılıcını baştan dövdürmen gerekecekse onu bir saban demirine vurmak anlamsızdır."

***Kitabı okumadıysan aşağıya geçme))***

Bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz ama Jon Kar' a haksızlık yapılmış bence. Jon dışlandığı için gitti Gece Nöbetçileri' ne. Yazar Bey harcadın çocuğu.

Ned' in öldüğüne de inanamıyorum. Kitap bitti ben hâlâ bir yerlerden çıkacak modundayım. Kafası kazığa geçirilmiş Elif, nereden çıkabilir artık? İlk oku burada yedim zaten. Ölüm şeklini yakıştıramadım ona, at üstünde ölmek yakışırdı onurlu bir El' e, savaşarak. Şimdi "Kür Şad mıydı sanki" diyebilirsiniz tabii. Bir Kür Şad değildi ama onurlu bir El' di...

"Kral ölür, El gömülür"

Peki Sansa' nın Joffrey' e olan aşkına ne demeli? Erkek kalmamış gibi yapıştı çocuğa. Dinlesene kızım babanı. Sana Kışyarı'nda iyi bir koca bulacaktı işte Allah'ım ya ./ Joffrey de Joffrey, al sana Joffrey! Çocuk bildiğin kelle koleksiyonu yapmış kendisine. Vallahi Lannister Hanedanı' ndan bir cüceyi sevdim gerisi Robb' un kılıcından geçsin (amin)

Gelelim Dothraklılara))
Khal Drogo aklıma geldikçe ne oldum dememeli, ne olacağım demeli mi desem ne desem bilemedim. Ama kesin olan bir şey var ki o da şu: İyilik kitapta bile yaramıyor insana yemin ederim. Bakın mesela Starklar kurtları sahiplendi, kurtlar çocukları korudu.

Dany seni kurtarsın, karşılığında hem bebeğini al hem kocasını mala çevir maegi. Mirri Maz Duur, kendine göre haklı sebeplerin olsada, kötülük konusunda Cersei ile yarışırsın.

Ejderhalara falan hiiiiç girmiyorum. O kısmı "Nasıl yani ya?" diye diye okumuştum.
850 syf.
·29 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bir Game of Thrones izleyicisi olarak belki çok geç okudum ama yine de fazlasıyla etkilendim kitaptan.

Klasik "ya dizi/film izlemeden önce okuyacaktın abi kitabı" gibi sözler pek işlemedi açıkçası. Başlamadan önce tereddütlerim vardı, olayları biliyorum nasılsa, tat vermeyecek, kendimi kaptıramayacağım diye korkuyordum. Ama buna rağmen, George amca beni etkilenmeyi, kitabın içinde hapsetmeyi başardı.

Karakter tanıtımları, betimlemeler, olay örgüsü... aksiyon, bol entrika, kan ve savaş..
Bu başlıkların hepsi özenle işleniyor... ilmek ilmek.

Diyar'ın büyük hanelerinin taht kavgası sürerken küçük ailelerin onlara olan bağlılıkları.. Bu da bayağı etkiledi beni açıkçası. Her biri başka planlar peşine düşmeden, atalarının boyun eğdiği haneye sadakatlerini sürdürüyor. Bu savaş uğruna olsa bile..

Diyar'da çok fazla Tanrı var. Bu da ayrı ayrı kültürlere bir gönderme gibi. Kim neye nasıl inanıyorsa inansın George amca kendi inandığı Tanrı'sını karıştırmamış eserine. Ve her hane diğerlerinin Tanrı'sına saygılı.

Hanelerin kendilerine ait bir tarihleri, armaları ve sözleri var. Bu özellikler ince ince işleniyor kitapta. Dizide bulamadığımız, göremediğimiz birçok ayrıntıyı öğrenmek insanı mutlu ediyor.

Fantastik öğeler çok fazla yok ve bu durum okuyucuyu sıkmıyor. Her şey tadında. Asla bıktırıcı usandırıcı diyaloglar yok. Okuyucuyu boğmamak için sürekli karakterler arasında geçişler yapılıyor.

Cümlelerime burda son verirken, George amcaya selam eder ve diziyi izleyen herkesin okumasını tavsiye ederim..
624 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Adeta sevgilimden ayrıldım.
İçimde adsız bir burukluk.
Zamansız terkedilmişliğin acıtan gururu.
Tamam olmaya alışmış ruhumda bir eksiklik.
Ne zaman kavuşacağımı bilmediğim bir sevgili.
Önümde çabuk geçmeyecek sayısız günler.
Saçmasapan bir şeyler...

Birileri elini çabuk tutmalı.
Ben sevgiyi uzaktan uzağa yaşayamam.
Kavuşmalı.
Yeniden sarmaş dolaş olmalı.

Son kitabı bitirme süremin uzunluğu asla sıkıldığımdan falan değil.
Aksine çok akıcı, heyecanlandırıcı ve merak uyandırıcıydı.

Bu sefer spoiler vermeyeceğim ama neredeyse bütün kişiler, olaylar, uçurumun kenarında asılı kaldı. Yazar onları iter mi, çeker mi bilemiyorum ama elini çabuk tutsa iyi eder.

Seriye ilk başladığımda araya başka hiç bir kitap almayacağımı söylemiştim, nitekim öyle de yaptım. Buz ve Ateşin Şarkısı ile yattım, kalktım. Bazen çok sıkıldım, bazen özledim, bazen öfkelendim ama bırakmadım ve bitirdim ve bitirdiğime şimdiden pişmanım. Zamana yaysam daha mı iyi ederdim..?

En azından yeni kitapla buluşana değin, okunacaklar listeme aldığım diğer kitapları okumaya başlayabilirim. Çok merak ettiklerim var. 1K’ya kaydolduğumdan beri ilk defa “başka” bir kitap okuyor görüneceğim, bu seri dışında. Acaba Martin’i aldatıyor sayılır mıyım? Muhtemelen sadece ve sadece kendimi aldatırım.

Okuyun.
Okutturun.
Kocaman bir dünyaya giriş yapın.
Ve benim şu anki yaşadığım kötü hissi siz de yaşayın.
504 syf.
·10/10
Seri giderek daha ilginç bir hale geldi. Okumak zor gibi gelse de bölümler hızla akıyor. Nasıl bittiğini anlamadan bu kitap da bitti. Bu seride çoğunlukla hep aynı kişilerden bahsediyor ama bugüne kadar akıllarda oluşan soru işaretlerine ufak da olsa cevap vermeye başlamış yazar. Ayrıca bu cevapsız sorularımızın kısa zaman içinde daha tatmin edici birer cevaba kavuşacağının sinyalini bize vermeye başladı. Bu da bende hemen bir sonraki kitaba başlama hevesi uyandırdı. Ben severek takip ediyorum. Mutlaka okunması gereken bir seri.
608 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Kitap size mekân ve olayları kesinlikle kronolojik sunmuyor. Okuduklarınızla kafanızda yarattığınız o dünyanın boşluklarını, yeni verilen herşeyi alıp, puzzle misali yerine koyup doldurmak okuyucunun marifetine bırakılmış. (Çok kolay olsaydı sevmezdik zaten.)

Örn; Sam’in Eski Şehir’deki Hisar’a ulaşması hatta Aemon Targaryen’in yolculuk sırasındaki hüzünlü ölümü Kargaların Ziyafeti II’de idi.
Ejderhaların Dansı I’de, Sam, Şebboy ve Üstat Aemon henüz Sur’dalar. Süreç, Jon’un bu kişilerin yolculuğu için aldığı kararın sebeplerini, bedellerini, dahi risklerini çok detaylı işlemiş.

Kısacası, Martin zaman mevhumunu biraz flulaştırmış. Sur’da olanlar, geçmişe gidip şimdiye doğru ilerlerken, Dorne veya Özgür Şehirler’de zaman kavramı olması gerektiği gibi devam ediyor.

Yazar, herşeyden önce üçleme olarak tasarlamış seriyi kafasında. Ve ikinci kitabının adı olarak düşünmüş Ejderhaların Dansı’nı. Sonra gitgide detaylanmış ve 4. kitap olmuş, belki bundan da kaynaklanabilir.

Son kitabıma geçmek üzereyim. Kış Rüzgârları ne zaman çıkar, bilmiyorum. Yazara Allah’tan sağlık, eline kuvvet diliyorum. Çünkü kendisi el yazısı kullanıyormuş. Mesela bu kitap için editörün önüne 1500 sayfalık bir el yazması tomarı bırakmış.

--Dikkat spoiler var—

Dizi ve kitap birbirinden farkedilir şekilde ayrıldı. Üzgünüm ama Jon, Targaryen değil.
Dağ tarafından duvara çarpıla çarpıla öldürüldüğünü sandığımız gerçek Aegon Targaryen, kendisine tâbi bir orduyla, yıllarca süren yaşam gizliliğini arkasında bırakmış, gümbür gümbür Westeros’a geliyor.

Jon, Lord Kumandan olmanın sorumluluğu ile olgunlaşıyor.
Ayrıca, Melisandre’nin son harekati karizmatikti. Mance görünümlü Çıngıraklı’yı yaktıran kadın, Jon’u bir kez daha şaşırtıyor. Ama yine sevilmiyor.

Ramsay Bolton dahil oldu sonunda.
O, kızları kaçırıp, dövüp, ormana bırakan, kaçmaları için mühlet veren ve arkalarından aç tazılarını salan tam bir sosyopat. Ve Theon Greyjoy, Ramsay’in Leş’i. Kendisine üzgünüm ama hiç acımıyorum. (Benim adım Leş, kalleşle kafiyeli.)

Tyrion, Dany’ye ulaşma yolunda ‘hain’ Jorah Mormont’ın eline düşüyor. Dany’nin etrafı tamamen düşmanlarla kuşatılmışken, zekâsıyla ona yol göstermek için farkında olmadan yol alıyorlar..
624 syf.
·Beğendi·10/10
Daha önceden bir solukta okuyup bitirdiğim, bu hafta tekrar okuyup inciğine cıncığına kadar tekrardan ele aldım. Her birini ilk aldığım günleri hatırladım. Yeni kitabının çevirisinin durumu için az rahatsız etmedim sayın Sibel Alaş'ı. Basıma hazır hale gelip kitap evlerine dağıtılması için gün saydığım olurdu. Kısacası çok farklıydı benim için. Bana aynı şeyleri hissettirebilecek bir seri daha olmasına imkansız gözüyle bakıyorum. Betimlemelerde gözümü kapatmadan o diyarlarda dolaştığım. Surun en tepesinde üşüdüğümü hissedip, Kral topraklarında sıcaktan şikayet ettim. Dany ile gökyüzünde süzülüp, Bran ile imkansız bir yolculuğa çıktım. Şimdi bitti ve ne mi oldu? İncelememi çok eskiden dizinin bir bölümüne gelen yorum ile bitiriyorum "Gün gelecek buz ve ateşin şarkısı bitecek ve biz eski bölümleri izleyip eski kitapları okuyarak o şarkıyı kendimiz söylemeye çalışacağız; fakat hiç bir şarkı kendisini yazan ozanın ağzından çıktığı kadar tatlı olamaz."
600 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Bence inanılmaz heyecanlı ve çok sürprizliydi (!)

Herşey kaldığı yerden ‘daha tuhaf’ ilerliyor. Bu kitabın can alıcı noktaları Kızıl Düğün, Joff suikasti ve Stannis’in Sur çıkartması.

Tamam, Robb ve özellikle Catelyn’den her ne kadar haz etmesem de bir düğünde vahşice katledilmeleri bana bile ağır geldi. Yazar, okuru o kadar usturuplu şaşırtıyor ki kitabın en son sayfasında buna tam kanaat getirdim.

Ölümlerin bazen insana ne kadar iyi hissettirebileceğini de Martin bize Joffrey’i geberterek öğretiyor. Kendi düğününde yavaş yavaş, kıvrana kıvrana can veren Joff’la ilgili o satırları okumak bana, “oh bee” dedirtti, içimin bütün yağları eridi.

Kabağın benim favori Lannister’ımın (Tyrion) başına patlaması, Sansa’nın yağmurdan kaçıp doluya tutulması, ve zincirleme bir sürü şey. Karizmatik Tyvin de evlat kurbanı oldu. Haketmek için baya çaba da sarfetti üstelik.

Stannis, Sur’un çağrısına El’i sayesinde ilk cevap veren kulak oldu. Öyle bir noktada savaş yerine intikâl etti ki bütün seyiri değiştirdi. Ve elbette hiçbir iyiliğin karşılıksız olmadığını da bizlere hatırlattı.

Hiç değinmediğim başka bir konudan bahsetmek istiyorum, çeviri.
Okumayı bu kadar keyifli hâle getiren çok önemli bir unsur.
Sibel Alaş o kadar ustaymış ki, aynı anlama gelen başka kelimeler mevcutken, o hiç duymadığımız veya kitabın özgünlüğüne uyacağını düşündüğü bazı eski kelimeleri (çoğu Arapça kökenli) araya serpiştirerek bizlere öğretmekten de geri durmamış.
Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Bana öğrettiği birkaç kelime:

Behemehâl = herhalde, ne yapıp yapıp, mutlaka
Defaten = ansızın, bir kerede
İrtikab = bekleme, gözleme
Salahiyet = yetki
...
850 syf.
Bu kitap gerçekten çok ama çok güzeldi.Dizisini izlememe rağmen heyecanla okudum.Anlatamıyorum.Kitabı anlatmak için kelime bulamıyorum.Bu yüzden tek bir cümle söyleyeceğim.Okuyun ve okutun

Yazarın biyografisi

Adı:
George R. R. Martin
Tam adı:
George Raymond Richard Martin
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New Jersey, ABD, 20 Eylül 1948
George Raymond Richard Martin (d. 20 Eylül 1948), Amerikalı yazar ve fantezi, korku ve bilim kurgu senaryo yazarı. Kendisi en çok Türkçe'ye Buz ve Ateşin Şarkısı olarak çevrilen ve daha sonra Game of Thrones adıyla dizisi çekilen A Song of Ice and Fire isimli epik fantezi roman serisinin yazarı olarak bilinir. Martin, Time tarafından "2011'in en etkili 100 kişisi" arasına seçilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 828 okur beğendi.
  • 10.828 okur okudu.
  • 260 okur okuyor.
  • 4.371 okur okuyacak.
  • 143 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları