Persona - Aydınlık
Herkese selam! Persona hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor ve biz de serinin ikinci kitabı olan Aydınlık ile kapıyı aralıyoruz.
İlk kitabı büyük bir heyecanla okumuş ve Asena’nın kalemine hayran kalmıştım. Onun yazım tarzında okuyucuyu içine çeken, bağımlılık yaratan bir etki var. İlk kitap felaket bir yerde bitmişti; o an sorduğum tek soru şuydu: "Şimdi ne olacak?" Geçmiş günümüze nasıl karışacak? Olaylar nasıl ilerleyecek? Bunları düşünmekten kendimi alamadım ama bir sonuca varmak imkânsızdı. Çünkü Asena’nın kalemi öngörülemez.
Bu kitapta Feray ve Hektor, gizemli ruh hastasının izini sürmeye devam ediyor. Ancak bu takip sadece bir gizemi çözmekle sınırlı değil, aynı zamanda geçmişle de yüzleşmek anlamına geliyor. Özellikle Feray için…
İlk kitabı okuyanlar bilir; Feray’ın geçmişinde hatırlayamadığı anılar ve ailesiyle ilgili saklı kalan sırlar vardı. İşte Aydınlık, tüm bu gizemleri ortaya çıkarıyor. Hektor ve Feray, geçmişteki bağlarını keşfederken, şimdiki halleriyle de birbirlerini daha güçlü bir şekilde tamamlamaya başlıyorlar. Onları okumak gerçekten tarifsiz bir deneyim.
Ama beni en çok etkileyen, Hektor’un Feray’a olan sevgisi. Daha 10 yaşındayken bile onun için her şeyi göze almış, kendi benliğinden bile vazgeçmiş… Onu önceliği yapmış. İşte biz buna saf sevgi diyoruz. Ve itiraf edelim: Çoğumuz bu sevgiyi hâlâ bulamadık… Belki de hiç bulamayacağız. Ama umarım buluruz. Çünkü Hektor gibi seven biri gerçekten lazım!
Peki ya peşlerindeki ruh hastasının bıraktığı mesajlar? Vermek istediği derin anlamlar? Karakterlerle birlikte ben de çıkmaza girdim. Kim bu kişi? Onlar hakkında bu kadar şeyi nasıl biliyor?
Bir de Asena’nın kitaplarında sanata verdiği yer var ki… İşte o kısımlar, kitaba bambaşka bir perspektif kazandırıyor. Her detayıyla, her satırıyla büyüleyen bir eserdi. Tek solukta, tutkuyla okudum. Ve sanırım uzun bir süre de etkisinden çıkamayacağım.
Ve şimdi, sona gelelim… Gerçekten, o sonu hak ettik mi? Ben, hak ettiğimizi düşünmüyorum.
Gediz… Bunu yapman şart mıydı? Onca eğitim, strateji, zekâ… Ama çözümün bu mu olmalıydı? Gerçekten?
Kalbimin tamir edilmesi için üçüncü kitaba ihtiyacım var. Çünkü artık bu seriyi tamamlamamız gerekiyor. Ve ben, Asena’nın kaleminden dökülecek o son kelimeleri okumak için sabırsızlanıyorum…