·408 syf.····Okunma: 13 Mart 2025 11:38 Girdiği sınavla Avrupa’da dil öğrenmeye hak kazanır Sabahattin. 28 Kasım 1928’de Almanya’ya gitmek için Sirkeci Garı’na gider ve onu ugurlamaya iki arkadaşı da gelmiştir; Pertev Naili Boratav ve Hüseyin Nihal Atsız. Pertev bir gazete uzatır Sabahattin‘e ve saklamasını söyler. Çünkü bu Latin harfleri ile basılan ilk gazetelerden biri olan Cumhuriyet gazetesidir. “Tabii Harf Devrimi başarılı olursa” diye bağırarak biner trene Sabahattin ve Sabahattin Ali olduğu zorlu macerası böylece başlar.
Yeşil Mürekkep 1928-1948 yılları arasının, Sabahattin Ali’nin başından geçenler çerçevesinde anlatıldığı, biyografik bir roman.
Kitabı sadece biyografi olarak değerlendirmek doğru olmaz çünkü sadece yazarın hayatını değil, dönemin kültürel, ekonomik, en çok da sosyo-politik yapısını okuyor, ülkemizle birlikte dünyada yaşananları da şöyle bir hatırlıyoruz.
Böyle olunca da eğitim, sanat ve siyaset dünyasından isimler de yok yok; Nazımlar, Azizler, Chamberlainler, Hitler…
Biyografi tarzında olmasına rağmen yazarın üslubuyla o kadar akıcı bir roman olmuş ki elinizden bırakmak istemeyeceksiniz, tabii Sabahattin ile birlikte Türk ve dünya tarihine de ilginiz varsa. Çünkü okumanızı istediğim bu roman asla bir kurgu değil. Belki hiç bilmediklerinizi öğrenecek belki de hafızanızın karanlık köşelerinde kalmış bilgilere ışık tutacaksınız. Olumsuz tek eleştirim; tanıştığımız karakterlerin, kitap boyunca her adları geçtiğinde geçmişe dönük aynı cümlelerle hatırlatılması.
Ve gelelim isyanımıza; sistemin, yönetme mekanizmasının hiç değişmemesine… Düşünce özgürlüğünün başladığı yerde özgürlüğün bitmesine… İdeolojileri için savaşan insanların bu yüzden hapsedilmesine…