Yıllar sonra memleketine döenen Gregers Werle, bir davette çocukluk arkadaşı Hjalmar Ekdal ile yeniden bir araya gelir. Hjalmar, bir zamanlar Gregers’in babasının evinde hizmetçi olan Gina ile evlenmiştir ve Hedwig adında bir kızları vardır. Aynı davette babasıyla da yüzleşen Gregers, Ekdal ailesi hakkında saklanmış bazı gerçekleri öğrenir. İdealist Gregers, "yanlışları düzeltmeyi" ve geçmişin tüm sırlarını ortaya dökmeyi kendine görev sayar. Ama Gregers’in gerçeği ortaya çıkarma saplantısı, Hjalmar, Gina ve Hedwig için yıkıcı sonuçlar doğuracaktır.
Henrik Ibsen bu oyununda yoğun bir sembolizm kullanmış. En belirgin sembol ise kitaba ismini veren Yaban Ördeği. Yaralanmış, kurtarılmış ve hapsedilmiş olan Yaban ördeği, karakterleri pek çok açıdan yansıtıyor. Oyunda yalnızca Werle ve Bayan Sörby bu sembolizmin dışında, çünkü onlar artık kendileriyle barışmış ve geçmişin yükünden kurtulmuşlardır.
Yaban ördeğinin temelde sembolize ettiği kişi Hedwig'dir. Tıpkı tavan arasına hapsedilen yaban ördeği gibi, o da kendi evinde kapana kısılmış ve dış dünyadan kopmuştur.
"Fakat içimden gelen bir şey bana, onu öldür diyor. Ellenmiş bir mahlukun evimde yaşamasına müsaade etmemeliyim ama..."(s113)
Hjalmar’ın eşi Gina, geçmişte Bay Werle’nin evinde hizmetçi olarak çalışırken Bay Werle’nin cinsel istismarına uğramış ve büyük ihtimalle Hedvig’e hamile kalmıştı. Bay Werle'nin avlayıp sattığı yaralı ördek bu noktada Gina'yı temsil ediyordu.
"Sen de dibe batmışsın, sen de yosunlara saplanmışsın!"(s95)
Gregers, Hjalmar’ı, yalanların içinde boğulan bir yaban ördeği olarak görür. Kendisi ise ördeği kurtaracak olan cesur köpektir. "GREGERS. — Evet harikulade çevik bir köpek olmak ve suların dibine dalıp, bataklığın içindeki yosunlara saplanan yaralı yaban ördeklerini yukarı çıkarmak isterdim."(s69) Ama tıpkı Werle'nin köpeğinin ördeği yaraladığı gibi, Gregers da Hjalmar'ı geri dönüşü olmayacak biçimde yaraladı.
Peki Gregers geçekten iyi niyetli miydi? Yoksa bu doğruluk saplantısının kökeninde daha bencilce bir neden mi var? Gelin ona biraz daha yakından bakalım.
Gregers'ın babasıyla sorunlu bir ilişkisi olduğunu biliyoruz. Babasının bitmek bilmez yalanlarından bıkmıştır ve annesinin ölümünden onu sorumlu tutar. Gregers babasına karşı açıkça öfkeli, ama Werle değişecek bir insan değildir. Baba ve oğul birbirine yabancılaşmıştır artık. Bunun yerine Gregers babasına olan öfkesini Ekdal ailesinin “sahte mutluluğunu” yok etmeye çalışarak çözmeye çalışıyor. "Hem, bundan sonra yaşayacak olursam, hasta vicdanıma bir de şifa aramalıyım." (s106)
Gregers oyun boyunca bir çok defa Hjalmar'ı kurtamak niyetinden bahseti. Ekdal ailesini yıkıma sürükledikten sonra bile Gina'ya kötü bir niyetinin olmadığını söylemişti. " —Emin olunuz ki Bayan Ekdal, ben iyilik etmek istemiştim." (s141) Ama Gregers'ın pişman olduğunu görmüyoruz, aksine Hedvig'in ölümünden sonra Relling ile yaptığı konuşmada hayattaki rolünün " —Sofrada on üçüncü olmak." (s176) belirlenmiş olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirmekte.
Bana göre, Gregers başka insanların hayatına burnunu sokan bağnaz herifin teki. kendi "ideali"nin gerçek hayatla örtüşmediğini göremeyecek kadar hasta bir adam.
Son olarak, Yaban Ördeği akıcı dili ve trajik hikayesiyle tiyatroya yeni başlayacaklar için şahane bir eser bence. Shakespeare'in diliyle boğuşmak yerine (Nedese hep Shakespeare ile başlarlar), Ibsen’in bu sade ama derin oyunuyla başlamak çok daha iyi bir tercih olur. Ayrıca Henrik Ibsen'in diğer oyunlarını da mutlaka öneririm.
Gregersları hayatınızdan uzak tutmayı unutmayın.
Keyifli okumalar...