318 sayfalık bu kitap geçen sene Mayıs ayında Kastaş Yayınevi tarafından piyasaya verildi. Orijinali 1960 yılında basılan kitap, 2. Dünya Savaşı’nda 150’den fazla düşman tankını yok ettiği için Şövalye Haçı üzerine takılan Meşe Yaprağı nişanını kazanan en genç Wehrmacht subayının ağırlıklı olarak Doğu Cephesi’nde yaşadıklarını anlattığı bir otobiyografidir.
Kitabı okumadan önce bence bilinmesi gereken en önemli unsur, yazarın kitabı yazma nedenidir. Hem önsözünde hem de son sözünde hatta kitap içerisinde birçok kere vurguladığı gibi 2. D.S. sonrasında Wehrmacht mensubu askerlere yöneltilen suçlamalara karşı bir nevi gayri resmi savunma amacıyla yazdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun için de askerlerden çok sivillere hitap eden bir kitap olarak dili mümkün olduğu kadar basit tutmaya çalışmış.
18 yaşını doldurduğu 1940 yılı ilkbaharında gönüllü olarak tanksavar birliğine katılmak istemiş fakat ihtiyaç olmadığından piyadeye almışlar. Aslında fiziksel yapısı kısa boylu ve cılız olduğundan piyadenin gerektirdiği koşullara pek de uygun değil. Bundan dolayı, piyade temel eğitimini tam bitirmeden zırhlı birlikleri için gönüllü arandığında kendisi oto tamircisi olmamasına rağmen eğitim subayı tarafından tavsiye ediliyor Diğer bir deyişle subay bundan piyade olmaz diyerek kendisinden kurtulmaya çalışmış olabilir. İşte bu hayatının en önemli dönüm noktası oluyor. İşin komik tarafı babası tüm sınıfları kabul ederim, ama tankı asla diyor.
Burada da yazım tarzında ki bir eksikliğe değinmek istiyorum: Olayları anlatırken bazı geçişlerde tarih vermiyor ya da birden 1943 yılı Temmuz’undan Kasım’ına atlıyor. Sonra da kitabın ana bölümü olan Şubat-Mart 1944 tarihlerinde buluyoruz kendimizi… Özellikle bu açıdan bir editör elinden geçse orijinal kitap iyi olurmuş.
Cephede yaşananları anlatırken, kendilerine destek sağlayan birimler ve silahlar hakkında olduğu kadar düşman tarafındakiler hakkında da son derece anlaşılır ve tekdüze olmayan teknik bilgiler veriyor. Tiger tanklarının operasyonel ve taktik kullanımı, bakım ve onarım sorunları, eksik yanları, gibi birçok konuya son derece dürüst bir biçimde değiniyor.
Alman Propaganda birliklerine ve Luftwaffe Piyade Tümenleri gibi ender rastlanan unsurlara da yer vermiş. Sadece savaş, silahlı kuvvetler, düşmanlar değil, kendi halkı, politikacılar, yakın ve uzak üst komuta kademesi hakkındaki düşüncelerini son derece dürüst ve basit bir dille kaleme almış.
Japon sanatçı Hayao Miyazaki kişisel bir röportaja dayanarak İngilizceye de çevrilen bir manga yarattı. Japonya’da çok ünlü olmasının yanında, Hong Kong menşeli Dragon maket ve figür firması 1/6 ölçek bir figürünü bile çıkarmış.
Tercümesini, aynı yayınevinden çıkan iki Manstein ve Rommel ile Guderian kitaplarını tercüme eden emekli paşamız Erol Uğur yaptı. Bu konudaki tecrübesini ve birikimini özellikle “askeri terimlerle” esere çok güzel yansıtmış. 318 sayfalık bir kitapta birkaç basım hatasının olması normaldir, bir sonraki basında düzeltileceğinden eminim. Askeri tarih meraklısı olarak, “Panzer Ası” ile bu konuda ki iki kitaptan birisini olan bu eseri kütüphanenize ekleyin, derim.