Trablusgarp Harbi, İtalyan deniz ablukası ve karadan ulaşımın imkansızlığı sebebiyle düzenli ordunun mücadele edemediği bir ortamda gerçekleşmiştir. Bu sebeple Osmanlı Ordusu bölgeye gönüllü subaylar göndermiş ve gayrinizami harp gerçekleştirilmiştir. Bu makalede cepheye gitmek isteyen gönüllü subayların doldurdukları özgeçmiş formları ve diğer belgeler (hal tezkiresi) üzerinden prosopografik incelemeler yapılarak aldıkları eğitim, dil seviyeleri, cepheye nasıl katıldıkları ve rütbeleri açığa çıkarılmaktadır.
Okudum. İlgilileri bakabilir.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2013 yılı Kasım ayında basılan 96 sayfalık bu ince kitap yayınevi tarafından 2010 yılında başlatılan “Osprey Askeri Tarih Dizisi”’nin 16. kitabı olmuş.
Ortaçağ askeri tarihi uzmanı David Nicolle tarafından yazılan ve Osprey Yayınevinden çıkan orijinal kitap ise “Campaign” (Sefer/Harekât) serisinin 262. kitabı olarak 2013 yılında basılmış. Serinin diğer kitaplarına kıyasla dilimize çabuk kazandırılmış olan bu eser her şeyden önce, sadece “askeri tarih meraklılara” hitap eden türden!
Bilmeyenler için Osprey Yayınevi 1969 yılından beri Londra’da faaliyet gösteren, günümüzde 25 ayrı seride, toplamda bugüne kadar 3.500 civarında eser vermiş bir firma. İş Bankası sayesinde, ülkemizde askeri tarihe ilgi duyanların 2010 yılında okumaya başladıkları serinin kitapları dilimizde yayınlanırken, bizdeki talep ve ilgi alanı farklı olduğundan, orijinal sıralamayı takip etmiyor.
Ayrıca farklı serilerden kitaplar tek bir seri olarak yayınlanıyor. Örneğin, bugün tanıtacağım kitap, “Campaign” serisine aitken, önceki eser Osprey’in “Met at Arms” (Askerler) serisine aittir. Seçimlerin neye göre yapıldığını bilmiyoruz, maalesef ne seri başladığında ne de bazı kitaplarda herhangi bir açıklama yapılmadı.
Osprey Yayıncılık her biri serisi için standart formatlar seçiyor. Ancak, bazı eserler dilimize kazandırılırken mütercim ve/veya editör arkadaşların yaptıkları çok yerinde eklerle farklı sayfa sayılarına sahip olabiliyor. (Bu açıdan, İş Bankası Kültür Yayınları çok güzel bir uygulama gerçekleştiriyor.)
Yazar, kimilerine göre „kahraman“, kimilerine göre „barbar“ Türkler veya aynı bakış açılarıyla „kahraman“ veya „kahpe“ Bizanslılar tuzağına düşmemiş veya öyle bir tercih yapmamış. 19. yüzyıldan itibaren özellikle Anglo-Amerikan tarihçiler ve
Askerî tarihe ve Birinci Dünya Savaşı'na ilgi duyanlar için alanla ilgili okuduğum kitapların birer cümlelik ana tezlerini içeren ileti oluşturdum ve her yeni kitaptan sonra güncelleyeceğim.
1) Size Ölmeyi Emrediyorum!: Birinci Dünya Savaşına Balkan Savaşlarında ağır bir mağlubiyet alarak giren Türk Ordusunu her türlü Batı bakış açısı ve önyargısından azade olarak daha tarafsız şekilde doktrin, lojistik ve organizasyonel kapasitesi üzerinden inceleyerek her türlü imkansızlığa rağmen profesyonel, yaratıcı bir kurmay zekâ ve ölümüne savaşan bir asker havuzuyla neler yapılabileceğini gösterek bir askerî makinenin fotoğrafını çeker. Birinci Dünya Savaşında Türk Ordularının yönetimini anlamak için başucu eseridir.
2) Osmanlı’da Son Fasıl Türkiye'nin 1911 Trablusgarp Savaşıyla başlayarak 1922 Mudanya Ateşkes Antlaşmasına kadar aralıksız süren 10 yıllık "Osmanlı Veraset Savaşlarını" ağırlıklı olarak diplomatik açıdan inceler, Rus kaynaklarını diğer gelişmelerle senkronize olarak yoğun bir şekilde kullanarak Rusya'nın gözünden olaylara bir bakış açısı sağlar, Sykes- Picot gibi Batılı ezberleri yıkmaya çalışarak ortaya bir "büyük resim" koyar. Osmanlı Devletinin son on senesini merkez çeperine Birinci Dünya Savaşını koyarak anlamak için önemli bir eserdir.
3) Birinci Dünya Savaşı Oldukça kısa ve özet şekliye Birinci Dünya Savaşının "felsefesini" aktarmaya çalışır, Batı Cephesi ağırlıklı olmak üzere Doğu Cephesi ve İtalya- Avusturya Cepheleri üzerinden giderek Osmanlı Devletine neredeyse bir paragraflık yer bile ayırmaz ve İngiliz mizahıyla bütün bunları güzelce harmanlar. Hoş bir kitaptır ve okunması Birinci Dünya Savaşına daha farklı bir pencereden bakmak açısından mantıklıdır.
4) Nablus 1918 Osprey'in görselli, haritalı kitaplardan biri olarak Yıldırım Ordular Grubu'na ait 7-8 ve 4. Orduların
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2013 yılı Kasım ayında basılan 96 sayfalık bu ince kitap yayınevi tarafından 2010 yılında başlatılan “Osprey Askeri Tarih Dizisi”’nin 16. kitabı olmuş.
Ortaçağ askeri tarihi uzmanı David Nicolle tarafından yazılan ve Osprey Yayınevinden çıkan orijinal kitap ise “Campaign” (Sefer/Harekât) serisinin 262. kitabı olarak 2013 yılında basılmış. Serinin diğer kitaplarına kıyasla dilimize çabuk kazandırılmış olan bu eser her şeyden önce, sadece “askeri tarih meraklılara” hitap eden türden!
Bilmeyenler için Osprey Yayınevi 1969 yılından beri Londra’da faaliyet gösteren, günümüzde 25 ayrı seride, toplamda bugüne kadar 3.500 civarında eser vermiş bir firma. İş Bankası sayesinde, ülkemizde askeri tarihe ilgi duyanların 2010 yılında okumaya başladıkları serinin kitapları dilimizde yayınlanırken, bizdeki talep ve ilgi alanı farklı olduğundan, orijinal sıralamayı takip etmiyor.
Ayrıca farklı serilerden kitaplar tek bir seri olarak yayınlanıyor. Örneğin, bugün tanıtacağım kitap, “Campaign” serisine aitken, önceki eser Osprey’in “Met at Arms” (Askerler) serisine aittir. Seçimlerin neye göre yapıldığını bilmiyoruz, maalesef ne seri başladığında ne de bazı kitaplarda herhangi bir açıklama yapılmadı.
Osprey Yayıncılık her biri serisi için standart formatlar seçiyor. Ancak, bazı eserler dilimize kazandırılırken mütercim ve/veya editör arkadaşların yaptıkları çok yerinde eklerle farklı sayfa sayılarına sahip olabiliyor. (Bu açıdan, İş Bankası Kültür Yayınları çok güzel bir uygulama gerçekleştiriyor.)
Yazar, kimilerine göre „kahraman“, kimilerine göre „barbar“ Türkler veya aynı bakış açılarıyla „kahraman“ veya „kahpe“ Bizanslılar tuzağına düşmemiş veya öyle bir tercih yapmamış. 19. yüzyıldan itibaren özellikle Anglo-Amerikan tarihçiler ve
Benim “üstât” adını taktığım Frederick Forsyth, eski bir Hava Kuvvetleri pilotu ve bir zamanlar BBC için basın ve televizyon muhabiri olarak görev yaptı. Otobiyografisinde, bir zamanlar MI6 için çalıştığını da itiraf etti. Yazarın eserlerinden dört film ve iki televizyon mini dizisi yapıldı. Üç Edgar Ödülü kazandı ve 2012'de Crime Writers' Association'dan Diamond Dagger Ödülü'nü kazandı.
Gönül Suveren tarafından tercüme edilen 384 sayfalık bu eseri Altın Kitaplar tarafından 1989 yılında basılmış. Baskı da tercüme de o dönemin “Bestseller” düzeyinde ve gerek üslup gerekse baskı hatası tarzında okumayı zorlaştıran bir durum gözüme çarpmadı.
Bu Soğuk Savaş dönemi gerilim romanının senaryosuna fazla ipucu vermeden değinirsek; petrolün fiyatı varil başına 20 dolara yaklaşınca, ABD Başkanı ve SSCB lideri Gorbaçov, her iki taraftaki askeri muhafazakârların para ve malzeme kaybından dolayı öfkelendiği bir silahsızlanma anlaşması imzalamak istiyorlar. Öncesinde, ABD başkanının tek oğlu kaçırılınca, bunun arkasında ABD’li bir grup petrolcü, sanayiciyi ve hatta politikacı olduğu tahmin ediliyor ve devreye “Quinn” isimli bir “arabulucu” giriyor.
Kitaplarını yazmadan önce, muazzam bir araştırma yaptığı bilinen ve bir “detay uzmanı” ünvanını kazanan Forsyth ilk birkaç bölümde senaryonun arka planını oluşturmaya için bayağı zaman harcıyor. Her iki ülkedeki üst düzey politikacılar, iş adamları, eski askerler, casusların dahil olduğu çok sayıda karakter var.
Özellikle genç okurlara sabırlı olmalarını ve dikkatle okumalarını tavsiye ederim, çünkü ilerleyen bölümler iniş çıkışlarla dolu, adeta bir labirent gibi ilerliyor.
Bazı okuyucular “Çakal” ve “Afgan” kitapları ile karşılaştırmış, bana “Şeytan Seçeneği”’ni anımsattı. Kurgu bazı bölümlerde biraz zorlansa da , çok beğendim. Geniş bir
Jukov, 2. Dünya Savaşı süresince, Sovyet kuvvetlerini yaklaşık bir düzine ayrı seferde kumanda etti ve bunların yedisinde açık zafer elde etti. Üç seferde ise yenişemedi veya tamamlanmamış zaferler elde etti (Leningrad savunması, Moskova karşı taarruzu ve Kamyanets-Podolskiy). Savaş sonrası 'hiç savaş kaybetmeyen' general sözleriyle anılsa da, Jukov Kasım 1942'de Rjev'de Walter Model'e karşı net bir mağlubiyet almıştır. Yine de, 7-3-1 şeklinde bir performans İkinci Dünya Savaşı'ndaki tüm generaller, özellikle bir Sovyet generali için etkileyici bir başarıdır.