Cabir Özyıldız’ın ikinci öykü kitabı Dünyanın Bütün Karıncaları, Ocak 2025’te öyküseverlerin beğenisine sunuldu. Vacilonda etiketiyle raflarda yerini alan eser, yayınevinin mottosuyla okurunu selamlıyor:
“Yolculuğa hazır mısın?”
Özyıldız, bu kitapta bizi “insanın sınırları”nda gezintiye çıkarıyor. Zıtlıklarıyla var olan insanın özlemine, merhametine, umursamazlığına, acımasızlığına, suskunluğuna, çığlığına, öfkesine ve umuduna ayna tutuyor. Öykülerinde ezilenleri, ötekileştirilenleri, görünmez kılınanları, yoksul ve silik hayatları anlatıyor; kendi deyimiyle “diptekilere” umut oluyor. Ve âdeta fısıldıyor:
“Ben sizi görüyorum.”
Kitabın isim babası Yaşar Kemal. Karıncalar, 6 Şubat depremini konu alan “Unutmayın Ha” öyküsüne can veriyor. O büyük yıkımın ardından, kaybı olsun ya da olmasın, herkesin içinde bir yerlerde yankılanan o derin acıyı, insanı insan eden merhametle ve dayanışmayla anlatıyor. Karınca metaforu, yalnızca felaketin değil, iyiliğin de unutulmaz bir iz bırakabileceğini hatırlatıyor. Ve içimizde bir yerlerde yine Yaşar Kemal’in sesi yükseliyor:
“İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş.”
Kitabın açılış öyküsü “Başlangıçların Annesi”, Mahmud Derviş’in dizeleriyle örülen, gidenlerin değil, kalanların hikâyesini anlatan bir Filistin öyküsü. Göğün sonsuzluğunu içine çeken bir karakterin gözünden, dünyanın büyüklüğünü ve yaşamın ne kadar uzak bir ihtimale dönüştüğünü duyumsuyoruz:
“Göğün sonsuzluğunu çekti ciğerlerine. Dünya ne kadar büyüktü. Ve yaşamak hayli uzak.”
Özyıldız, kadınların sıkıştırılmış hayatlarına, dayatılmış varoluşlarına da sessiz kalmıyor. “Buzdan Tuğlalar” öyküsünde, evin yükünü sırtlanmış ama evin hiçbir köşesinde kendine ait bir yer bulamayan bir kadının çabasını anlatıyor. Kabuğunun farkında olan ve onu kırmaya çalışan bir kadının hikâyesi, okurun yüreğinde derin bir yankı uyandırıyor.
“Zamanın çekisi hep kendilerinden taraf bassın istiyorlardı. Bir tek kendilerinde…”
Çember ise, toplumsal bir yaraya dokunan, derin izler bırakan bir öykü. Annesinin suskunluğunda sesi kaybolmuş bir karakterin gözünden, kadının sinmişliğine isyan ediyor Özyıldız. Sinan Cumart’la yaptığı söyleşide “Ben huzursuzsam okuru da huzursuz etmeliyim.” diyen yazar, bu öyküde bu sözünün hakkını veriyor. Duyguları ajite etmeden, umudu eksik etmeden, okuru huzursuz etmeyi başarıyor. Öyle ki bazı öykülerde okur, diğer sayfaya geçecek gücü toplamak için beklemeye ihtiyaç duyuyor.
Özyıldız’ın dili, yalın ama derinlikli. Cümleleri süslemekten çok, kelimelerin özüne inerek güçlü imgeler yaratıyor. Sözcükleri titizlikle seçilmiş, gereksiz hiçbir fazlalık yok; her cümle, anlatının ruhunu taşımak için var. Yer yer şiirselleşen üslubu, anlatının duygusal yoğunluğunu artırırken, okurun öykülerdeki karakterlerle derin bir bağ kurmasını sağlıyor. Yazar, anlatımında ajitasyondan kaçınarak, olayların ve karakterlerin gerçekliğini olduğu gibi sunuyor. Böylece okuru duygusal bir manipülasyona değil, sahici bir yüzleşmeye davet ediyor.
Dünyanın Bütün Karıncaları, insanın içindeki en karanlık ve en aydınlık yerlere uzanan bir yolculuk. Özyıldız, kelimeleriyle okurun vicdanına dokunuyor, sessizlerin sesini duyuruyor ve “Ben sizi görüyorum.” diyerek, görünmez kılınanları görünür kılıyor.