5/10
·160 syf.··
2025 4. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2025 00:48
Yerli kalemlerin düşsel dünyalarla harmanladığı bilimkurgu ve fantazya türündeki çeşitlilik içeren öyküleri bir araya getirilmiş seçkide; bireysel dönüşümden galaktik yolculuklara, teknolojik distopyalardan mitolojik göndermelere kadar uzanan geniş bir yelpaze yer almakta. Her öykü, farklı türlerle flört ederken özgün bakış açılarıyla dikkat çekmeyi hedefliyor. Ancak anlatım derinliği, kurgu bütünlüğü ve karakter motivasyonları açısından öne çıkan metinlerle potansiyelini yeterince açığa çıkaramayan öyküler arasında belirgin farklar hissediliyor. Seçki özellikle yerli bilimkurgu arayışında olan okurlara yeni bakışlar sunmayı vadederken; kimi anlatıların eksik kurgu detayları, okuyucunun düş gücünü tam anlamıyla harekete geçiremeyebiliyor. Bununla birlikte özgün fikirlerin izini süren çabalar ve türler arası geçişlerin cesurca denenmesi, derlemenin genelinde umut vaat eden bir yön çiziyor. 1-Hisler Diyarı (Gonca Royem GÜNDOĞAN); Korku gerilim öyküsünde bazı soruları yanıtsız bırakırken akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık ön plandadır. Öyküdeki hisler diyarı denilen boyutun ne olduğunu ve dilencinin sürekli onlardan bir şeyleri dilenmesi gibi anekdotları kurgulansaydı etkileyici bir öykü olurdu. Bu öykünün bilinçaltı mesajı da dilenciler sizleri kandırsa da onları tatmin ediniz. 2-Kutlama (Melisa PARLAK); Zaman geçtikçe dijitalleşmenin çağına yavaş yavaş adım atmaya hazırlanırken gelenekçi ve nostalji günlerinin özlemini dindiren öyküde yeni teknoloji harikası olan Boris'in maharetini izlerken akıllarımızda Boris adı verilen teknoloji harikası nasıl bir şekile sahiptir? sorusu yankılandı. Boris hakkında birazcık daha detaylar olsaydı öykü, her okurun nutkunu tutukladığı gibi hayallerinde o sahneleri canlandırdı. 3-Benlik Çerçevesi (Bade SABA); Yerli bilimkurgu öyküsünde insanlığın evlerden nadiren dışarıya çıktığı bir dönemde İnci'nin Arzu'ya dönüşmesini anlatıyor. Öyküde benlik çerçevesi denilen aynamsı teknoloji sayesinde kendini değil görmek istediği kişiyi görerek onu taklit ede ede onun benliğine bürünme masalını okuduk. Öykünün bazı yerlerindeki eksiklikler, öyküye derinlik katmadığı için sıkıcı bir hava yarattığından dolayı hem merak hem de durağanlık sayesinde okurun hayal gücünde somutlaşmıyor. 4-Özelleştirilmiş Organik Zeka (SOI) (Gökcan ŞAHİN); Kaleme göre insanlığın SOI destekli otonomlardır. Ondan sonra yeryüzüne gelen uzaylılar, aynı teknolojiden faydalanarak yaşamını sürdürürken çığrından çıkan SOI onları tamamen esir alıyor. SOI, işlevleri veya işleri biterse kendi kendiliğine kapanan teknolojidir. Kalem, öyküde uzaylı ırkına adlar vermediğinden dolayı öyküyü yerli bilimkurgu öyküsü kabul edebilir okurlar. 5-Evrenlerin Kıyısında (Alperen KALIP); Yerli bilimkurgu öyküsünde pusulayla evrenler arası yolculuk yapıldığı dönemde insanlara rahatlık battığını ve elindeki imkanlardan şikayetçi olduğunu görüyoruz. Öyküde didaktik anlatımla bu teknolojinin ortaya çıktığının ve insanlar üzerindeki etkilerini anlatılmıştır. Öyküde olaya dayalı bir kurgu olsaydı insanlara neden bu konuda rahatlık battığını ve bu teknolojinin onları tatmin etmediğini anlardık. 6-Fil Mezarlığı (Mehmet Günay ERCAN); Kaleme göre insanoğlunun kıyameti görmeden başka gezegene gitmek için hazırlandığı bilimkurgu durum öyküsünde insanlığın uzun ömürlü olmasının yanı sıra eskiye özlem duyan gencin, insanlığın gezegeni yaşanmaz hale getirmeyi eleştiriyor. İç dünyasıyla kendimi muhakeme ederek elimizdekilerin kıymetlerini anlamaya çalışıyor. Geminin ne gemisi olduğuna dair detay verseydi öyküdeki sıkıcı havayı dağıtırdı. 7-Aynalar Kitabı 1: Persona Simulakrum (Mümin CAN); Küresel çaplı ve Latince'yi üstün dil olarak kabul edilen bilimkurgu öyküsünde Persona Simulakrum Merkezi (Ardaklı Kişi Öykünçleri Özeği) teknolojisinden bahsediliyor. Ardaklı Kişi Öykünçleri nasıl bir teknoloji olduğuna dair detaylı bir kurgu olsaydı öyküye güzellik ve derinlik katardı. Öykünçler, uyku evresinde mi yoksa gözlere takılan lenslerle mi müşterilere sunuluyor? 8-Allem ile Kallem (Nefise DOĞANGÜNEŞ); Bir komedi bilimkurgu öyküsünde Allem ve Kallem adındaki galaktik şövalyelerin insanların düşüncelerinde beslenen bir gezegeni keşfediyorlar. Bu anlatıyla seslerin ve düşüncelerin doğa için kaybolmadığı hatta ışık hızında farklı gezegenlere sinyal olarak gidildiğini somut bir şekilde ve yüzlerde hafif gülümseme bırakan kurguyla yazılmıştır. Öyküdeki mantık hatası, uzaylıları kendimiz gibi inanç yelpazeleri olan topluluk olarak düşlüyoruz. 9-Uyuyan Tanrı (Mert ÖNCEL); Kaleme göre insanoğlu 2480lı yılları görecek ve yaşanabilir bir gezegen keşfedecek hatta insanların oraya yerleşecek. Küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde Maya mitolojisindeki Kamasoç adlı yaratığın bir gezegenin canlısı olduğunu görüyoruz. Kamasoç'un neden yaşlı insanları yediğine dair detaylar verilmesi daha makul olurdu. Helen ve Roma mitolojileri dışına çıkan kalem; etkileyici öyküsünü ses kayıdı olarak anlatmış. Olay öyküsü formatı denenseydi yine aynı etkileyiciliği görürdük. 10-Tira (Uğur DEMİRCAN); Kısmen yerli bilimkurgu öyküsünde yamyamlık hastalığının nedeni gezegenimize giden kaçan uzaylıların insansı olarak aramıza sızmasıdır. Öyküye kısmen ibaresi getiren Tira adı oldu. Edebi teknikler açısında başarılı olan öyküde uzaylıları gören ulusumuzun verebilecek tepkilerini başarılı bir şekilde tespit edildiğinden dolayı öyküde komedi unsuru olarak gözlere çarpıyor. 11-Beyaz Yazarın Siyah İntiharı (Onur SAKARYA); Bir iklimsel bilimkurgu öyküsünde aşırı derece sıcağın hakim olduğu bir yaz gününde bir yazarın ölüme doğru yürüme karar verdiğini görüyoruz. Öyküdeki mantıksızlık ise yazarın birdenbire ölmeye karar vermesidir. Peki onu ölüme sürükleyen nedenden niye kurgu yoluyla bahsedilmedi. Ayrıca ölüm sebebi de düşsel olarak adlandırılabilinir çünkü öyle bir ölüm çeşidi yoktur. Muhtemelen bağırdığından dolayı duvardan düşen bir tablo veya nesneyle kafayı yarılanarak önce bayılmış ve ardından da kan kaybından ölmüştür. 12-Dysseus’a Yakınma (Nedim Gökhan AYDIN); Öykünün başında verilen kısacık bilgiden yola çıkarak öykünün bir distopya olduğunu görüyoruz. Öykünün devamında ise Dysseus denilen tanrıya yakınan bir Helen'in etkileyici ve çarpıcı söylemleri görüyoruz. Öyküde bu yakınmayı kısa tutup Dysseus'un bu başkaraktere ne yaptı ki bir dokundu bin yakınma işitti. Durağan yapılı öyküde o dokunuşu birazcık kurgulansaydı etkili olurdu. 13-Takibe Takip Yapan Kobra (Toprak Şems TEZCAN); Düşsel kurgu olmayan ve gizli örgütlerin amansız öyküsünde Acario ile Pirmin arasında takibe takip harekatının perde arkasını aralansaydı öykünün elle tutulur etkileyici bir yanı olurdu. Bu gizli örgüt; inançsal olarak Hint ve Mısır mitolojilerinden beslenmesidir. Kısmen olsa da Hindu inancına mensup denilebilinir çünkü Şiva denilen tanrıçaya tapıyorlar. İnançlı okurlar için bu öykü pek ilgi çekemez. Seçkinin farklı türlere cesaretle yöneldiğini ancak her öykünün bu cesareti aynı başarıyla taşıyamadığını göstermektedir. Bazı metinlerin özgün fikirler sunsa da kurgu bütünlüğü, karakter motivasyonu ve atmosfer yaratımı gibi temel unsurlarda eksik kaldığını, bazı öykülerin ise teknik bakımdan güçlü olsalar da anlatı derinliğinde yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte mizah, mitoloji ve teknolojik gelecek gibi geniş yelpazeye yayılmış temalar, türün potansiyelini araştırmak isteyen okurlar için dikkat çekici bir çeşitlilik sunmaktadır. Tüm bu değerlendirmelere bakıldığında seçkiyi eleştirel bir gözle değerlendirsek de türle ilgilenen ve yerli bilimkurgu/fantazya yazarlarını takip etmek isteyen okurlar için seçkinin okunmaya değer bulunduğu söylenebilir. Bu bağlamda eleştiriler seçkinin okunmasını engellemekten çok, nasıl daha iyi olabileceğini işaret etmekte; bu da eserin önerildiği yönünde nesnel bir izlenim uyandırmaktadır.
Öykü
Æther - Sayı 2Æther Dergisi · Plüton Dergisi · 20253 okunma
·
199 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim. Böyle dönütlerin olması oldukça sevindirici, ❤️