·72 syf.····Okunma: 23 Mart 2025 22:31 Jack London tarafından 1912’de yayımlanan “Kızıl Veba” kitabı’, modern edebiyatta post apokaliptik romanların ilk örneklerinden birisi. Yıkılmış ve vahşi bir Amerika’da geçen hikaye, 2013’te dünyayı neredeyse yok eden kontrolsüz bir salgın olan Kızıl Ölüm’ün yayılmasından 60 yıl sonrasını anlatıyor. Az sayıda hayatta kalanlardan biri olan James Howard Smith, pandeminin nasıl dünyaya yayıldığını ve insanların bulaşıcı hastalık ve ölüme nasıl tepki gösterdiğini anlatıyor. 100 yıldan daha eski olmasına rağmen, “Kızıl Veba”, modern okuyucuların pandemiye karşı dünya çapında duyulan korkuyu düşündürüyor. Özellikle de yaşadığımız büyük pandemiden sonra bu eser insanlara daha yakın geliyor.
London’ın romanı, edebiyatta sıkça görülen ve yaygın olan bir tema olan veba motifini ve insanların bulaşıcı hastalıklara karşı atalarından beri duyduğu korkuyu işliyor. Eski zamanlarda insanların sık sık salgın hastalıklarda mücadele ettiği düşünülünce, pandemi korkusu bir yerde genetiğimize işlemiş durumda diyebiliriz.
Eski zamanlarda hastalıklar yayıldığında herhangi bir ilaç yardımı olmazdı. Bu yüzden de enfekte kişilerden kaçmak ve teması engellemek sağlıklı kalmanın tek yoluydu. Hastalıklar çoğu zaman işlenen bir suçun cezası olarak görülürdü.
Veba iyilerle kötüler arasında ayrım yapmaz, tüm toplumsal kuralların kaybına ve bencillik ile hırsa yol açardı.