Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 23 Mart 2025 03:17 Ben okurken dayanamadım sen yaşarken nasıl dayandın, Firdevs?
Firdevs'le Dertleşme:
Gerçek hayattaki insanların sanki sen bir hayaletmişsin gibi seni görmemelerinden ne acı duyarsın Firdevs, ama bak şu an dünya seni tanıyor, hikâyeni okuyor ve artık seni görüyor. Belki geç kalındı senin için ama senin sayende artık kimse sırtını çeviremeyecek geride kalan kadınlara. Herkes dönüp bir Firdevs görecek onların gözlerinde ve sana yapamadıkları yardımı yapacaklar...
Artık görünüyorsun Firdevs, tüm kadınların simasında.
Hikâyeni okurken yaşadıkların o kadar acı doluydu ki kurgu olmasını diledim ama kurgu olmayacak kadar gerçek olduğunu her fark edişimde derinden sarsıldım. Hikâyeni anlatırken şöyle bir cümle kullanmıştın: "Gerçek vahşi ve tehlikelidir." diye. Hikâyeni okurken her seferinde vahşilik sarstı, tehlike ürküttü beni. Yaşadıklarına çok üzülmekle beraber hâlâ seninle aynı hayatı yaşayan kadınların var olabileceği ihtimali beni daha derinden sarsıyor. Umarım bunun için kızmazsın bana. Çünkü senin hikâyende dönüp seni kurtarma şansımız yoktu ama eğer şu an yeryüzünde aynı hayatı yaşayan kadınlar varsa ve biz uzanamıyorsak onlara... vah bize ki ne vah.
Kitabın kapağını merak ettim ve araştırdım bir sanatçının tablosuymuş, açık arttırmada satılmış. Bunu duyunca yüreğim burkuldu hayatına konu olan romanın kapağındaki portre bile satılıyor Firdevs, tıpkı hayatın gibi. Acaba hayatında satılmayan daha doğrusu satmadıkları ne kaldı Firdevs?
Neden bilmiyorum ama hayat hikâyeni okurken Didem Madak'ın Ah'lar ağacı şiirinde geçen iki mısrayı anımsadım hep. Sanki senin için, senin üzerine yazılmış...
"Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya:
Tanrım bana hiç erimeyen,
Kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
Kardeşimle kendimize durmadan,
Olmayan çayları,
Olmayan fincanlardan içerdik.
Olmayan kapıları açardık,
Olmayan ziller çaldığında.
Siyah papyonlu olurdu mutlaka
Resim defterimizdeki damat.
Yedi günde yarattığımız dünya
Mutlu olurduk pastel koksa.
Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:
Olanlar oldu tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!
Gülümsedim o sıra,
Bazen sevinirim,
Sevinmek nedense hep yedi yaşında
Ve ah… dedim sonra,
Ah!"
Eğer bu şiirle tanışsaydın bence en sevdiğin şiir olurdu Firdevs.
Kitap Üzerine:
Muhtemelen bu kitap için; bir kitapçıda, internette kitap gezintisi yaparken, bir arkadaşınız önerirken hep şu söylenecektir: "Bir hayat kadınının hayatını anlatıyor..." Oysa kimse onu bu hayata sokan, onu çaresiz bırakan, her sığındığında onu yaralayıp bir daha bir daha bu iğrenç hayata sürükleyen erkeklerden bahsetmeyecektir. Çünkü her yerde olduğu gibi hep kadın öznesini kullanırlar. Bunun işe yaracağını bilirler. Çok ilgi duyulacağını, çok satacağını bilirler.
Hep kadınları kullanırlar, sonra da hep kadını suçlarlar. Şöyle demişti Firdevs erkekler için: "Erkekler kadınları aldatır, aldandıkları için de onları cezalandırır; aşağılar, bu kadar düştükleri için cezalandırır." Bu hâlâ var olan bir zihniyet değil midir?
Kadın olmanın zorluğunun yanı sıra aslında toplumun kadına bakış açısını da çok güzel ele almış kitap. Firdevs bir sürü sorun yaşıyor ve bu sorunları yaşatanlar hep erkek ama sırf bu sorunları yaşadı diye onu yargılayanlar da erkek.
Kimsenin sorumluluk almadığı, şapkasını önüne koyup kendini eleştirmediği bir dünya Firdevs'in dünyası. Üstelik bu dünyada tüm erkekler, Firdevs'e yaptıklarını kendilerine hak olarak görüp aynı zamanda etrafta ahlak bekçiliği yapan kimseler.
Hikâyenin sonunda Firdevs hiçbir şey hissetmeyen, ölümü kurtuluş olarak gören birine dönüşüyor. Aşık olduğunda aşkı yere göğe sığdıramayan Firdevs'in daha sonrasında aşkı zalimce bulması aslında yaşadığı hissizliği ve boşvermişliği en güzel şekilde örneklendiren durumlardan biri.
Bugün toplumdaki hayat kadınlarına iğrenmek, onları ötekileştirmek yerine onları o hayata sokan, onlar üzerinden para kazanan insanlara iğrenmelerimizi yöneltmeliyiz. Böylelikle belki artık Firdevs'lere geç kalmaz, bir tane dahi olsa kurtarmış oluruz.