Annesi tarafından terk edilen,babaannesi tarafından yetiştirilen Süreyya ile beraber annesinin neden onu terk ettiğini anlamaya çalıştım.Süreyya, annesiye ilk kez kırk üç yaşındayken telefonda konuşur.Bu iletişimden sonra ilk anda ne hisstiğini bile bilmeyen Süreyya hayatını gözden geçirir.Yapılan bu telefon görüşmesinde bildiklerinin ne kadarın doğru olduğunu,sırları öğrenir ve her şeyden önce neden terk edildiğini...
Eşya almakta, sahiplenmekten korkan, terk edilmekten de korktuğu için hep terk eden,kurduğu ilişkileri belli bir noktaya kadar sürdüren ve bir süre sonra kendiliğinden duvarlar örülen ilişkiler kuran, acısını yaşama biçimi genele göre farklı olan,suskun ve ayrıca hayalet yazar olan Süreyya için bütün bitişler yeni bir şeye başlamanın sebebidir.
Süreyya,aslında yaşananları en az etkilerken,yaşananlardan en çok etkilenen biridir.Fakat tüm yaşadıklarını birer atlatılmaz travma olarak görmez,biraz da doğal karşılar.Çocukluğundan bu yana acınmadan bakılmayı isterken,tüm olup bitenlere de duru bir yerden bakar.Bu durumda onu yetiştiren babaannesinin karakter izleri vardır.
Anne Mesude’nin de bakış açısının olduğu roman da Süreyya Türkiye’nin yakın geçmiş tarihiyle hayat hikayesini aktarır.
Romanda her karakter birçok katmana sahipken ,roman anne kavramını işler.Hele ki Süreyya’nın annesinden öğrendiğini yapması derin bir psikolojik tahlil içerir.
Aile kavramı,ölüm,terk edilme,terk edenin ardında kalanlar ve nedenleri psikolojik ve toplumsal zeminde ele alınır.