Nereden başlayacağınızı bilmediğiniz cümleler kurdunuz mu hiç?
Veyahut kurmaya çalıştınız mı?
Ben, bu kitap içinde söylersem söyleyeyim, ne yazarsam yazayım eksik kalacağını biliyorum..
Bu yalnızca bir kitap değil, zihnimde ve kalbimde yaşanmış olan bir hikâyedir benim için..
Öyle ki değil inceleme yazmayı bile kendimde hak görmüyorum. Fakat yine de bir şeyler karalamadan geçmeyeceğim.
Çokça spoiler vereceğim, şimdiden üzgünüm.
Ben bu kitaba aniden rastladım. Normalde kitap almadan önce mutlaka araştırarak alırım. Rastgele bir kitapçıya girdim ve adını sorduğum bu kitabın raflarda, köşede kalmış son kitap olduğunu gördüm.
Hayat boyunca birçok şey yaşarız. Kimine üzülür kimine seviniriz. Bazen aşık olur bazense kederleniriz. Nefret bile duyabiliriz bazen. Bir ırmak Akar ve o ırmağın hangi denize karışacağını bilemeyiz. Ama duyduğumuz nefret bile bizi o koca denize dökülmek için yol aldırır oysa. İşte bu kitap tam olarak bunu anlatıyor.
Tarihin içinden, gerçeklerden, yaşanmışlıklardan ilham alınarak yazıldığı o kadar belli ki; araya bir de muhteşem hayal gücü girince çok daha muhteşem bir kitap ortaya çıkmış.
Kitabı ilk açtığımızda bizi karşılayan şey meraklı bir kadın ve onun bulanmak istediği fotoğraflar. Fotoğrafların dili vardır bunu çokça anlatıyor kitap. Anı uaşar ve geçeriz ama çektiğimiz tek bir karede o an sonsuza kadar kalır. Keşke dedim, keşke ben de gördüğüm her fotoğraf karesinin içine girip o anı yaşayabilseydim.
Birden fazla karakterin olduğu ama ana karakterin canımın canı Settarhan ve ruhu incecik zarif Zehram paylaşıyor.
Tahran'dan Tebrize, Tebrizden Taht-ı Süleyman'a, Batum'dan Tiflis'e, Trabzon'a hatta İstanbul'a uzanan muhteşem bir öykü.
Bu kitabı okumuş değil de yaşamış gibiyim sanki. Sayın Nazan Bekiroğlu öyle kıymetli bir dil öyle kıymetli bir anlatı sunmuş ki bizlere eleştirmek haddime bile değil.
Kimi yerde okurken ağladım, kimi yerde sanki ben aşık oldum, kimi yerde sanki ben aldatıldım ya da üzüldüm, kimi yerde Türklük damarlarım öyle bir kabardı ki geçmişe dönüp şehitlerimiz için birkaç gözyaşı dökmeden okumaya devam edemedim.
Halihazırda İran'ıçok seviyor ve merak ediyorken bu kitaba denk gelmek benim için bir mucizeydi. Çünkü ilgimi kat kat daha arttırdı.
Settarhan öyle bir karakter ki, dünya üzerinde böyle bir insanın var olabileceğini bile düşünemiyorum.
Ruhu zarif, kalbi ince, düşüncesi merhamet dolu, yaşamayı bilen ve hayatta bir ağırlığı olan yağız bir delikanlı.
İyi ki okudum, iyi ki eşlik ettim..
Hala oralarda bir yerlerde bu hikayenin devam ettiğini biliyorum.
Okumuş oldukların arasında birinci sıraya yerleştiğin için daima özenle taşıyacağım bir kitap olacaksın.
Kimsenin buraya kadar bu incelemeyi okuyacağını düşünmüyorum. Ama eğer okuduysanız kitabı yeni bitirmiş birinin üzüntüsü ve iç sızlaması olarak görün bu yazıyı.
Şimdiden keyifli okumalar dilerim.