* Bu kitapta benim için gerçek hayatın yansımalarını bulduğum, kimi zaman sevinçle okudu kimi zaman ise duygulanarak okuduğum öykülerin yer aldığı bir kitap oldu.
* Kitabın içerisinde yer alan öykülerin hepsi birer özel isim içeriyor. Öyküleri okumadan önce kitabın adı olan bavul ile nasıl bir bağlantısı olabileceğini düşünmüştüm fakat kitabın içerisindeki her öyküde karakterlerin kimi zaman kendi bavulları kimi zaman ise başka bir bavul ile olan bağlantısını okuyoruz.
* Kitabın içerisinde yer alan her öykü birbirinden değerli olsa da benim için favori olan öyküler vardı. Bunlardan ilki Seher Hanım’ın öyküsüydü. Kendi halinde bir ev hanımı olan Seher Hanım’ın hayatta nadir zevkleri vardı. İçtiği çay ve bardağı onun için oldukça önemliydi ki komşusuna giderken bile kendi bardağını kendi götürürdü. Ta ki bir gün amansız bir hastalığın pençesine düşüp hayatını kaybettikten sonra binbir emekle yapmış olduğu el işlerinin çeyiz sandığından çıkması ve evlatlarına da bu sandıktan bir şeyler bırakmış olması okurken beni çok duygulandırdı.
* Bir diğer favori öyküm ise Mucize. Bu öyküyü okurken oldukça duygulandım. Enkazdan sağ kurtulan ve mucize olarak adlandırılan birinin ailesini kaybetmenin acısını bavul ile metaforlaştırarak yazarın bize sunması oldukça duygusaldı. “Babamı götüren bavulu çiziyorum ki ben yeniden resmedersem döner gelir belki diye…”
* Bu kitap bizlere bir bavula aslında sadece kıyafetlerin değil acıların, sevinçlerin, mutlulukların, ölümün ve yaşamın sığabileceğini gösterdi.