·129 syf.····Okunma: 20 Mart 2025 03:17 Merhabalar, okuduğum en orjinal kitaplardan birinin incelemesiyle beraberiz. İncelemeye başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki, bu kitap benim uzun süredir alıntılarından hayran olduğum ve okumayı iple çektiğim bir kitaptı ama aylardır bu kitabı okumaya hazır bir ahvalde olmadığım için erteleme üstüne erteleme yapıyordum. Ki nihayetinde okurken bi yandan gerçekten hiç de hazır olmadığımı bir yandan da hayatta belki de hiçbir şeye tam anlamıyla hazır olamayacağımızı derin şekilde hissettim.
İster kitap, ister dizi ister film olsun, belirli his, fikir ve konu üzerine sündürürcesine derinleşen yapıtlar hiçbir zaman benim özel ilgi alanım olmamıştır. Ben olaylar ile hislerin, kurgu ile gerçeğin birbirine karıştığı bir dakika önce gülerken bir dakika sonra seni ağlatabilecek ondan bir dakika sonra hayatı sorgulatabilecek yapımları severim. Bu türle aslında beni tanıştıran Leyla ile Mecnun dizisi olmuştur. Bir dakika önce kahkaha atarken sonrasında salya sümük ağlatan bir dakika sonrasında derin dalmışlıklarla hayatı sorguladığınız anlar yaşatırdı. Sonrasında da ister duygusallık, ister aksiyon ister kahramanlık temalı olsun, sadece o tema üzerine yoğkmemiştir. Anlamak, hissetmek, kavramak göstererek değil bizzat hayatın kendisi gibi aunlaşıp anlattıkça daha derine işleyeceği zannıyla hareket eden yapımlar beni pek çehval ve hisleri pişirerek hakikatine ulaşır.
Mevzu bahis kitabımız da tam olarak böyle bir kitap. Hem dili, hem duyguları hem de konusu itibariyle sizi ordan oraya gezdirip sonra aldığı yere bırakıyor ama size arka bahçenizi burası neresi abi diye sorgulatıyor. Normalde bir kitaptan çok fazla alıntı yapan kişilerden sıkılırım. Tabii ki kendi profili ve arşivi ne alıntı isterse yapar ama bazen sırf post çıkarmak için bunu yaptıklarını hisseder ve rahatsız olurum. Bu 129 sayfalık kitaptan kaydettiğim alıntı miktarı ise belki sayfa sayısıyla yarışıyor ama sebebi ben değil kitabın yazım kalitesi. Yazılan satır ve hislerin nasıl keskin ve yoğun hale getirildiğini, kitap uzasın diye hiç ama hiç ucuz satırların arasına gömülmeden çil çil altınların masanın üstüne serildiği bir kitap olmuş.
Aylin Balboa'nın kalemine ve zekasına hayran oldum zira gerçekten yazım tekniği ve kalitesi benim için çok tatmin edici seviyede idi. O seviye ki gerçekten Aylin Balboa'nın kim olduğunu merak edip röportajlarını dinledim.
Şunu söylemeden geçemeyeceğim: Belki bazılarınıza hayal kırıklığı bazılarınıza da iç rahatlığı olabilir ama aslında Osman yok! Osman'ın doğmasına kısmen vesile olan Aylin ablamızın eski kırığı Oğuz diye biri varmış ama Aylin Balboa'nın dediğine göre kitaptaki hisler tamamen kendi hissi ve durumu olmaktan ziyade güçlü bir giriş noktasından çıkıp kalemle zenginleşmiş bir edebi eser olması için yazılmış. Bu kitabı okuyup da beğenmeyecek biri olduğuna inanmıyorum. Eğer kitap okumakta zorlandığınız bir dönem ise size çok iyi gelecektir.
Son olarak kitabın puanına gelecek olursam; ben bu kitabı "Değiştirmek veya geliştirmek isteyeceğim hiçbir şey bulamadığım ve okurken mest olduğum, hayatım boyunca da zihin ve kalbimde yeri olacak bir kitap" grubuna koyarak pek nadir yaptığım birşey ile 10/10 veriyorum. Bu tarz kitapları ilerleyen dönemde çok daha fazla okumak niyet ve açlığı ile incelemeyi sonlandırıyorum. Keyifli okumalar :)