"Her biri biraz ben" dediğim şahane bir kitabı değerlendireceğiz bu incelemede. Hindistan, İtalya ve Kanada'da yaşayan Smita, Giulia ve Sarah'ın hikayelerini, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, kadınların maruz kaldığı baskıları ve zorlukları ele alan bir kitap.
Saç Örgüsü kitabı ilk basımı 2020de olan ve o günden bugüne de 40 dile çevrilmiş, Fransız yazar, yapımcı, oyuncu ve senarist olan Laetitia Colombani ye ait bir eser. Bu sene 8 martta netflixte kitap sinemaya uyarlanacaktı ama henüz yayında değil.
Kitapta yer alan ana karakterlerimiz;
1- Hindistan'ta ağır bir kast sisteminde kızı için mücadele eden bir anne olan Smita
2- İtalya'da aile geleneğini sürdürmek için uğraşan Giulia
3- Erkek egemen iş dünyasında var olmaya çalışan Sarah
Smita:
Smita, Hindistan’ın küçük bir köyünde yaşayan bir Dalit kadını. Kast sisteminin en alt tabakasında yer aldığı için toplumdan dışlanmış, ağır bir ayrımcılığa maruz kalan bir kadın. Annesinden devraldığı işi, insanların dışkılarını temizlemek… Ancak Smita, kaderinin kızı Lalita’ya miras kalmasına kesinlikle istemiyor. Tek istediği kızının okuması. Bundan dolayı tüm parasını okulun öğretmenine vererek Lalita'yı büyük bir umutla okula gönderiyor. Ama ne yazık ki okulda işler düşündüğü gibi gitmiyor ve bir dalit olmasından ötürü okulda eşit eğitim hakkına layık görülmeyip sınıf içerisinde zorbalığa maruz kalıyor. 6 yaşındaki Lalita kendini ezdirmeyip kabul etmiyor ama bu zorbalığı. Bu kısımda gurur duydum gerçekten Lalita ile.
Smita düzene başkaldırmayı o gün karar veriyor ve kendi kendine söz veriyor. Bir daha asla nefesini tutarak yaşamayacağına. Bundan böyle özgürce ve onuruyla nefes alacağına söz veriyor kendi ve kızı için.
Düşüncesini kocasıyla paylaştığında tabi kocası bunun çılgın bir düşünce olduğunu kaçarken yakalanırlarsa başlarına çok kötü şeyler geleceğini ifade ediyor. Smita burada anlıyorki kocasından hayır yok bunu kızıyla beraber yapması gerektiğini anlıyor ve kaçış planını hazırlıyor. Zorluklarla karşılaşsa da sonunda kaçıyorlar köylerinden.
Yazar onların kaçış hikayesini yarım bırakıyor. Babası onları yakalayacak mı? Hayallerine ulaşabilecekler mi? Bilmiyoruz. Ama Smita'nın içindeki inanç ve azimle Lalita’nın kaderinin değişeceğine inanıyoruz. Çünkü Smita, toplumun kurallarına başkaldıran, özgürlüğü için savaşan bir anne. Ve biz de biliyoruz ki onun mücadelesi, Lalita'nın aydınlık geleceğinin temeli olacak.
Giulia:
Giulia, İtalya’da babasının sahip olduğu geleneksel bir peruk atölyesinde çalışan genç bir kadın. Babasının geçirdiği kaza sonucu atölyenin tüm sorumluluğu aniden Giulia’nın omuzlarına yükleniyor. Ancak kısa süre sonra babasının işletmesinin aslında iflasın eşiğinde olduğunu öğreniyor. Bu kısımda ya yenilikçi bir fikir bulup atölyeyi kurtaracak ya da aileyi iflastan kurtarmak için sevmediği adam ile evlenecek.
Ben biraz Giulia karakterini farklı kıtalarda yaşayan Smita ve Sarah karakterlerinin birleşimi noktasında aracı olan karakter olarak oluşturulduğu düşüncesindeyim. Çünkü burada büyük bir mücadele yok bana kalırsa ya da yazar bunun üzerinde çok durmamış.
Sarah:
Sarah’nın hikâyesi bize kadınların iş dünyasında karşılaştıkları ayrımcılığı, cam tavan etkisini, güçlü görünme zorunluluğunu ele alıyor. Aynı zamanda kadınların kariyer ve özel hayat dengesini sağlamanın zorluklarını da ele alıyor. Özel sektörde ilk 2 şirkette tek kadın yazılımcı olarak çalışan biri olarak bana Sarah'ın yaşadığı sıkıntılar çok tanıdık geldi.
Sarah Kanada'nın en başarılı avukatlarından biri. Hukuk dünyasında yükselmek için büyük çaba harcamış ve kendini kanıtlamak zorunda kalmış kitaptaki tabiriyle de bir Amazon kadını. Kendini işine adamış bir kadın olmanın bedelini hem annelik görevleri hem de iş hayatındaki mücadeleleri arasında sıkışarak ödüyor ne yazık ki.
Zorluklarla mücadele edip kariyerinde zirveye ulaşmışken, kanser olduğunu öğreniyor Sarah. Bu hastalığı kabullenmek yerine ona da bir davaya yaklaşır gibi yaklaşıyor başlarda, hastalığının onun güçlü imajına zarar vereceğini ve kariyerini bitireceğini düşünüyor. Ki düşündüğü gibi de oluyor. Büyük bir titizlikle saklamaya çalışsa da sonunda öğreniliyor hastalığı ve korktuğu tüm her şey başına geliyor.
Sarahın hikayesinde tek sevindiğim nokta, zamanla hayatta neyin gerçekten önemli olduğunu fark etmeye başlıyor tedavisi sürecinde. Yıllarca işini her şeyin önüne koymuş ve çocuklarına yeterince vakit ayıramamış biri ama Kanserle mücadelesi ona, hayatını ve önceliklerini yeniden gözden geçirme fırsatı tanıyor.
Kitapta yer alan üç farklı kıtadaki 3 farklı hayat yaşayan bu kadınlar, yazar tarafından birbirlerinin hayatını saçlar üzerinden bağlıyor. Smita'nın o mabedde kestirdiği saçlar, Giulia’nın peruk işine can veriyor. Giulia'nın ürettiği özel peruklar da, Sarah’nın kanser tedavisi sürecinde kendisini daha güçlü hissetmesini sağlıyor.
Bu kitap neden önemli?
Saç Örgüsü sadece üç kadının hikâyesini anlatan bir roman değil; kadınların maruz kaldığı eşitsizlikleri, mücadeleleri ve dayanışmayı anlatan bir eserdir.
Kitap kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve dayanışma konularında önemli mesajlar veriyor. Özellikle kadınların birbirlerine destek olmalarının gücünü ve toplumsal değişimin bireysel cesaretle nasıl başlayabileceğini vurgulayan güzel bir eser.
Eserimi büyük bir ruh ağı gibi
Birbirlerine saçlarıyla bağlanan o kadınlara ithaf ediyorum
Seven, doğuran, ümit eden,
Binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan
Eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara.
Onların savaşını biliyorum,
Gözyaşlarını ve sevinçlerini paylaşıyorum,
HER BİRİ BİRAZ BEN
Kesinlikle okunması gereken şahane bir eser. Tavsiye ederim