Gönderi

7/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 20:16
Yaban, Karabibik ve Küçük Paşa eserinden sonra köyü ve köylüleri konu edinen, devrin gerçekçilik düşüncesine uygun olarak yazılan üçüncü eserdir. Ancak Yakup Kadri konuyu diğer ikisinden farklı olarak tarihi ve sosyal bir problem şeklinde kaleme almış. Yaban, gerçekçilik akımına uygun olan bir eserdir. Emile Zola ve Honore de Balzac’tan etkiler taşıdığı görülmektedir. Eserde özellikle de köylü kahramanların anlatılışında natüralizm akımının izleri de görülmektedir. Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale cephesinde sağ kolunu kaybeden subay Ahmet Celal, İstanbul'un işgal edilmesiyle birlikte gidecek yer bulamayınca askerlerinden Mehmet Ali’nin daveti üzerine Anadolu'da bir köye yerleşir. Milli Mücadele'nin devam ettiği günlerde ismi verilmeyen köyde yaşadıkları ve Anadolu köylüsü hakkındaki gözlemleri sonucu oluşan düşünceleri romanın konusunu oluşturur. Aslında roman ilk başta cahil kalmış köylülerin eleştirildiği şeklinde bir intiba oluşturmaktadır. Hatta bu nedenle yazar eleştirmenler tarafından sert bir şekilde eleştiriye maruz kalmış. Benimde bu kitabı okumak isteyişimin asıl nedenlerinden biridir bu eleştiriler. Ancak romanın bütünü düşünüldüğünde bir paşa çocuğunun köydekileri garipsemesi ve kötülemesi üzerine başlayan düşünceler daha sonra İstanbul’da yaşayan aydınların eleştirisine dönüşür. Yani köylülerin bu kadar cahil olmasının sebebi aslında onları yüzlerce yıldır sömüren, yoksul bırakan ve eğitmeden yok sayan aydınlardır diyebiliriz. İşte romanın en önemli yeniliklerinden birisi de yüzlerce yıllık unutulmuşluk sonrasında Anadolu halkının içinde bulunduğu durumdan yazarın kendini de dahil ederek aydınları suçlamasıdır. Kurtuluş Savaşı’nın arka yüzüne yani Anadolu ve halkına ışık tutan bir eserdir. Bu romanda Anadolu’nun yüzlerce yıldır kaderine nasıl terk edildiğini acı bir tablo halinde bulabiliyorsunuz diyebilirim. Yokluk içerisinde dünyadan bihaber yaşayan, eğitilmemiş ve bir kenarda unutulmuş Anadolu halkının içinde bulunduğu her türlü kötü koşullara rağmen vatan için bedel ödemişlerdir. Kurtuluş mücadelesi başladığında Yakup Kadri Karaosmanoğlu Ankara’ya gelmiş, Milli Mücadele’nin içinde bulunmuş ve Anadolu’yu gezme fırsatını bulmuş. Yunan işgalleri sonrasında bölgelerin araştırılması için kurulan Tetkik-i Mezalim heyeti içinde de bulunan yazar işgal sonrası bölgeleri yakından gözlemleme fırsatını da bulmuştur. Bu nedenle mücadele boyunca fedakar davranan köylünün aslında nasıl bir bakış açısında olduğunu, bitmez bilmeyen savaşlardan nasıl bitkin düştüğünü ve kolaylıkla kandırılabileceğini gözlemlemiştir. Bu nedenle gerçekçi bir gözlem sonucunda köylünün durumunu eleştirir gibi aktarsa da sonunda en büyük suçun köylüleri cahil bırakan aydınlar olduğu gerçeğini dile getiriyor. Keyifli okumalar...
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
·
1 +1'leme
·
1.458 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.