Gönderi

Puan vermedi·110 syf.··
2025 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2025 14:40
Hatırşinas'ta oturmuş kediyi ne zaman gömeceğimi düşünüyorum. O kadar yorgunum ki gömmemek geliyor içimden. Oysa bunun mümkün olmadığını biliyorum, elbette gömeceğim; hepsi bahçemizde, hemen dibimizde yatıyorlar. binada geçen 50 senelik ömrümüzün son aylarında hâlâ toprağa verecek kedimiz var. hepsi kaderlerinden bihaber yeşilliklerin içindeler mutlular; ne zaman görsem hemen yanı başımdalar, büyük olasılıkla karınları hep aç. Hepimizin hayatı sona eriyor. Büyük, büyük 50 senelik ömür. Küçük toprak kazıları, aynı yere gömdüğümüz topraktan küçük kemikler çıkınca ne olduğunu anladığımız onlarca kedi... gusev, kara kızım, oğlum, ikinci oğlum, Dodi, KP ve daha nicesi. Artık mahallemizde son vakitlerimiz. Yeni binalarda yeni insanlar ve bir sürü çocuk. Dünyaya yeni gelmiş olmanın sevinci, katıksız bir mutluluk ve seçeneklerin sonsuzluğu. dut ağaçlarından düşen murat'ın acısı, ya da futbol oynayamayan bacaklarım için bitmek bilmeyen plaj yolu, geceyi nezarethanede geçiren amca oğulları, zihnimde el ele verip süslenmiş on binlerce hatıra gözlerime, zihnime akıyor şimdi. Oysa kalkmalı ve kediyi almak için veterinere gitmeliyim. Sabah onu bulduğumda ağlıyordu, acısı biri körmüş gibi kısılmış gözlerinden belli oluyordu, hızlı hızlı soluk alıp veriyor ve itiraz ediyordu, sanki çok ama çok uzun zamandır dünyadaymış gibi tadına baktığı yetmişçesine gitmesi isteniyor dünyadan ve o, o küçücük bedeniyle, üzerinden koca bir araba lastiğinin geçip kırdığı belinin acısı ve ağrısıyla ağlıyor. Onu veterinere götürdüm ama fayda etmedi, sabah saati kimse yoktu çünkü. Kapıda 24 saat açık yazısı vardı ve ona güvenip zile bastım ama, kimse yoktu. Geldiklerinde de zaten yavru kedi ölmüştü. Birazdan gömeceğim kediyi ve sadece biraz zaman geçsin diye gelip oturdum buraya. Her şeyin hatıraya dönüştüğünü ve her şeyin öldüğünü, herkesin öldüğünü biliyorum. Yaşım gereği annemin, benim ve melo'nun; sevdiğim insanların ve zamanların öleceğini ve gezegenin toprağına karışıp yok olacağımızı da biliyorum. Bunca sene ölmüş olan bütün sevdiklerimi sabahleyin bazen bir fatihayla anarken bu Fatiha'nın kendime de okuduğum bir dua olduğunu da biliyorum. Heyecan duymak, sevinmek, okuduğun bir kitapta ya da izlediğin bir filmde yakaladığın şeylerin verdiği keyif veya bir süredir tanıdığın birisi aşık oldu diye onun yaşadığı bütün sakarlıklarda acaba bu o mu? diye merak ettiğim şey.. . Bütün hepsi olurken, kediyi nasıl gömeceğim, evde ne yapacağım, binadan nasıl ayrılacağız, 50 sene ne çabuk geçti, ölene dek yabancı bir binada ve bizi tanımadığı için belki merhaba bile demeyecek insanlarla nasıl yaşayacağım diye düşünüyorum ve gökyüzünde bu bulutların hiç açmamasını istiyorum..lütfen güneş çıkmasın ve hiç bir yer ısınmasın. Lütfen hava daha iyi olmasın. Bu asık surat, bu keyifsiz ve neşesiz duruş, bulutların üst üste binip ağaçların üzerine karanlıklar koyduğu bu somurtan bakış devam etsin. Fırtına ve yağmura hiç kimseye sevgisi olmayan bir rüzgâr eşlik etsin. Küçük kemik parçaları elime gelip de ağlayacak olursam, onun sebebi de buralardan gidecek olmamız olsun. Yabancıyız hepimiz hepimize. Eskisi kadar sevmiyorum hiç birinizi, ve taşınırken emin olun bir çok insana dağıtacağım nicenizi. Eşyalarımız satışa çıkacak; koltuklar, sandalyeler, dolaplar satılacak. Erkenden vedalaşacağız komşularla ve bir daha belki de kimin cenazesinde bir araya geleceğiz. Ufalanıyoruz, geride kalıyoruz, biletimiz buraya kadardı demek ki. İyi ki ölmek var, iyi ki boşa ümit etmemek. Saatler birbiri peşi sıra koşarken dünya dev bir heyula, dev bir uğultu içinde yaşayışımız, geriye bir şey kalmayacak hiç birimizden ve bir gün yine hiçliğe karışıp biteceğiz. Tam da şimdi Uranüs’te büyük fırtınalar, tam da şimdi Satürn’de devasa rüzgârlar, sonsuz sayıda gezegende nedeni olmayan kimsesiz dönüşler, neden ki, ama sonuçta varlar. Neden, diye sormanın bir anlamı da yok, çünkü bir kediye araba çarptı bugün ve kırıldı beli. Arif’ten alacağım kazmayla kazacağım yatacağı yeri. Binalar yıkılıyor, yaşlanmış eski mahalle sakinleri başka semtlere, mahallelere, hatta şehirlere taşınıyorlar. İncir ağacımız, elma ağacımız hepsi kesilecekler. Bitmeyecek bir unutuş başlayacak sonra...kedi kemikleri, dut ağaçları, isimli isimsiz kediler, bazı martılar, kötü niyetli kimi kargalar, ilk aşklar, ölmüş babalarımız, toprağa verilmiş bütün arkadaşlar, çocukluklarımız ve bütün güzel hatıralar, işte bu hayat, hepimiz... silinip gidecekler. Bir derin iç çekiş, bir nefes verişlik ömrümüz ve buna rağmen bitmeyen çocuk oyunları, çocuk isteyişleri, bitemeyen çocukluklar... Kahvemi bitirdim ve hava az da olsa soğudu, çok da güzel oldu böyle. Şimdi kediyi almaya gidebilirim.. ardından, buraya dönersem eğer, bir kahve daha içesim var. Böyle fırtınaya benzeyen havalarda öyle güzel oluyor ki oturup kahve içmek, bir de sessiz sessiz yazmak...
Ölümü AtlatmakWilhelm Schmid · İletişim Yayınları · 078 okunma
·
360 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Merhaba. Kitabın PDF'i var mı acaba
Cem
Gönderi Sahibi
Bilmiyorum. Anna's archive sitesine bakın istetseniz