·517 syf.····Okunma: 28 Mart 2025 18:46 Her şey işçi sınıfından Martin Eden'in bir olay sonucu burjuva sınıfından Ruth ile tanışmasıyla başladı. Bu tanışmadan sonraki devam eden süreçleri genel olarak birkaç başlıkta anlattım.
Bir aşk hikayesi: Martin, Ruth'a duyduğu aşk onu ilk gördüğü andan itibaren o kadar yoğun bir şekilde kendini gösterdi ki hayatını aşkına layık olabilmek için harcadı.
Bir yazarlık ve mücadele hikayesi: Aşkı uğruna kendini geliştirmek için okudu, okudu ve okudu. Sonra yazdı, yazdı ve yazdı. Bir yazar olmak uğruna günde dört saat uyuyarak kendini geliştirmeye çalıştı. Parası yoktu ve gerektiğinde yemek parasından kesip, o parayı yazı işlerine yatırdı. Yazdığı hikayeler, denemeler yayınevlerinden reddedildi. Çevresindeki insanlar, Ruth da dahil olmak üzere, ona inanmadı, destek olmadı. Ama o bıkmadan, usanmadan okumaya ve yazmaya devam etti.
Bir sınıf hikayesi: Martin içinde bulunduğu işçi sınıfından aşkı uğruna yola çıktı ve burjuva sınıfını tanıdı. İşçi sınıfı ile burjuva sınıfının arasındaki farkları net bir şekilde gördü ve yaşadı.
Bir arada kalma, hayal kırıklığı ve yalnızlık hikayesi: Martin kendini geliştirdikçe kendi sınıfından uzaklaştı. Burjuva sınıfına girdikçe de bu sınıfın hayalindeki gibi olmadığını gördü ve artık her iki sınıf da onun için anlamsız hale geldi. İki sınıf arasında kalan Martin artık yalnızdı ve bu yalnızlık içinde yolunu ve anlamını kaybetti.
Kitap Martin'in hayat hikayesi. Bu hikaye içinde Martin hayattaki birçok şeyin gerçek yüzüyle karşılaşıyor. Bir gün çok ünlü ve zengin bir yazar olduğunda çevresindeki insanların ve yayınevlerinin gerçek yüzünü görüyor ki buna aşık olduğu Ruth da dahil. Burada Şener Şen'in Milyarder filmi aklıma geldi :)
Aslında hikaye bir mücadelenin yenilgisidir. Hayata yenilgisi, insanlara yenilgisidir. Her ne kadar okumaya ilk başladığınızda bu mücadele sizi heyecanlandırsa da hayal kırıklığı ile biten bir yenilgi ile bu heyecan yok oluyor. Hedeflediğiniz amaca doğru mücadele ederken, etrafınız sizi kendi yaşam standartları içine mahkum etmeye çalışıyor. Martin hem düzgün bir işte çalışıp hem yazar olabilir miydi bir soru işareti.
Martin'in hayatı ne kadar değişse de özünde aynı insan olarak görüyor kendisini. Ama artık çevresi aynı değildir. Çevresinin ona yaklaşımı değiştikçe hayat anlamsızlaşıyor ve yalnızlık başlıyor.
Bir asır önce yazılmış eser, içindeki olaylarla, kişilerle sanki günümüzü anlatıyor. Yıllar geçse de hayat ve insanlar hep aynı kalıyor.
Kitaptan bir alıntı ile bitiriyorum;
"Aşk, yayınlardan ve halkın ilgisiyle besiye çekilmesi gereken kötü ve çirkin bir şey midir?"
İyi okumalar